çentik









Ankara, İstanbul, Ayvalık...

Her şey iyi güzel hoş... Hiçbir şeye, hiçbir kimseye sitemsiz; umutları, hayalleri, ya olursaları, ya olmazsaları belkileri, acabaları hiç düşünmeyerek ama öte taraftan 'yenilgilerim' klasörüne bir dosya ataçlayıp, sonuçsuz çabalarıma selam ederek ve bir şerh koyarak “belki bir gün

 

 Kimdi giden, kimdi kalan! Aslında giden değil, kalandır terkeden, giden de bu yüzden gitmiştir zaten! (m.m)
 
Bir ‘Ankaralı’ analizi yapacak son insanım belki de Ankara’yı görmüşlüğüm sadece bir kez, ama o Ankaralılara özgü ‘mesafeli yakınlığı’ ilk görüşte, çok sevdim... “Memur yakınlığı” dedi, Mendi geçen akşam. Birlikte çıktığımız Ankara seferi dışında da Başkent deneyimleri olan Emre’nin de bu analize katılmasıyla sevindirik oldum... Bu ziyarette yanımdan ‘ilk geçişte’ âşık olduğum mavi kaşe montlu kızın bu Ankara sempatisinde bir katkısı var mı bilmiyorum, ama hayatı bu düsturla yaşayan insanların olmasına sevindiğimi söylemeliyim, kesinlikle...
 
Sonraki durakta; 'sen bir de Eskişehirliler’i gör' dercesine ilgili şehre muhtemelen önümüzdeki bin yıl gelmeyecek olan iki turiste, kendi eliyle ikram ettiği nefis çiğ böreklerin yayında içtikleri çayların parasını almayı 'ayıp' gören Seda Çiğ Börek’in aynı isimli sahibesi...
 
 
Bu kısa İstanbul molası aklımızda hoş bir ‘seda’dan biraz daha fazlasını bırakıyordu... Başka hayatlar, başka türlü insanlar, başka değerler...
 
Mesafeli yakınlıklar, beklentisiz hoşluklar, yüreğimizdeki boşluklara dokunuyordu...
 
Bizim ‘koşuşturma’ sırasında belki kaybettiğimizi bile fark etmediğimiz şeyler...
 
Sonra yeniden İstanbul’şehirlerin şehri... Dışı Ankara’dan, Eskişehir’den kırk sefer güzel İstanbul...
 
*****
 
Yeni bir yol var şimdi... Bu seferki ucu daha açık bir mola..
 
Birilerini, bir şeyleri, bir yerlerde bırakılıp -kim bilir belki de gerçekte tam anlamıyla, hiç olunmayan bir yerden- bir başka yere gidilecek...
 
Çok boşluk bırakmadan arda kalan şehirde, hiçbir doğruya zararı olmayan müstakil yanlışlarıma ufak bir valiz yaparak...
 
Yüreğimdeki o boşlukları doldurmak ümidini aklımı, mavi kaşe montlu kızın hayalini de başıma koyarak...
 
Tebdili mekanda ferahlık aranacak, tedbiri elden bırakmadan...
 
 
*****
 
Her şey iyi güzel hoş... Hiçbir şeye, hiçbir kimseye sitemsiz; umutları, hayalleri, ya olursaları, ya olmazsaları belkileri, acabaları hiç düşünmeyerek, ama öte taraftan ‘yenilgilerim’ klasörüne bir dosya ataçlayıp, sonuçsuz çabalarıma selam ederek ve bir şerh koyarak “belki bir gün” deyip, yola düşüyorum...
 
Kim bilir, o hep hedeflenen, küçük, huzurlu dünyayı kurabilmek için için belki de... Çok da anlamlar yüklemeden bir taraftan da... Vazgeçerek değil, giderek sadece...
 
 
Söylenecek tüm sözler söylenmişti ve aslında şehir bizi çoktan terk etmişti... Şimdi yeni sözler söyleyebilmek için susma vakti...
 
*****
 
Bir nüfus memuru sadece bir adı taşıyabilir bir ilden bir ile... O şen günün kahkahası, bir ocak akşamında yorganın altına bırakılan göz yaşı, yeni bir sevdanın paha biçilmez telâşı, o şehre mîrastır artık...
 
Bundan sonraki ilk satırlar muhtemel ki, başlıkta adı geçen sahil kasabasından yazılacak...
 
Yazarın mesajı da maili de yazısıdır... Kimseye söylemeden ve herkese söyleyerek yani...
 
Kalanlara selam olsun....
 
Buget
 
Fotoğraflar: Emre Mendi

Editör / Yazar : Ümit Buget
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 08.08.2009 18:22:08

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

Deniz Çetiner yazdı
"Bir nüfus memuru sadece bir adı taşıyabilir bir ilden bir ile... O şen günün kahkahası, bir ocak akşamında yorganın altına bırakılan göz yaşı, yeni bir sevdanın paha biçilmez telâşı, o şehre mîrastır artık..."

Bu nasıl bir laf hocam ya.. dağıtasım geldi ortalığı...
burda herşey sahteydi, gerçek olan bir yer olsun o sahil kasabası.

asu yazdı
chentick eksik, çekirdek eksik, biz eksik.. ben hala inanamaz, hala en kısa zamanda döneceğini bekler, hala yapma be buget der ve ÜMİT eder...

sami çalışkan yazdı
insanların büyümek istemeyip hep çocuk kalmak istemelerinin nedeni işte budur büyüdünmü istediğin şeyi değil geçimini temin edecek şeyleri isterler. uzak değil gelicez sizi asla yanlız bırakmıycaz o güzel sahil kasabasında****

Ahmet Demirel yazdı
hadi bunu biz yazılarını okuyanlara anlatıyorsun,seni burdan tanıyanlara... peki şehirlerin şehrine nasıl anlatıcaksın, bakalım bırakıcak mı seni o?

fikret bozkurt yazdı
insanlar kendi alınyazılarını bilmezler.hayat onları nerelerden nerelere sürüklüyor yaşadıkca görürler.belki istemeden gidilen yerler onlara mutluluk vericektir.sen bizden ayrılmadınki,bu şehir seni daha güçlü ve azimli olarak geri alıcaktır.azimli ve mutlu ol.

beyza tiryaki yazdı
Bu şaka mı?

duygu koç yazdı
Ümit buget nereye gittin, gidiyorsun? Bazen yazarlara yazılarını yazdıran şehirlerdir belki de seni sen yapan istanbuldu içindekilerdi, kirli havası, sıkışık trafiğiydi. Şimdi orada eksik olursa herşey? Bunlarıda düşün gel sen en iyisi :)


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
afce (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ümit Buget - Diğer 10 Yazısı

“14 Şubat, Habur ve El Arabası
Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?
'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!
“Tayyip Erdoğan'ın Yol Haritası
Bazen siz çok istediğinizde ve kafi derecede gayret gösterdiğinizde hayat topu önünüze yuvarlayıverir... Hagi'li bir takım, basiretsiz bir belediye başkanı, artık istediğinizi elde etmek için neye ihtiyacınız varsa!
Noel Amca!
İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca?
Yağmur yağsa, şimşek çaksa...
Meğer sözlerini “sırılsıklam" diye hatırlamaya çalıştığım melodi Teoman'ın “Paramparça"sının nakaratıymış.. Bu şarkının Ortaçgil versiyonu, sabahtan yatana kadar aynı şarkıyı dinleyen kulaklarımız için hoş bir mola olabilir diye düşündüm.
Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor...
Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Önce insanım ben!
Hem böyle yapınca ne Yılmaz Özdil gibi kendimi zorlayıp Gazze için bir şeyler yapmayı alaturka bulmam gerekiyor ne de insanlık dışı bir saldırıda yanıma Hitler'i alıp ne kadar İsrailli varsa topyekûn üstlerine saldırmam...
Sevgili Günlük!
“Ölmedikçe, yaşat umutları, Bir dala tutun her zaman. Eğer, hiç ağaç kalmamışşa, etrafta, Bir ağaç dik hatta” dedik, kendimize.
23 Nisan, 23 İnsan
Bir 23 Nisan'da daha; Başbakan olacak bir çocuk, bir başkası Cumhurbaşkanı, öteki Milli Eğitim bakanı, beriki bilmem nerenin belediye başkanı.
Bu Bir Nisan Yazısıdır!
Şanslıdır şair. Her aşk kayıp giderken avuçlarının arasından, birkaç şiiri unutur şairin cebinde. Mutlu biten bir aşkın beyaz atlı prensi olmayı yeğ tutar mıydı şair, dillerden hiç düşmeyen bir şiir yazmaya bilinmez, ama kârı şiirse şairin hiçbir aşk zarara uğratmaz onu.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası