çentik









Atam Dizindeyiz!

Atam İzindeyiz...Lakin çok derinmiş, yüzdüğün sular. Birkaç kulaç ötede olsak gene iyiydi.Birkaç kulaç ötede olsak gene iyiydi. Gel gör ki, çok geride kalmışız. Topuğunda, bilemedin dizindeyiz.

 
Mustafa Kemal; soyadı kanununun akabinde, Türkler'in atası, Atatürk!

Bir milletin, kendi ülkesini kuran lideriyle, nasıl bir derdi olabilir?

“Yaşadığınız topraklar, Türkiye Cumhuriyetiyse her şey olur!” “Burası, Türkiye” gibi; eksiklerimize, gediklerimize; Türklüğümüzü, yaşadığımız coğrafyayı, mazeret gösterme yaklaşımına, hep mesafeli durmuşumdur.

“Burası Türkiye normaldir” kulağa hoş gelmekle birlikte, alabildiğince kolaycı ve olanları açıklamakta oldukça yetersizdir.

Çünkü biri böyle dediğinde, diğerinin aklına da: “Peki bu ülke, bu insanlar neden böyle olmuştur?” sorusu gelebilir ki, bu cevabı çok da kolay verilecek bir sual değildir.

Mustafa Kemal'in bizim de içinde bulunduğumuz, önümüzdeki ve sonumuzdaki nesiller silsilesine anlatılamamış olması, ülke açısından gerçekten kayıp, Mustafa Kemal’e karşı görev ve sorumluluklarımız açısından da en hafif ifadeyle, ayıp olmuştur.

Atatürk’e şeklen yakın, içerik olarak ise, oldukça uzak olduğumuz çoğumuzun kabûlüdür, diye düşünüyorum.

Bunda, hemen hepimizin ucundan kıyısından yakalandığı, "dedikoducu" eğitim anlayışımızın payı büyük olsa gerek; yok efendim, annesi Mahalle Mektebi’ne göndermiş de, babası berikini istemiş de, Matematik Öğretmeni, ikimizin adı da Mustafa, gel sana şöyle diyelim demiş de, Andersen’den masallar…

Sen, Nutuk’tan bahsetsene arkadaşım; fikirlerinden, felsefesinden, sözlerinden, bu sözleri hangi şartlarda söylediğinden, ne demek istemiş olabileceğinden bahsetsene, öğrendiğin, öğrettiğin duruşunu, insanlara davranışını, günlük hayatında sergilesene. Bunları yaptıktan sonra, -hâlâ istiyorsan- teneffüslerde, beslenme saatlerinde, aklımızın bir yerlerini yine sokuştur, hikâyeci tarih anlayışını...

Devlet, Milli Eğitim eliyle, aklımızı bu tip bilgilerle doldurulup bizi “Atatürkçü!” yaparken, diğer tarafta da yurtlarda, kurslarda ortaokul çocuklarının kulağına, sözde müslümanlar tarafından, Atatürk’ün babasının kim olduğunun aslında çok da belli olmadığı, alkolle çok haşır neşir olduğu türünden, kendilerince Atatürk’ü küçük düşürecek hurafeler fısıldanmaktaydı.

Onları bulup: “İçki günah da deyyuslar, gıybet çok mu sevap?” diye sormak lazımdı.

Atatürk’ün yüzeceği yerler değildi buralar, onu çekmeye çalıştığımız birikintiler, çok sığ sulardı, diz kapak adalarıydı;
 
 
Nurettin Sözen zamanının, İstanbul sularıyız, kesiğiz.
Dolduramadık açtığın denizleri!
Gelemiyoruz yanına, çok derin sularmış yüzdüklerin.
Biz topuğunda, bilemedin dizindeyiz!


Biraz önce bahsetmeye çalıştığım yollarda yürümüş bir neslin, kafasında sağlıklı bir Atatürk portresi oluşması, onu anlamaya çalışması, zaten sürpriz olurdu, sürpriz olmadı!

Peki, bundan sonra ne yapılabilir?

Atatürk’ü sevmezlere, yaptıklarına saygı göstermezlere bir sözüm yok, Allah yollarını açık etsin!

Sözüm Atatürkçülere, Atatürkçü olduğunu; beyan, kabul veya iddia edenlere, her okulun bahçesine omuz üstü portresini dikmekle işi hallettik zannedenlere, " Ah keşke on yıl daha yaşasaydı,” “Şimdi burada olsaydı!” diye feveran edenlere.

Onlara da kendi dilimden bir şey söylemeyeceğim.

Atatürk’ün birkaç sözünü hatırlatacağım, bir zamanların meşhur TRT repliğiyle.

Kendileri karar versinler; biz, Atatürk’ün izinde miyiz, yoksa dizinde miyiz?

Evet, Atatürk diyor ki:
 
"Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir."

"Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."

"Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır."

"Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz."

"Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir."

"Bir milletin başarısı, mutlaka bütün milli güçlerin bir istikamette oluşmasıyla mümkündür. Bu nedenle bilelim ki, elde ettiğimiz başarı, milletin güç birliği etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, ayni esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim."

Ben, bu birkaç Atatürk satırından; kendimin kısmen Atatürkçü olduğuna, bu topraklarda yaşananın da Atatürk’le uzaktan yakından alâkası olmadığına dair, öznel bir kanıya vardım. 

Ama, bu koca milletin, hepsi de yanlış biliyor olacak değil ya! Kırk defa söyleyince oluyor herhalde!

O zaman, bir defa da ben söyleyeyim:

Atam izindeyiz...

Lakin çok derinmiş, yüzdüğün sular.
Birkaç kulaç ötede olsak gene iyiydi.
Gel gör ki, çok geride kalmışız.
Topuğunda, bilemedin dizindeyiz.
 
 
 
 
 

Editör / Yazar : Ümit Buget
Kategori : Siyaset
Tarih : 09.06.2009 11:45:38

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
7b1e (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ümit Buget - Diğer 10 Yazısı

“14 Şubat, Habur ve El Arabası
Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?
'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!
“Tayyip Erdoğan'ın Yol Haritası
Bazen siz çok istediğinizde ve kafi derecede gayret gösterdiğinizde hayat topu önünüze yuvarlayıverir... Hagi'li bir takım, basiretsiz bir belediye başkanı, artık istediğinizi elde etmek için neye ihtiyacınız varsa!
Noel Amca!
İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca?
Yağmur yağsa, şimşek çaksa...
Meğer sözlerini “sırılsıklam" diye hatırlamaya çalıştığım melodi Teoman'ın “Paramparça"sının nakaratıymış.. Bu şarkının Ortaçgil versiyonu, sabahtan yatana kadar aynı şarkıyı dinleyen kulaklarımız için hoş bir mola olabilir diye düşündüm.
Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor...
Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Önce insanım ben!
Hem böyle yapınca ne Yılmaz Özdil gibi kendimi zorlayıp Gazze için bir şeyler yapmayı alaturka bulmam gerekiyor ne de insanlık dışı bir saldırıda yanıma Hitler'i alıp ne kadar İsrailli varsa topyekûn üstlerine saldırmam...
Sevgili Günlük!
“Ölmedikçe, yaşat umutları, Bir dala tutun her zaman. Eğer, hiç ağaç kalmamışşa, etrafta, Bir ağaç dik hatta” dedik, kendimize.
23 Nisan, 23 İnsan
Bir 23 Nisan'da daha; Başbakan olacak bir çocuk, bir başkası Cumhurbaşkanı, öteki Milli Eğitim bakanı, beriki bilmem nerenin belediye başkanı.
Bu Bir Nisan Yazısıdır!
Şanslıdır şair. Her aşk kayıp giderken avuçlarının arasından, birkaç şiiri unutur şairin cebinde. Mutlu biten bir aşkın beyaz atlı prensi olmayı yeğ tutar mıydı şair, dillerden hiç düşmeyen bir şiir yazmaya bilinmez, ama kârı şiirse şairin hiçbir aşk zarara uğratmaz onu.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası