çentik









Ansiklopedilerin Faşist Yüzü

Lakin büyüdük ve hayat değişti. Değişirken bizleri de değiştirdi. Ya da değişen bizlerdik hayat hep aynı kaldı. Kendi değişimlerimizden sorumlu tuttuk hayatı…

        
 
         Küçükken gözümde büyütürdüm ansiklopedileri. Tüm kitaplar dağınıkça konulurken evin kitaplığına, onlar en güzel köşeye itina ile yerleştirilirlerdi. Internet henüz yoktu. Merakımı cezbeden bir şey olursa hemen ansiklopedilerin başına geçerdim. Onların google’ı değil ‘dizin’ leri vardı. Dizin de zordu vesselam. Öyle tek kelime ile sayısız bilgiye ulaşma kolaycılığı yoktu. Beni aradığım bilgiye ulaştıracak sözcükler, kitabı elime almadan aklımda hazır bulunmalıydı. Yoksa saatlerimi harcar, aradığımı bulamaz, debelenir dururdum. Bir tür devlet dairesi gibiydi sanki. Elektrik faturası yatırmak için oradan oraya koşturmamız gibi, ‘bakınız’ ibaresi beni sayfadan sayfaya fırlatırdı.
 
        Okudukça gözüme yeni terimler ilişir,  onları merak eder, öğrenmek istediğim asıl konudan uzaklaşırdım. Öyle tertipli ve güzel yazılmış olurlardı ki derin bir saygı duyardım içten içe. Derdini devrik cümleler ve türlü cambazlıklarla ifade eden yazarlar(bakınız ben) yanında, bu şaşalı kitaplar berraklığıyla insanı büyülerdi. 
 
  İnsanlığa ait tüm bilgiler, avucuma esir düşmüş bir cilt kitabın içindeydi. Sık sık aklıma gelirdi; acaba her sayfayı itinayla okuyabilir, var olan tüm bilgilere sahip olabilir miyim diye. Düşüncesi bile mutlu kılardı beni. Keşke öğrenmek, ansiklopedilerin sayfalarına dokunmak kadar kolay olsaydı. Ama bunu, çocuk aklımla kendi hayrım için istediğimi söylemek yalan olur. Asıl niyetim, onca bilgiyle arkadaşlarıma hava atmak, herkesten daha akıllı olduğumu göstermekti. O zamanlar, bilginin insana büyük bir haz verdiğinden pek haberim yoktu.
 
  Anlayacağınız pek bir sayar severdim ansiklopedileri. Benim gözümde onlar insanoğlunun sırlarını barındıran bir tür hazine gibiydi. Ve insanlığın ötesine geçmek için bir araç…
 
  Lakin büyüdük ve hayat değişti. Değişirken bizleri de değiştirdi. Ya da değişen bizlerdik hayat hep aynı kaldı. Kendi değişimlerimizden sorumlu tuttuk hayatı… 
 
  Bu gösterişli kitaplara bakışım zamanla çok farklı bir hal aldı. Üzerlerine kafa yordukça, sorguladıkça hayranlığım çürümeye yüz tuttu. Şimdilerde değersiz, eski bir gazete parçası gibi dudak büküyorum onlara. Gerçi bu değişim yalnız bana mahsus olmasa gerek. Eskisi gibi kitaplığımızın en şaşalı köşesinde durmuyorlar artık. Kağıt yığını muamelesi görüyorlar ev ahalisinden. Fakat ansiklopedilerin bu hüzünlü çöküşü bizim evle de sınırlı değil. Ne de olsa bu derece gözden düşmelerinde en büyük pay sahibi internet her eve girmiş durumda.  
 
  Öte yandan benim gözümde ansiklopedilerin bu kadar değer yitirmesinin tek nedeni internet değil. Biraz düşününce, madalyonun diğer yüzü kendini ele veriyor. Eskiden hürmet ettiğim bu kitapların aslında çok farklı anlamlar taşıdığını fark ediyorum.
 
 
  Ansiklopediler, verileri, kavramları ve olayları olduğu gibi sıralar. İçine yorum katmaz, tarafsız yazıldığına dair bir izlenim verir. Oysa ne kadar tarafsız olduğunu iddia ederse etsin, içindekiler bir uzman grup tarafından derlenmiş. Bu derleme sırasında uzman grubun, işin içine kendi bakış açılarını hiç katmadığı inancı çocukça olur. Kaldı ki derleme sırasında elde edinilen bilgilerin güvenirliği nedir? Mesela bir tarih olayı gerçekten bize anlatıldığı gibi mi olmuştur? İnsanoğlu kutsal saydığı peygamberlerin sözlerini bile hiç çekinmeden çarpıtabilirken, diğer olaylar için neden hassasiyet göstersin? Günümüzde dahi bir savaşla ilgili veriler, taraf ülkeler tarafından kamuoyuna farklı lanse edilirken, geçmişteki olaylardan ne derece emin olabiliriz? 
 
  Bu demek değil ki ansiklopediler var olmasın, yazılan herşey geçersiz. Ama bilgileri öyle bir dille anlatıyorlar ki, bizden sorgusuz sualsiz kabul etmemizi bekliyorlar. Beklemekle de kalmıyor, sert görünüşleri, sayısız ciltleri ve üsluplarıyla emrediyorlar. Soru sormamıza, bilginin doğruluğunu test etmemize asla izin verilmiyor. Üzerimizde faşist bir baskı kurmuşlar. Bu baskıdan olsa gerek (şimdi anlıyorum) ansiklopediler karşısında ezilmiş ve onları hoşnut etmek için kitaplığımızın başucuna koymuşuz.
 
 

Editör / Yazar : Ali Sekban
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 31.03.2010 13:47:47

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
0a79 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ali Sekban - Diğer 10 Yazısı

Bir Hikaye: Orman
Zamanla yaşamsal ihtiyaçlarımzı rahatlıkla karşılamaya başladık. Sanırım tam da bu sıralar ormana dair sorularımız artar oldu. Yoktan var olamazdık, bize can veren bir annemiz olmalıydı . İyi de neden bizi bu izbe yere bırakıp gitmişti?
Anarşizm
Anarşizm, doğru anlaşıldığında belki de insanlara en cazip gelen sistem. Fakat, sunduğu tüm bu güzelliklere rağmen anarşizm yalnızca bir ütopyadan ibaret. Çünkü ilk bakışta güzelliğiyle insanı büyüleyen bu sistem, kendi içinde sayısız çelişki barındırmakta…
Gitmek...
Gitmek.. Zincirlerin paramparça.. Yüzünde tatlı bir tebessüm, Dilinde “Ey Özgürlük
Sokrates
Tam Soktates’in bilgeliğinin zirve yaptığı ve onu şeyh yapmaya karar verdikleri sırada, Sokrates bir kez daha bombayı patlatmış: “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” Bu muhteşem(!) sözle, mütevazi bir imaj çizmekten ziyade, Sokrates’in yegane amacı kendi kişisel şovunu sergilemektir.
Ansiklopedilerin Faşist Yüzü
Lakin büyüdük ve hayat değişti. Değişirken bizleri de değiştirdi. Ya da değişen bizlerdik hayat hep aynı kaldı. Kendi değişimlerimizden sorumlu tuttuk hayatı…
Kadınlar Ne İster?
Güçlü olmak gayet yeterli bir meziyetti ve düz mantığın ötesine geçmeye hiç ihtiyaç yoktu. Nasıl ki bir mağazaya girip de gözüne ilişen ilk ceketi alıp çıktıysa, gözüne çarpan ilk güzelin peşinden koşmayı da adet edindi...
Spinoza, Din ve Tanrı
Tanrı planlardan ve amaçlardan bağımsız olduğu için, hiçbir şeyi insanı amaç edinerek ve onu merkeze koyarak yaratmamıştır. İnsanın değeri bitkilerden ve hayvanlardan çok da farklı değildir.
Sevgililer Günü
Sevgili bir ömre sığdırdığınız sayısız zevktir belki. Komplekslerinizi tatmin etmek için aradığınız farklı tatlardır. Yahut maceralarınıza yüklediğiniz eş anlamlar.
Kapitalizm
Toplumlar; demokrasi, hak ve özgürlük istedi. Kapitalizm hiç düşünmeden kabul etti. Ancak, tüm bunların sınırlarını daima kendi çizdi. Nerede nasıl kullanılacağına kendi karar verdi. İnsanlar itiraz dahi etmediler.
Kariyer Derdi
Çalışma temposu o kadar ağırdı ki bizi motive etmek için güzel bir neden sundular: “Hele bir okula gir rahat edeceksin, bu kadar sıkı çalışman gerekmeyecek!
Filozofa Sövgü
Kısır bir döngüde devriliyordu yaşamı. Yalnızlığı kinini, kini kibrini, kibri yalnızlığını körüklüyordu. Ve nihayet saçmalıyordu: “Felsefe, dünyayı Tanrı'nın gözünden görme çabasıdır.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası