çentik









“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?

'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!

 

 
Hepimiz hayatımızın bir döneminde “Abi bu Japonlar çok zeki adam, hayranım bu adamlara!” sözünü duymuşuzdur... Adam yıllarını Kyota’da, Tokya’da geçirmiş ve bu dönemde edindiği deneyimlerini, bizle paylaşıyormuş gibi konuştuğu için de çok da fazla bir şey söyleyememişizdir!
 
Peki Japonlar gerçekten de sandığımız kadar zeki adamlar mı?
 
Tamam, Tsubasa falan da bir başlangıç sayılabilir, ama benim Japon müktesebatım lise yıllarına dayanır!
 
Okulda düzenlenen Japon haftası etkinliklerine mühim Uzak Doğulu konukların yanında her yıl bu kez Barış Manço’nun da katılacağı söylentisi yayılırdı, sonra bir gün Barış Manço’nun artık hiçbir toplanyıya katılamayacağı haberi geldi...
 
O dönem Japonca bölümünde okuyan arkadaşlara sorsak daha sağlıklı bilgi alırdık aslında, ama nedense o zaman bir Japon merakı uyanmamış bizde...
 
‘Kara Sevda’yla ‘Domates, Biber, Patlıcan’la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!
 
Toyota’ı yapan adamla, akşam yemek yediği restoranı kahvaltıda bulamayan adam aynı kişi çünkü... Ve bu bir değil, beş değil, on değil... Hemen hepsi...
 
Peki bir sihri, formülü yok mu bu işin? Paslanmaz, kir tutmaz, evladiyelik Japon mallarının alemet-i farikası ne ola ki?
 
Adam Toyata’yı yapabiliyor ve onun dışında aklınıza hemen ne gelirse yapamıyor, evet!
Çünkü adam ömrü boyunca Toyata yapmaktan başka bir şey yapmamış!” İşlerine öyle bağlılar ve saygı duyuyorlar!
 
Bizdeki işi oluruna bırakma anlayışının zerresine rastlanmıyor... Her şeyden emin olmak istiyorlar; ne, nerede, niçin, ne zaman, nasıl ve kiminle yapılacak! Koordinatları tam olarak almış bir Japonu durdurmanın pek bir yolu yok...
 
Ama aynı adama “ Watanebe abi biz şirketin yerini değiştirdik, Toyota’yı Mecidiyeköy’de değil de Bakırköy’de yapacağız, bir otobüse atla da geliver abicim, otobüsün numarasını da unuttum, diğer hat çalıyor, öptüm kapatıyorum” derseniz, kuvvetle muhtemel ki ‘Watanebe abi’ gün sonunda çaresizlikten ve utancından Seyrantepe civarında  “Seppuku” yapacaktır...
 
İçsel zekası oldukça gelişmiş Japonların sosyal zekası yüksek kesimlerde sıfırın altına kadar inebiliyor...
 
O yüzden Japonları hep teknolojik aletler yaparken hayal etmek ve mümkünse hiçbiriyle karşılaşmamak hayallerinizin yıkılmaması açısından en hayırlısı olacaktır...
 
Son bir not bu satırların yazılmasına imkân verenToyota reklamına! Tamam biliyoruz kimse bizim babamızı övmek için reklam yapmaz, ama kendi malını övmek de insanın gözüne bu kadar sokularak yapılmaz... Arabalardan pek anlamıyorum, hatta ehliyetim bile yok, yani sizin hedef kitleye pek girmiyorum, ama benim arabadaki ilk aşkım Vosvos’tur, çocukluk deyimimle ‘delik araba!’ Yeteri kadar Türk lirasını ve ehliyeti cebime koyduğumda, aklınızda olsun istedim!
 
 

Editör / Yazar : Ümit Buget
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 30.01.2011 11:26:49

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
544f (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ümit Buget - Diğer 10 Yazısı

“14 Şubat, Habur ve El Arabası
Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?
'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!
“Tayyip Erdoğan'ın Yol Haritası
Bazen siz çok istediğinizde ve kafi derecede gayret gösterdiğinizde hayat topu önünüze yuvarlayıverir... Hagi'li bir takım, basiretsiz bir belediye başkanı, artık istediğinizi elde etmek için neye ihtiyacınız varsa!
Noel Amca!
İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca?
Yağmur yağsa, şimşek çaksa...
Meğer sözlerini “sırılsıklam" diye hatırlamaya çalıştığım melodi Teoman'ın “Paramparça"sının nakaratıymış.. Bu şarkının Ortaçgil versiyonu, sabahtan yatana kadar aynı şarkıyı dinleyen kulaklarımız için hoş bir mola olabilir diye düşündüm.
Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor...
Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Önce insanım ben!
Hem böyle yapınca ne Yılmaz Özdil gibi kendimi zorlayıp Gazze için bir şeyler yapmayı alaturka bulmam gerekiyor ne de insanlık dışı bir saldırıda yanıma Hitler'i alıp ne kadar İsrailli varsa topyekûn üstlerine saldırmam...
Sevgili Günlük!
“Ölmedikçe, yaşat umutları, Bir dala tutun her zaman. Eğer, hiç ağaç kalmamışşa, etrafta, Bir ağaç dik hatta” dedik, kendimize.
23 Nisan, 23 İnsan
Bir 23 Nisan'da daha; Başbakan olacak bir çocuk, bir başkası Cumhurbaşkanı, öteki Milli Eğitim bakanı, beriki bilmem nerenin belediye başkanı.
Bu Bir Nisan Yazısıdır!
Şanslıdır şair. Her aşk kayıp giderken avuçlarının arasından, birkaç şiiri unutur şairin cebinde. Mutlu biten bir aşkın beyaz atlı prensi olmayı yeğ tutar mıydı şair, dillerden hiç düşmeyen bir şiir yazmaya bilinmez, ama kârı şiirse şairin hiçbir aşk zarara uğratmaz onu.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası