Anarşizm
Anarşizm, doğru anlaşıldığında belki de insanlara en cazip gelen sistem. Fakat, sunduğu tüm bu güzelliklere rağmen anarşizm yalnızca bir ütopyadan ibaret. Çünkü ilk bakışta güzelliğiyle insanı büyüleyen bu sistem, kendi içinde sayısız çelişki barındırmakta…
Arkadaşlar arasında anarşizmden bahsettiğimde, doğru dürüst dinlemeden hemen yapıştırıveriyorlar: “Oğlum anarşist misin sen?” Anlıyorum ki anarşizm çokları tarafından pek sağlıklı bilinmiyor. Anarşizm denince akla; molotov kokteyli atmak, sokakları ateşe vermek, dükkanların camlarını indirmek, arabaları kırıp dökmek geliyor. Sanırım bu yanlış algılamada 70 kuşağının tecrübeleri epey etkili. Ne de olsa biz onların yetiştirdiği bir nesiliz.
Diğer taraftan sinemanın rolünü de hiç yabana atmamalıyız. Fight Club, V for Vendetta , The Dark Knight gibi kaos ve anarşizm propagandası yapan popüler filmler, -bilerek ya da bilmeyerek- şiddeti anarşizmin ayrılmaz bir parçası olarak sundular. Oysa, her ne kadar kaos ve anarşizm birbirine çok yakın iki kavram olsa da aralarında çok önemli farklar var.
Kaosun özünde düzensizlik ve karmaşa varken, anarşizm; hiçbir baskı, zorlama, şiddet ve güç kullanımının olmadığı siyasi düzeni ifade eder. İnsanlar mutlak özgürlüğe sahiptir, özgürlükleri kısıtlayan her şey ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla, sanılanın aksine anarşizm şiddeti desteklemez. Tam tersine şiddete karşıdır. Anarşizm, mutlak huzur ve barış ortamını temsil eder. Bu sistemde güç ve baskı kavramları o denli minimize edilir ki, devlet denen kurum tamamen ortadan kalkar. Anarşizme göre; ne kadar iyi yönetilirse yönetilsin devlet bir baskı ve şiddet aracıdır.
Anarşizm, doğru anlaşıldığında belki de insanlara en cazip gelen sistem. Fakat, sunduğu tüm bu güzelliklere rağmen anarşizm yalnızca bir ütopyadan ibaret. Çünkü ilk bakışta güzelliğiyle insanı büyüleyen bu sistem, kendi içinde sayısız çelişki barındırmakta…
Devrimler çoğu zaman güç ve şiddet kullanılarak yapılır. Öyleyse var olan sistemin yıkılıp yerine anarşizmin getirilmesi için şiddet şart. Fakat her türlü güç ve şiddet kullanımı, anarşizmin ruhuna aykırılık teşkil eder. Dolayısıyla, anarşistler büyük bir çelişki içine düşmeden ve kendi değerlerine ihanet etmeden devrim yapamazlar.
Tartışmanın devamı adına, anarşistlerin bir kereye mahsus şiddet kullanıp sistemi değiştirdiğini varsayalım. Fakat bu durumda da başka sorunlar ortaya çıkar. Yeni sistemde devlet veya her hangi bir kural koyucu olmadığı için, insanlar dilediği gibi özgür olur ve her istediğini yapar. Bu şöyle bir problem yaratır; herkes sistemi özümsemeyeceğinden, bazı insanlar sistemi değiştirmek, kontrolü ele almak, güç sahibi olmak niyetiyle örgütlenebilir. Onları durduracak her hangi bir güç olmayacaktır, çünkü en başta dediğim gibi anarşizmde herhangi bir güç mekanizması yoktur. Böylece ayaklananlar kolayca anarşist sistemi devirip, yerine başka bir (belki de eski) sistemi getirebilir. Olur da ayaklananlara karşı güç kullanılırsa, anarşistler bir kez daha kendi değerlerine ihanet etmiş olur. Kısacası, anarşist sistemin ömrü çok uzun olmaz.
Yine tartışmanın devamı adına, diyelim ki anarşizm öyle bir ortamda kuruldu ki, tüm insanlık sisteme canı gönülden bağlı, sisteme karşı çıkan hiç kimse yok. Mutlak barış hali hakim. Bu durumda anarşist sistemin yoluna başarılı şekilde devam edeceği düşünülebilir. Fakat yeni problemlerin doğması kaçınılmaz. Her ne kadar var olan her insan sistemi desteklese de, zamanla yeni bireyler doğar, yeni bir nesil sisteme dahil olur. Bu yeni bireylerin tamamının, sisteme canı gönülden bağlı yetiştirilmeleri gerekir. Yoksa içlerinden farklı fikirler barındıranlar çıkabilir, isyan edebilir ve sistemi devirebilir. Ancak bu tür tekdüze bir eğitim sistemi, anarşizmin ruhuna terstir. Çünkü böyle bir eğitim sistemi tek tip insan yetiştirmeye dayandığından; baskıcıdır, dayatmacıdır ve güç(beyin yıkama) kullanır. Yani totaliter rejimden hiçbir farkı yoktur.
Sonuç olarak anarşist sistem ne yaparsa yapsın daima kendi ile çelişir. Karşı çıktığı diğer rejimlere benzemedikçe ve kendi değerlerine ihanet etmedikçe varlığını sürdürmesi mümkün değil. Fakat bunu yaptığında da kendi olmaktan çıkar. İşin özü, anarşizm gayet zayıf bir sistemdir ve yok olup gitmeye mahkumdur…
Anarşizmin bu anlattığım çelişkilerinin yanında, anarşist adamın taşıdığı öyle büyük bir çelişki var ki, bu anarşizmi kapitalizmin bayağı seviyesine kadar indirir. Kapitalist adamın nihai hedefi diğerlerini altına alarak en güçlü olmaktır. Yani kendisinde güç takıntısı vardır, ego tatmini peşinde koşar. Diğer taraftan anarşist adam ilk bakışta özgürlük ve eşitlik sevdalısı olarak göründüğünden daha ahlaki bir portre çizer. Oysa işin aslı hiç de öyle değil. Anarşist adam, kapitalist gibi diğerlerini altına alarak tepeye çıkmak istemez. Mutlak eşitlik getirerek diğerlerini kendi seviyesine çeker. Böylece her ne kadar en güçlü olmasa da, yeryüzünde kendisinden daha güçlü tek bir kişi bırakmaz. O tam da bu durumdan keyif alır. Yani tüm bu eşitlik ve özgürlük masalının ardında, anarşist adamın güç takıntısı ve ego tatmini yatar ki bu da onu kapitalist kadar bayağı kılar…
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.