çentik









Türk Sinemasının Geleceği Aranıyor!

Malum yazının birinde hani bienalci bir arkadaştan bahsetmiştim ya hah işte o arkadaş sağolsun bir gün dersane çıkışında yakaladı beni. “Asu sana süper bir teklifim var, senden başkası bunu yapamaz” dedi.

                               

4.sınıf dediğimiz dönemeçte, mezuniyetin eşiğinde bir insan olarak geçmişe dönük olarak bolca okul nostaljisi yapıyorum şu sıralar. Özellikle pek saf, pek güzel lise yıllarını hatırlayıp “Ahh ahh!...” demeden edemiyorum. Şu an bakıyorum da hatırladığım en hoş zamanlar özellikle arkadaşların, aşkların katıldığı çeşitli müsabakalar olmuş. Bir KASDAV Liselerarası Müzik Yarışması vardır ki off off. Hazırlıktan başlayıp lise sona kadar yılın en büyük beklentiye sahip organizasyonu olma özelliğine sahipti kendisi. Bir diğer müsabaka grubu demin bahsettiğimiz eş dostun katıldığı bilimum voleybol, basketbol şampiyonalarıydı ki ertesi gün kısılan seslere bile razı olabiliyor insan gençken bu uğurda. Lise sonda bu müsabakalara yeni bir tane eklendi ki o da: İstanbul Lisesi Liselerarası Kısa Film Yarışması. Malum yazının birinde hani bienalci bir arkadaştan bahsetmiştim ya hah işte o arkadaş sağolsun bir gün dersane çıkışında yakaladı beni. “Asu sana süper bir teklifim var, senden başkası bunu yapamaz” dedi. Aldığım gazla ve tabi arkadaşa olan güvenle verdim tamamı. “Nedir?” sorumuzun cevabı işte İLLAKFY şeklinde kısaltmayı umduğum bu yarışma. Meğersem kızımız senaryoyu yazmış, herkesten onayı almış, benim “hayır”sız olduğumu bildiğinden en son benle paylaşmış. Ertesi gün başladık çekimlere. Aman kısa film ne olacak şeklinde yaklaşması kuvvetle muhtemel şahsımın her türlü önyargısını kırmayı başarttıran bir deneyimdi. Malum son sene olduğundan dersane aralarındaki 1.30 saatlik aralarda koştura koştura çekim alanına gitmeler, sık sık biten kamerayı şarj edebilmek adına kapı kapı dolaşıp insanlara yalvarmalar, ağlama efektini vermek için damlalar yetmeyince gözün içine parmak sokmak, yumruk atmak vb. çeşitli müdahalelerde bulunmalar, araba geçmesin diye yolu kapatan arkadaşı dayak yemekten kurtarmalar, sountrack bulabilmek için bütün arkadaşların playlistlerini talep etmeler, sonra bütün şarkıları tek tek dinlemeler, yetişmeyen kurgu için sabahlamalar, bunların üzerine ödülü alınca çığlığı basmalar gibi gibi aslında anlatması çokça uzun sürebilecek pek çok şeyler yaşandı o kısa film sürecinde.

        

Tam 6 senedir benzer şeyleri pek çok farklı liseden belki yüzlerce genç yaşadı. Bu sene de pek çoğu bizim yaşadıklarımızın benzerlerini yaşayacak. Ama biz görmeyeli bayağı büyümüş organizasyon. Bizim zamanımızda kimler jürideydi hatırlamasam da şimdiki jüriyi görünce kıskanmadım değil. Misal; Erkan Can, Serra Yılmaz, Güven Kıraç, Ruhi Sarı, Hasibe Eren, Bennu Yıldırımlar, Serdar Orçin, Akasya Asıltürkmen, Ümit Ünal,Selim Demirdelen, Selim Evci ve daha pek çokları. Katılmak için ne yapmak gerekiyor ondan da kısaca bahsedelim merak edenler olursa diye. 15 dakikalık kurmaca bir film çekmeniz gerekiyor öncelikle. Ardından başvuru formu, filmin 4 adet DVD kopyası, öğrenci belgeniz, filmle ilgili en az 2 fotoğraf ve filmin en fazla 50 kelimelik özetini bir zarfa koyup gönderiyorsunuz. Son katılım tarihi 10 Mayıs 2010. “Daha oldukça zaman varmış, ben bu sürede animasyon filmi bile çekerim.” derseniz sizin gibi düşünen 4 kişinin daha olmasını ummalısınız. Çünkü en az 5 film olursa animasyon kategorisi de açılacak. Sonra ön jüri finale kalan filmleri belirleyecek. Sonra İstanbul Lisesi’nin bahçesindeki güzel bir törenle ödülleri ebedi sahiplerine teslim edip Taksim’e içmecelere gidilecek. Yani bu bizim zamanımızda böyleydi. Ödüller de cabası İLLAKFY’da. Neler mesela? Birinci yönetmene HD kamera, ikinciye dijital fotoğraf makinesi, üçüncüye Ipod ve mansiyon alanlara Divx DVD oynatıcı varmış.

Yarışmayla ilgili daha ayrıntılı bilgiyi http://www.ielsinema.com/ adresinden alabilirsiniz. Valla gençler katılın derim. Hatta kendini genç hissedenler de katılabilse pek hoş olmaz mıydı?

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Kültür & Sanat
Tarih : 15.03.2010 19:54:18

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
da47 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası