çentik



Estek Köstek
Turks ve Caicos Adaları
Başkenti Grand Turk olan bu ülkede türklerin ne işi var.
Maya Takvimi Nedir?
Baktun, 144,000 gündür. Onüç Baktun, tam bir çağ dönümüdür. Şu an içinde bulunduğumuz Baktım, 22 Aralık 2012′de tamamlanacak. 5000 yıllık bir süreçte, Maya takvimi Gregorian takviminden daha doğrudur.
Maya Burcunuzun Özellikleri
Normal burçları boşverin! Maya burcunuzu öğrenin ve burcunuzun özelliklerine bakın, açıklamalara sizde şaşıracaksınız. 20 Maya Burçları ve özelliklerini öğrenin.

Kızlar Arasında
00:00:00 2010'da nasıl olmalıyım?
Herkesin dolabında o geceyi geçirecek kurtarıcı bir şeyler mutlaka vardır ama daha da özel olmak istiyorsanız gideceğiniz yere göre giydiğiniz kıyafet şık olmakla beraber, gecenin uzayacağını düşünüp rahat da olmalıdır.
2009-2010 Bahar Modası
İster daracık bir tayt, ister bol bir model seçin, her ikisi de çok moda. Deri, saten hatta ışıltılı kumaşlar da seçenekler arasında. Sonbahar pantolonları diz altında biten modellerden, dar ve uzun paçalılara kadar her boyda karşımıza çıkıyor. Pantolon giymeyi seven biriyseniz, vitrinlerde mutlaka kendi tarzınıza uygun bir şeyler bulabilirsiniz


Paylaş Facebook! Paylaş del.icio.us! Paylaş Newsvine! Paylaş My Space! Paylaş Twitter!
Paylaş Technorati! Paylaş LinkedIn! Paylaş digg! Paylaş Google Bookmarks! Paylaş Windows Live!
Paylaş FriendFeed! Paylaş Stumbleupon! Paylaş Kirtsy!    


ADC


Ahmet Altan: Aptallık çağı bitti

Obama'nın “selamünaleyküm" dediği, Hazreti Muhammed'in her adını andığında salavat getirdiği bir dünyada, Türkiye'nin ulusalcıları da dindarları selamlamayı, türbanlılara karışmamayı, dindarlar başı açık kadınlara saygı göstermeyi, Türkler Kürtlere zulmetmemeyi, Kürtler “silahtan vazgeçmem" diye tutturmamayı öğrenecek.


 

Amerika, sekiz yıl boyunca garip bir “şizofreni” yaşadı.

Bir yandan bütün dünyanın siyasi, iktisadi ve sosyal yapısını değiştirecek, adına “küreselleşme” denilen yeni bir yapının önderliğini üstlendi.

Bir yandan da, eski döneme ait siyaseti, ekonomiyi, sosyal yapıyı sürdürmeye çalıştı.

Bu “kişilik bölünmesinin” sonunda, girdiği bütün savaşlarda başarısız oldu, dünyanın nefretini kazanarak “doğal liderliğini” kaybetti ve büyük bir ekonomik krize saplandı.

Yeni bir çağda eski politikalarla devam edemeyeceğini fark etti.

“Eskiden ve eskilikten” kurtulmak, yeni çağa uyum sağlayabilmek, savaşları bitirebilmek ve ilişkileri düzeltebilmek için kendine, rengiyle, davranışıyla, yaklaşımıyla, fikirleriyle “yeniliği” temsil eden bir başkan seçti.

Obama’nın fikirleriyle değişmiyor Amerika.

Amerika, değiştiği için Obama gibi birini başkanlığa getiriyor.

Obama önce Ankara’da sonra Kahire’de iki tarihî konuşma yaptı.

“Dünyanın bütünleşmesi” anlamına gelen küreselleşmeye uygun bir politika izleyebilmek için “bölünmüşlükleri ve savaşları” ortadan kaldırmaya yönelik bir anlayışın çerçevesini çizdi bu konuşmalarında.

Amerika, “eski usul” metotlarla, “gücünü” kullanarak bir şeyler yaptırmaya uğraşmıyor şimdi.

Tam aksine, “aklı” gücün önüne koyuyor.

Obama, “aklın ve çağın” sesi olarak, bu çağa ayak uyduramayanları uyarıyor.

“Silahlı bir liderlikten” çok “zihinsel bir liderliğe” talip oluyor.

Önce, Müslümanlarla Hıristiyanlar arasındaki düşmanlığı ve savaşı bitiriyor.

Savaşı bitirirken herkese de her türlü savaşı bitirmesini öğütlüyor.

Kışkırtmaya, meydan okumaya, çözümsüzlüğe değil barışmaya, anlaşmaya, çözmeye öncelik verilmesini istiyor.

Filistin devletinin varlığını kabul ederken, Filistinlilere de kendi aralındaki kavgayı bitirmelerini söylüyor, “İsrail’i kabul edin” diyor, İsrail’e, “sen de Filistin’i kabul et,” diyor.

İran’ın nükleer silah yapmasına karşı çıkan İsrail’e “senin de nükleer silahın var, hep birlikte nükleer silahları ortadan kaldıralım” diyor.

Türbanın özgür bırakılmasını savunurken, Müslüman ülkelerde kadınlara hiçbir konuda baskı yapılmaması gerektiğini de vurguluyor.

Bütün söyledikleri, toplumların hem kendi içlerinde hem de birbirleriyle barışmasını amaçlıyor.

Obama “iyi kalpli biri” olduğu için söylemiyor bunları, başta kendi ülkesi olmak üzere her ülkenin çıkarı artık barışta yattığı için söylüyor.

Yöneticilerin kendi halklarına zulmettiği, herkesin herkese baskı yapmaya çalıştığı, sorunların silahla çözümlendiği “aptallıklar çağının” bittiğini ilan ediyor.

Bundan sonra akıl, mantık ve vicdan ilişkilere egemen olacak.

Bu, bir anda gerçekleşmeyecek elbette.

Ama bu yolda yürünecek.

Obama’nın söylediklerini anlamayanların ve bunu uygulamayanların başı belaya girecek.

Obama’dan ya da Amerika’nın gücünden kaynaklanmayacak bu bela, hayatın gerçekleriyle çatışmaktan kaynaklanacak.

Aklı, mantığı ve vicdanı yok farz etmekten kaynaklanacak.

Türkiye’ye bakarsak bunu daha da iyi anlayabileceğiz.

Türban yasağının ve türban üzerinden kavga etmenin bir anlamı yok, mantığı yok, vicdanı yok.

İnsanlar nasıl isterlerse öyle giyinirler ve okula da öyle giderler.

İsterlerse oruç tutarlar, isterlerse tutmazlar.

Kürtlere baskı yapılmayacak, onların hakları kabul edilecek, istedikleri dilde konuşup, istedikleri dilde eğitim yapacaklar, istedikleri fikirleri savunacaklar.

İnsanı özgürleştirmek, aynı zamanda insan zihnini de özgürleştirmek anlamına geleceği için, bu çağın en çok ihtiyaç duyduğu beyinsel yaratıcılığın yolları da açılacak, toplumlar enerjilerini saçmalıklara değil düşünmeye ve yaratmaya ayıracaklar.

Yeni dünya, insanlardan “yaratıcılık” bekliyor, taze fikirler bekliyor.

Bunun için en iyi ortam olan barışı da bu nedenle savunuyor.

Ortadoğu’daki birçok ülkenin liderleri gibi Türkiye’nin yöneticileri bu gerçekleri fark etmez gibi davranıyorlar.

Başbakan Erdoğan barışı torpilleyecek açıklamalar yapıyor, Genelkurmay Başkanı, biraz da amaçlı soruların tuzağına düşerek, gereksiz yere kışkırtıcı konuşmalarla meydan okuyor.

Bu yöntemle bir yere varamazlar.

Savaştan medet uman, savaşı kışkırtan kimse başarıya ulaşamaz.

Başbakan da ulaşamaz, ordu da ulaşamaz, PKK da ulaşamaz.

Silah dönemi bitti.

Bu gerçeği anlamayan, hayat faturayı önüne koyduğunda bedelini öder.

Türkiye, dünyadan, dünyanın gerçeklerinden bağımsız ayrı bir gezegen değil.

Her toplum, her topluma karşı sorumlu artık.

Bütün ülkeler büyük bir kan dolaşımı sisteminin parçası, “ben gerçeklere uymam, değişmem” dediğinizde bir kan pıhtısı gibi dünyanın kan dolaşımını tıkarsınız ve hayat bir operasyonla sizi ayıklar.

Barış ve özgürlük bu topraklara gelecek.

Obama’nın “selamünaleyküm” dediği, Hazreti Muhammed’in her adını andığında salavat getirdiği bir dünyada, Türkiye’nin ulusalcıları da dindarları selamlamayı, türbanlılara karışmamayı, dindarlar başı açık kadınlara saygı göstermeyi, Türkler Kürtlere zulmetmemeyi, Kürtler “silahtan vazgeçmem” diye tutturmamayı öğrenecek.

Yeni bir çağ, yeni bir dünya bu.

Bu gerçeği anlayamayan hızla eskir ve geleceğin ışıklarına kavuşamadan geçmişin karanlığında silinir gider.

İsterseniz deneyin, görün.

Editör / Yazar : Chentick Yazı İşleri
Kategori : Siyaset
Tarih : 05.06.2009 11:15:57

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Bu yazıyı paylaş
Paylaş Facebook! Paylaş del.icio.us! Paylaş Newsvine! Paylaş My Space! Paylaş Twitter! Paylaş Technorati! Paylaş LinkedIn! Paylaş digg! Paylaş Google Bookmarks! Paylaş Windows Live! Paylaş FriendFeed! Paylaş Stumbleupon! Paylaş Kirtsy!

Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
5c62 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Chentick Yazı İşleri - Diğer 10 Yazısı

Şair bu dizelerde ne anlatmak istemiş: Sunay Akın
Çok önce söylemişti şair sözünü, biz şimdi sorduk soruları, bakın bakalım, bize göre şair bu dizelerde ne söylemek istemiş?
Proust Kişilik Testleri - Gözde Otman
Proust kişilik testlerinin bu haftaki konuğu Gözde Otman. Onunla tanışma hikayemiz de çok enterasan, ama Çentik'te Gözdeler'e iltimas yapılıyor denmesin diye o hikayeyi 'şimdilik' kaydı şartıyla anlatmıyor sizi Gözde Otman'ın cevaplarıyla baş başa bırakıyorum! İşte Proust'un daimi soruları ve Gözde Otman'ın cevapları....
Ayın Şiiri - Can Yücel - Bağlanmayacaksın
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen...
Ayın Şiiri: Kimlik Kartı - Mahmut derviş
Kaydet! Arabım.Taş ocağında çalışıyorum emekçi yoldaşlarımla.Çocuklarımın sayısı sekiz. Ekmeklerinitaştan çıkarıyorum, giysilerini ve defterlerini! Sadaka dilenecek değilim kapında, Konağının girişi önünde, küçük düşürecek değilim kendimi! Kızıyor musun?
Proust Kişilik Testi - Diclehan Kalyoncu
Marcel Proust'un zalim sorularının bu seferki hedefi; eğitim-ik'mızın pek değerli yazarı Dicle. Proust tembellik yapıp aynı soruları sordu, kökleri çayın memleketine dayanan hemen herkes gibi enerjisi yüz metreden hissedilen Dicle bir solukta yanıtladı, işte o cevaplar...
Nam-ı Diğer Çakma Teke Tek
Programın öne çıkardığı bir diğer özellik de ikilinin yemeğe olan düşkünlüğüydü, fizik olarak pek göstermese de Fatih Altaylı'nın kendi ağzından duyduğumuz on iki porsiyon iskender macerası, Bardakçı'nın 70 - 80 köfte serüveni, ik turlu mönüler (çorba, ana yemek tatlı, sonra yine çorba yine ana yemek yine tatlı ve yolluk) yemek konusunda akılda kalanlar arasındaydı..
Ayın Şiiri: Orhan Veli
Hiçbir şeyinden çekmedi dünyada, nasırından çektiği kadar; Hattâ çirkin yaratıldığından bile o kadar müteesir değildi,Anmazdı allah'ın adını, Günahkâr da sayılmazdı. Yazık oldu Süleyman Efendi'ye.
Proust Kişilik Testi - Gözde Demirelli
Marcel Proust kişilik testlerininin bu haftaki konuğu Gözde Demirelli! Yazarları okurlarla tanıştırmaya yönelik bu test serisine, bugün bayrama özel bir adım daha ekleyerek, Çentik'in Gözde'yle nasıl tanıştığını da anlatmak istedim...
İstanbul'un Su Sorunu! (Analiz)
Ben ekrana bakınca, her şeyin bu hayali diyalog gibi gerçekleştiğine inanıyorum, sistem tamamen valiliğin ve belediyenin olanlarla ilgili ne kadar suçsuz olduğunu istapata çalışmak çerçevesinde cereyan ediyor; kim ölmüş, kim kalmış, kimsenin umrunda değil...
Proust Kişilik Testi - B. Eda Şahin
Çentik Ekibini daha yakından tanımanızı hedefledeğimiz Marcel Proust Kişilik Testi'nin bu haftaki konuğu Kültür Sanat editörlerimizden Begüm Eda Şahin... İşte Eda''nın Proust'la imtihanı...
Proust Kişilik Testi - Asuman Çakıroğlu
Ekibi daha yakından tanımanızı hedefledeğimiz Marcel Proust Kişilik Testi'nin bu haftaki konuğu Ekstrem sporlardan=) Asuman ya da çeşitli şakalara maruz kalmak istemediği şekliyle, Asu... İşte o yirmi soru ve Asu'nın verdiği cevaplar...

Taşeron
Anayasayı seçilmişler değiştiremez, kurucu meclis gerekir. Kurucu meclis için darbe gerekir! , ama darbeciler yargılanıyor!" Koşul olarak da; “Ülkenin işgal altında olması ya da savaş halinde bulunulması vs.
Özel Röportaj: Tansel Çölaşan
Dosyalar, davalar arasında geçmiş tam 41 yıl... Emekli Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan ile; Yargı bağımsızlığını, evlerine neden yıllarca misafir gelmediğini, birinci yılını dolduran emekliliğini, Türkiye'de kadını, Ayvalık Şirinkent'te konuştuk.
İstanbul'un Su Sorunu! (Analiz)
Ben ekrana bakınca, her şeyin bu hayali diyalog gibi gerçekleştiğine inanıyorum, sistem tamamen valiliğin ve belediyenin olanlarla ilgili ne kadar suçsuz olduğunu istapata çalışmak çerçevesinde cereyan ediyor; kim ölmüş, kim kalmış, kimsenin umrunda değil...
Depremin ertesi: 18 Ağustos
17 ağustos depreminin 10. yıl dönümünü yaşarken hâlâ değişmeyen zihniyetlere mi yoksa kaybedilen insanlara mı ağlamak gerekiyor bilmiyorum. Kolonların altından çıkarılan insanlar yaşadıkları 10 yıla şükredemeden devletin fütursuzca deprem sonrası verdikleri konutları bürokratlara tahsis etmek için boşaltmalarını istemeleri onlara acılarını unutturacak cinstendi.
Dindirilemeyen Egoların Sınırları Arasında
Yakın zamanda başbakan “İşçi haklarını benden iyi kimse savunamaz“ diyerek sendikalara ya da “Çekilin! ben daha iyi kurtarırım

Ümit Buget
Kategorideki Yazı : 8
Chentick Yazı İşleri
Kategorideki Yazı : 4
Ercan Köse
Kategorideki Yazı : 2
Asuman Çakıroğlu
Kategorideki Yazı : 1
Özge Ulusoy
Kategorideki Yazı : 1

Köşe Yazarlarımız
A. Deniz Çetiner
Ali Sekban
Emre Mendi
S. Fırat Kaya
Ümit Buget
<< Tüm Yazarlar ve Editörler


Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Çentik