çentik









Adı yakın kendi uzak Türk Tarihi...

Yakın tarihiyle üniversitedeki tarih derslerinde tanışan, apolitikliği sebebiyle sık sık anne babasından zılgıtı yiyen, 80'ler diyince aklına doğdukları yıllar ya da komik kıyafetler ve şarkılar gelen bir 21. Yüzyıl gençliğiyiz, biz, siz ya da belki

 
Yakın tarihiyle üniversitedeki tarih derslerinde tanışan, apolitikliği sebebiyle sık sık anne babasından zılgıtı yiyen, 80’ler diyince aklına doğdukları yıllar ya da komik kıyafetler ve şarkılar gelen bir 21. Yüzyıl gençliğiyiz, biz, siz ya da belki "biz"siz… Ben şanslıydım sanki tarih derslerinden bir sene önce alma fırsatını bulduğum Türkçe derslerinde hocam Kabil Demirkıran tanıştırdı beni hem yakın hem aslında çok uzak geçmişimizle. İlk defa üniversitede olduğumu hissettiren tartışma ortamını yaratan, tarafsız bir açıdan bilgisini paylaşan, araştırmaya, okumaya teşvik eden hocam sayesinde en azından bir fikrim var artık bu konuda. Nacizane bu yazımı ona ithaf etmek istiyorum.
 
Dedim ya ben şanslıydım doğru bir yol göstericiyle başladım “geçmişe dönüş”e. Şimdi oradan başlayarak birazcık da sonrasında aldığım tarih derslerinin de yardımıyla küçük bir harita sunmayı deniyorum geçmişe...

 
İlk durağımız Eric Jan Zürcher’den Modernleşen Türkiye’nin Tarihi. Boğaziçi, Koç gibi üniversitelerde ders kitabı olarak okutulan, genel hatlarıyla dönemi anlatan çok başarılı bir başlangıç kitabı. Yeni başlayanlara özellikle tavsiye ediyorum. Ders kitabı sözü, gözünüzü korkutmasın çünkü bizim ilk ve orta öğretimde görmeye alıştığımız gibi sebep-sonuç, tarih ve padişah isimleriyle boğulmuyor; yabancı gözüyle ama tarafsız olarak sosyal, politik, ekonomik gibi pek çok açıdan döneme ait bir bakış kazanıyorsunuz.
 
Diyelim ki dönemin önemli olaylarını  kafamızda yerlerine oturttuk, şimdi sıra bu olayların ardında yatan fikirlere, birbirleriyle olan bağlantılarına geldi. Bu durumda hemen Feroz Ahmad’a başvuruyoruz. Benim okuduğum şimdilik iki kitabı mevcut: Demokrasi Sürecinde Türkiye ve Modern Türkiye’nin Oluşumu.

Modern Türkiye’nin Oluşumu aslında Zürcher benzeri bir kitap ama dediğim gibi olayların kronolojisinden çok düşünsel kısmı ağır basıyor. Ahmad'ın bu dönemle ve kitapla ilgili şu sözleri aslında kitabın en güzel özet olacaktır diye düşünüyorum. "... 20. yüzyılın başında Türk siyasal elitinin benimsediği 'oluşum' sözcüğüyle tanımlanabilecek süreç üzerinde durmak istiyordum... Türkiye çoğu kez öne sürüldüğü gibi, Osmanlı İmparatorluğu'nun küllerinden phonix gibi yükselmedi. Yabancı işgalcilere ve eski rejime karşı verdikleri ulusal mücadeleyi kazanan Kemalist elitin imgesi içinde 'oluştu'. Daha sonra elit gelişip olgunlaştıkça ve hem ülke içinden hem de ülke dışından gelen meydan okumaya karşı durdukça, ülkenin imgesi de değişti. Bu 'oluşum' süreci günümüzde de devam ediyor. Tarafsız bir hakem gibi davranarak toplumsal çatışmanın dışında ve üzerinde duran statik bir yargı olma anlayışını terk eden, toplumsal değişmeye tepki gösteren ordunun, dinamik bir kurum olarak oynadığı rolleri açıklamak gerektiğini düşünüyorum. Bu olgu Türkiye'nin askeri yönetim altında olduğu 1980'lerin başından bu yana daha iyi anlaşıldı."
 
 
Artık yolu yarıladık sayılır ve biraz daha incelemeye yönelik bir kitaba geçebiliriz.Demokrasi Sürecinde Türkiye'de ise tabiki konu bir türlü ne olduğunu tam olarak çözemediğimiz demokrasi uygulamaları. Konunun ana hatlarıyla verildiği iki başlık ve biraz daha özele inen (demokrat parti yönetiminde ekonomi, koalisyon hükümetleri, ap ve chp 1965-1971 gibi) 14 ana başlık ve her birine ait pek çok alt başlıkdan oluşuyor kitap. bundan önce bahsettiğim kitaplarda sadece adını duyduğunuz pek çok konu hakkında ayrıntıya inme fırsatı bulabilirsiniz. Benim Ahmad'ın kitaplarıyla ilgili çok sevdiğim bir nokta da inanılmaz başarılı kaynakça kısmı. Burda ilginizi çeken alıntılar ya da göndermeler ışığında pek çok kitap bulma şansınız mevcut.

Eğer buraya kadar geldiyseniz konuya hakimiz diyorsunuzdur ve benim gibi daha da ayrıntı merakınız varsa o zaman sıra akademik denebilecek seviyede bir yayın dizisine geldi ki o da İletişim Yayınları'ndan çıkan Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce. 9 kitaplık ansiklopedik bir çalışma diyebiliriz aslında bu dizi için. Pek çok farklı yazarın  makalelerinden oluşan kitapların ilk sekizi bir siyasi akımı açıklamaya yönelik (tanzimat ve meşrutiyetin birikimi, kemalizm, modernleşme ve batıcılık, milliyetçilik, muhafazakarlık, islamcılık, liberalizm, sol); 9. ve son kitap ise dönemler ve zihniyetler ismiyle konuyu toparlayıp güncelle bağlantılandırıyor. Yalnız baştan söyleyeyim kitaplar oldukça kalın. Ben ilk SOL ile başladım ki kendisi 1328 sayfaydı=)
Onun dışında ben okumayı sevmem diyorsanız -ki ben öyle bir Chentick okuru düşünemiyorum- o zaman size de bir belgesel verelim. 12 Eylül belgeseli... Gerçi bu sadece o döneme yönelik ama nereden başlasak kardır(buradaki a aslen şapkalı olan). Mehmet Ali Birand'ın sunumu ve muhteşem ötesi ceketleri kravatlarıyla akıllardan çıkmayacak bir belgesel. Şaka bir yana kitapları okuduktan sonra görsel yüklemesi yapmak bana oldukça faydalı olmuştu.

Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi bünyesindeki Atatürk Enstitüsü'nün online makale arşivi de gene faydalı bir kaynak. Hatta linki de http://www.ata.boun.edu.tr/htr/htr.htm Sayfada HTR311 ve HTR312 diye iki kod göreceksiniz bunlar derslerin kodları ilk kısım 1.Dünya savaşı sonrası döneme kadar, ikinci kısım ise soğuk savaşa kadar pek çok araştırmayı pdf şeklinde bize sunuyor.

Bana göre oldukça uzun bir yazı olmuş. İlk aşamada benim tavsiye edebileceğim kitaplar bunlar ama bunlar dışında Kabil Hoca'nın bize sunduğu 12 Mart dönemiyle ilgili bir okuma listesi mevcut ilgilenenler benimle bağlantıya geçerse seve seve paylaşırım. Yeter ki artık Türkiye'de yeni bir oluşum olsun ve bu artık demokrasi olsun...
 


 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Tarih
Tarih : 27.09.2009 16:23:16

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
81d5 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası