çentik









Anormal İşler (Par)anormal gişe: Paranormal Activity

...Film yönetmen Steven Spielberg'un eline geçiyor. Spielberg, filmin DVD'sini alıp evine gidiyor izlemek için ve sonraki gün filmi bir çöp poşeti içine koyup Dreamworks'e geri getiriyor; bu film “Lanetli

 

Eğer internette özellikle de twitter, facebook ya da youtube gibi sosyal ağlarda çok vakit geçiriyorsanız bu film ile karşılaşmamış olmanız neredeyse imkânsız.
Çekim koşulları mı, filmin 3 yıldır bekletiliyor olması mı, başına gelen aksilikler mi ya da gerçekten korkutucu bir filme hasret kalındığından mıdır bilmiyorum, ama uzun süreden beri hiçbir filmin bir anda bu kadar ilgi odağı olduğuna şahit olmamıştım.
 
Filmin gösterime girme bahsi açıldığından beri youtube’da dönen fragmanları izlenme rekoru kırdı, twitter da en popüler başlıklar içinde haftalarca en üstte kaldı; aynı anda milyonlarca insan yorum yaptı ve heyecanla bekledi, derken beklenen gün geldi ve film Amerika’da gösterime girdi.
 
 
 
Peki ya nedir bu Paranormal Activity?
 
Yönetmenimiz Oren Peli vakti zamanında evinde hissettiği olağandışı olayları ortaya çıkarmak için evine kamera yerleştirmeye karar veriyor ve sonra bunun güzel bir konu olduğunu düşünerek bu olay üzerine bir film yapmaya karar veriyor. Kararını veriyor lakin kendisinin film sektörü ile hiçbir alakası olmamış ne sinema eğitimi almış, ne de bir senaryo  yazmış.
 
Oyuncularımız Micah Sloat, Katie Featherston filmde de kendi isimleriyle oynuyorlar. Micah ve Katie nişanlı  çiftimiz; Micah serbest meslek yapmakta, Katie ise öğrenci. Her şey normal, yeni evlerini kurup taşınıyorlar fakat duydukları garip sesler ve var olduklarını düşündükleri bazı güçleri görmek için bir fikir geliyor Micah'ın aklına; evde olanı biteni kameraya çekmek!
 
Gece yatarken sürekli kayıt halinde kalan bir kamera ile biz de filmi izliyoruz. Katie’nin çocukluktan beri peşini bırakmayan iblisin nereye giderse gitsin onu takip ettiğini öğreniyoruz. Film tamamen kendi amatör kameralarından çektikleri görüntülerden ibaret, onların günlük yaşamlarını ve tabi o gün özellikle de gece olan garip şeyleri izliyoruz. İzleyenlerin aklına ilk gelen film the Blair Witch, sadece mekânımız ve iblisimiz farklı ama mantık aynı.
 
Filmin Gösterim Macerası ve Box Office Başarısı
 
Aslında film 2007 yapımı ve ilk olarak 14 Ekim 2007’de Amerika’daki The Screamfest Film Festivalinde gösteriliyor. Bu gösterimden sonra yönetmen, filmin DVD’sini bir çok festivale ve film şirketine yolluyor. İlk olarak Miramax ekibi elinde tutuyor; fakat bir iş çıkmıyor. 18 ocak 2008’de yine Amerikadaki The Slamdance Film Festivalinde gösteriliyor, bir çok zorlukla; bu defa film Dreamworks’den Ashley Brooks’un eline geçiyor. Filmi izleyip çok etkileniyor ve şirketin daha yetkili kişilerine iletiyor filmi. O bir üstüne, o bir üstüne derken film yönetmen Steven Spielberg’un eline geçiyor. Spielberg, filmin DVD’sini alıp evine gidiyor izlemek için ve sonraki gün filmi bir çöp poşeti içine koyup Dreamworks’e geri getiriyor; bu film “Lanetli” diyor. Çünkü tuhaftır ki, filmi izlediği esnada bir anda evindeki kapılar kilitleniyor; içerde kalıp çilingir çağırmak zorunda kalıyor. Ve tabii ki filmden çok etkileniyor. Filmin yeniden çekilme kararını alıyorlar; fakat  yaptıkları özel ön gösterimlerde, insanların salonu terk ettiklerini görüyorlar, ilk tepki “film bu kadar mı kötüydü de kimse beğenmedi?” oluyor. Fakat sonra görüyorlar ki insanlar, filmi beğenmediğinden değil; korktuğundan sinema salonlarını terk etmiş. Yeniden yapılma fikri iptal ediliyor ve filmin olduğu haliyle gösterilmesine karar veriliyor. Bir süre filmin uğursuzluklarına ve gerçekten lanetli olduğuna inanan prodüksiyon ekibi, elinde tuttuğu filmi açığa çıkartıyor.
 
 
25 Eylül 2009’da Paramount Pictures, filmi Amerikada gösterime sokuyor. İlk önce küçük çapta yayılırken, film birden internet reklamlarınında yardımıyla zirveye oturuyor. Yaklaşık olarak 15 bin dolar harcanarak yapılan film, şimdiden sadece ABD’de 70 milyon dolar hasılat yaptı ve açıkcası şunu söyleyebilirim ki uzun süredir hiçbir filmin bu kadar geriden gelip bir anda Box Office listesinin 1 numarasına geçtiğini görmemiştim.
 
Film, özellikle SAW VI filminin gişesini yerle bir etmesiyle adından söz ettirdi. Kendi filmleri yerine Paranormal Activity’nin tercih edilmesi, SAW VI yapımcılarını büyük hayal kırıklığına ve maddi hasara uğrattı.
 
Yapılan bunca ürkütücü tanıtımdan sonra filmi gidip görmemek olmazdı; insanlar saatlerce sinemalar önünde kuyruklara girerek; özellikle cadılar bayramı döneminde filme, gişe rekoru kırdırmayı başardı.
 
 
Eventful.com sitesinde yapılan ankette eğer 1 milyon oyu alırsa film dünyaya açılacak diye duyuruldu;  tabiî ki oylar 1 milyonu geçti; filmin, tüm dünya da gösterime girmesine karar verildi. Ülkemizde 4 Aralık 2009’da gelecek filmin sinema versiyonunun sonunun, internette dolanmakta olan ve festivallerde gösterilen sondan farklı olduğunu bilmenizi isterim. Çünkü film birçok alternatif sonla çekilmiş. Festival versiyonunu izlemiş olsam da; sırf bu meraktan sinemada da izlemek icap ediyor sanırım.
 
 
 

 

Editör / Yazar : Duygu Koç
Kategori : Kültür & Sanat
Tarih : 11.11.2009 18:25:06

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

xcubes yazdı
Çok beyendim yazınızı gerçekten etkili olmuş şu an bu filmi izlemek istiyorum. :)

Uğurittin yazdı
Film gerçekten heyecan verici. Daha izlemeden korkutuyor insanı. Uzun bi zamandır beklenen bir filmi yorum güzel olmuş teşkler..

Yeşim yazdı
Korku filmlerini sevmesem de yazında anlattığın süreç nedeniyle filmi merak ettiğimi itiraf ediyorum. Filmi seyredecek miyim sanırım cevabım hala hayır ama merak ediyorum kesinlikle evet:))

Ersen Martinius yazdı
Yazıyı okuduktan sonra düşünüyorum ki filmi izlemek için çoğunluk can atıyordur. Benim önerim ise yazıyı okuduktan sonra fazla bir beklentiye kapılmamaktır. Film sadece çekim yöntemi haliyle doğal olduğundan dolayı etkileyici geliyor.Geri kalan kısım ise 1 saatinizi 2 dakikalık bir korku sahnesini beklemekle geçirmekten başka bişi değil. Kısacası zaman kaybı. Filmi ilerletip sadece o sahneyi izlemek yeterli bana kalırsa. :)

Tarantula yazdı
bence filmi izlemeden önce bi düşünün. çığlık atacağınızı garanti ederim.

nienna yazdı
Filmin amatör kamerayla çekilmiş olması ve her anı o kameradan izliyor olmak açıkcası başımı döndürdü. Ancak şunu söyleyebilirim ki bazı sahnelerinde korkmaktan çok biranda yerimden zıpladığım oldu. Sözün özü mükemmel olmasa da iyiydi :)

Tuna_Başkan yazdı
netten gezerken denk geldi ve izledim.çok korktuğumu belirtmek istiyorum.izledikden sonra hakkında ne yazılmış deren bu yazıya denk geldim.gerçekten yazı herşeyi anlatıyor.filmde çok korkutucu.kalbi olan izlemesin :P

theartist yazdı
filmi izledim güzeldi ama bir şüpeye düştüm araştırdım ve bir sonuca ulaşamadım bu filimin gerçeklik payı ne tutulması için atılan bir hikayemi yoksa TAMAMEN GERÇEKMİ


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
ba23 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Duygu Koç - Diğer 10 Yazısı

En Sadık Dost: Hachi
Şöyle hüngür sümük ağlatacak bir film olsa da izlesem diye bakınıyordum. Sonra daha önce adını duyduğum ama izlemeyi ertelediğim bir film geldi aklıma; Hachiko: A Dog's Story ya da ikinci adıyla Hachi: A Dog's Tale...
İstanbul 2010 Avrupa Konser Başkenti
İstanbul için konser vakti! Size tavsiyem bu yıl ki planlarınızı konserlere göre ayarlanamanız sonra kaçırdığınıza üzülebilirsiniz..
Asi Ruh: Alexander McQueen
Hep moda adına yaptığı güzel şeyler, çılgın ve aykırı gösterileriyle adından bahsettiren Mcqueen bu defa herkesi üzen bir haber oldu
Değişime Aç mısınız? : Food Inc. (Gıda Ltd.)
Geçtiğimiz haftalarda !F Bağımsız Filmler Festivalinde, sinemada, GDO'su bol patlamış mısırları yiyen insanlar eşliğinde izleme şansı buldum Food Inc'i ( Gıda Ltd.). Belgesel olarak adlandırılmış ama gösterdiği acımasız gerçeklerle, izlediğim en korkunç ve ürkütücü filmlerden birisi oldu diyebilirim.
Rezervasyonsuz Gezgin : Anthony Bourdain
Best-Seller olan 'Mutfak sırları' kitabının yazarı ve No Reservations programının sunucu Anthony Bourdain, hayatını kısaca şöyle anlatıyor;
Şarkılar Ölümsüzdür: Lhasa De Sela
Her ölüm erkendir biliyorum; ama bazıları çok erken oluyor.. Lhasa de Sela güzel sesiyle paylaşacak daha çok şarkı varken, 37 yaşında göğüs kanserine yenik düştü...
GaGa Ooh-La-La
Hiç yabancı müzik dinlemeseniz bile; tv de zapping yaparken, radyo frekanslarını karıştırırken ya da bir ödül törenini izlerken bir şekilde karşımıza çıkması en muhtemel isim olan Lady Gaga; kısa sürede şöhrete kavuşan ama daha şimdiden müzik piyasasındaki yerini sağlama alan müzisyenlerden oldu...
Anormal İşler (Par)anormal gişe: Paranormal Activity
...Film yönetmen Steven Spielberg'un eline geçiyor. Spielberg, filmin DVD'sini alıp evine gidiyor izlemek için ve sonraki gün filmi bir çöp poşeti içine koyup Dreamworks'e geri getiriyor; bu film “Lanetli
Öyle Bir Geçer Zaman ki: Erkin Koray
1961 yapımı "Gibson" gitarını banka kasasında muhafaza eden, kızı Damla yı okula göndermeyip eğitimini evde tamamlamasını tercih eden, birçok şehir efsanesine konuk olmuş ( özellikle John lennon ile olanlar) ve hayattaki bir çok zorluğu görmüş, geçirmiş bir üstat Erkin Koray....
İDSO Sezonu Açıyor!
İstanbul'un müzik yaşamında önemli bir yeri olan ve besteci Cemal Reşit Rey'in yönetiminde 1945 yılında kurulan, temelleri ise 1827'de Donizetti Paşa'nın kurduğu Mızika-i Humayun orkestrasına dayanan İstanbul Belediyesi Şehir Orkestrası, 1972 yılında Kültür Bakanlığı'na bağlanarak İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası adını aldı.
Prima Donna: Rufus Wainwright
“Opera benim en büyük tutkum. Bana umut veren ve karanlık dönemlerimde bana yol gösteren hep opera oldu. Eşcinselliğimi açıklarken, uyUşturucudan kurtulmaya çalışırken hatta 30 yaşıma girerken. Hepsi karanlık dönemlerdi. Operaya gitmek, o öyküleri dinlemek hep ilham vermiştir bana





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası