çentik









2010 Dünya Spor Karması

“Dünya Kupası da neymiş siz bizim ayağımızın altına pas pas olun” şeklinde bir ima sezdim ben-ki fazla iddialı olduğunu düşünmekteyim.

Yaz gelirken artan konser, festival organizasyonlarının paralelinde spor olaylarında da kocaman bir artış mevcut. Kültür-Sanat yazarımız Duygu’nun İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti yazısından esinlenerek ben de spor olayları karmasıyla sahaya çıkmaya karar verdim. Bu yazıdaki spor olaylarımız az ama öz ve aslında her biri kocaman. Bakınız...

 
2010 Dünya Kupası. 11 Haziran 2010. Güney Afrika. Ekinoks misali 4 senede bir gerçekleşen bu devasa organizasyon tamı tamına 1 ay boyunca futbol severleri “Kaç kaç?” sorusunu sormak zorunda bırakacak. Ev sahibi Güney Afrika ve Meksika arasındaki maçla başlayacak 22+1 adam(yan hakemleri adamdan saymadım) küre şeklinde bir koyun derisinin peşinden koşmaya. Kamuoyu araştırması yaptım fakat bu sene açık ara farkla favori bir takım bulamadım. Brezilya diyen de var İspanya diyen de, İngiltere de olabilir İtalya da diyorlar, hatta Almanya diyen bile oldu. “Türkiye ne yapar sence?” diye sorması muhtemel konudan bir haber okuyucularım için belirtmek isterim ki bu sene YOKUZ diyoruz. Biz, oralara gitme şansı bulamayanlar, TRT ekranlarından bağlanacağız Afrika’ya. Konuyla ilgili dikkatimi çeken bir nokta da Sex & The City 2. Ne alaka diyenlere afişi gösteriyorum hemen aşağıda. “Dünya Kupası da neymiş siz bizim ayağımızın altına pas pas olun” şeklinde bir ima sezdim ben-ki fazla iddialı olduğunu düşünmekteyim.
 
 
Şu sıralar hali hazırda devam etmekte olan bir Fransa Açık Tenis Turnuvası var ki nam-ı diğer Roland Garros. Özellikle erkeklerde büyük süprizler var. Kadınlarda Venus Williams(2), Maria Şarapova(13); erkeklerdeAndy Roddick(8), Andy Murray(4) ve son olarak Roger Federer(1) elendi gitti grandslam sahnesinden. “Biz”i merak edenler için belirtelim: Marsel İlhan malesef ana tabloya adını yazdırmaya bir adım kala bu şansı kaçırdı, şimdi Wimbledon için harıl harıl çalışıyor. 21 Haziran-4 Temmuz arasında izleyeceğiz maçları aklınızda bulunsun. 
 
Beko Basketbol Ligi finalinde alkolü sahalardan çekme kararı ile allak bullak olan bir Efes Pilsen ve onun karşısında ki bisküvi tadındaki Ülker karşı karşıya geldi. Ve bisküvinin fendi birayı yendi, Ülker şampiyon oldu. Ama ondan da büyük bir olay var bu sene Türkiye’de: 2010 FIBA Dünya Şampiyonası. 28 Ağustos- 12 Eylül arasında İstanbul, Ankara, İzmir ve Kayseri’de gerçekleşecek maçlar. Favori tabi ki ABD ama Çin de pek çok kişi tarafından şampiyon olabilir yorumları alıyor. Paket biletler tükenmiş, günlük biletler ise 11 Haziran’da satışa çıkacak. İlginenler elini çabuk tutsun derim.
 
 
Gönlüm istiyor ki bu ve benzeri pek çok olayını zamanı geldikçe ayrıntılarıyla yazayım. Sözüm olsun ki bu konuda elimden geldiğince çaba sarfedeceğim. Ve fakat spor yazarı olmak iyi, güzel, hoş da henüz daha karnımızı doyuramıyoruz onun sayesinde. İşe girme telaşesi içerisinde bazı gecikmeler olursa affola. Yorumlarınız ve tavsiye organizasyon incelemelerinizi bekliyorum anacığım...
 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Ekstrem Sporlar
Tarih : 02.06.2010 22:58:36

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
9d2c (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası