Bir Hikaye: Orman
Zamanla yaşamsal ihtiyaçlarımzı rahatlıkla karşılamaya başladık. Sanırım tam da bu sıralar ormana dair sorularımız artar oldu. Yoktan var olamazdık, bize can veren bir annemiz olmalıydı . İyi de neden bizi bu izbe yere bırakıp gitmişti?

Uçsuz bucaksız bir ormanın içinde uyandık hayata. Yalnızca 13 kardeştik ve etrafta bizden başka kimse yoktu. Henüz “neden” ve “nasıl” sorularını soramadığımızdan, olupbitene dair bir şaşkınlık geçirmedik. Bizi yönlendiren içgüdülerimizdi ve ilk işimiz başımızsokacak ufak bir ev yapmak oldu. 13 ne az ne çok bir sayıydı , bu nedenle evi bitirmemiz ne az ne çok sürdü.
Kısa zamanda avlanmayı öğrendik. Orman, bize bu konuda epey seçenek sunmuştu.
Daha sonra hayvanların yeme alışkanlıkların gözlemleyerek, meyvelerden ve yeşilliklerden
toplamaya başladık.
İlk başlarda, kız kardeşlerim de bizle beraber avlanmaya çıkıyor, ormanın
derinliklerine korkusuzca dalıyordu. Fakat sayısal üstünlüğümüzün ilahi bir işaret olduğuna
inanarak -7 erkek oluşumuz elbet bir anlam taş malıydı - evde kalıp ateşi hazırlamalarını
daha uygun bulduk. Hoş bu fikre karş çıkıp direndiler. Fakat güç kullanmamız onları ikna
etmeye yetti.
Zamanla yaşamsal ihtiyaçlarımzı rahatlıkla karşılamaya başladık. Sanırım tam da bu
sıralar ormana dair sorularımız artar oldu. Yoktan var olamazdık, bize can veren bir annemiz
olmalıydı . İyi de neden bizi bu izbe yere bırakıp gitmişti? Onu bulabiliriz ümidiyle ormanın
derinliklerime doğru yola koyulduk. Fakat orman çok büyüktü. Dinlenmek için sayısız kez
mola verip 6 gece kamp kurduk. 7. gün ayaklar m zda hiç derman kalmadığı gibi sorularımıza
herhangi bir cevap da bulamamıştık. Ormanın bir sonu olmadığına kanaat getirdik ve
annemizden ümidi kesip geri döndük.
Koca ormana hapsolmak, çok geceler uykularımızı kaçırdı . Çareyi, bu gerçeği
zihinlerimizin en ücra köşesine atmakta bulduk. Tam yapayalnız olduğumuza bütünüyle
inanmıştık ki, bir gece gökte parlayan beyaz alev ve ardından gelen korkunç gürültüyle
yataklarımızdan fırladık. Gök patlıyor, yıldızlar sel olup yağıyordu. Belli ki bu berbat yerde
hiç de yalnız değildik ve birilerini epey kızdırmıştık. Korkuyla birbirimize sarıldık ve
uzun süre öylece bekledik. Nihayet beyaz alev kayboldu ve patlama durdu. Görünüşe göre
birbirimize sarılmamız onları sakinleştirmişti. Gök her patladığında birbirimize sımsıkı
sarıldık ve bu hep işe yaradı .
Sık sık yaşamaya başladığımız bu tür olaylar, ormana dair tart şmalar yeniden
alevlendirdi. Burada bulunmamızın bir nedeni olmalıydı . Uzun fikir ayrılıkları sonunda,
yaramazl k yaptığımız için annemizin bizi terk ettiğine karar verdik. Biz bulamamış olsak
da, o muhakkak ormanın derinliklerinde bir yerde yaşıyordu. Uslu birer çocuk olup, sevgisini
yeniden kazanmalıydık.
Epey vakit sonra bir sabah, en büyüğümüz olan Mateo, hepimizi heyecanla
yataklarımızdan kaldırdı. Söylediğine göre annemizden bir mektup gelmişti. İlkin şaka
yaptığını zannettik, fakat elinde tuttuğu zarfla gayet ciddi görünüyordu. Zarfı açtı ve mektubu
okumaya başladı. Annem, bizleri çok özlediğini, bize kavuşmak için can attığını, lakin
sabretmemiz gerektiğini yazmıştı . Gizlice bizi izlediğini, aram zdaki kavgalar görüp
üzüldüğünü söylüyordu. Uslu durmamız için nasihatlarda bulunmuş, aksi taktirde bizi
almaya gelmeyeceğini belirtmişti. Mateo bu satırları okurken kimimiz sevinçten
gözyaşlarına boğuldu, kimimiz anneme sitem etti. Bu yeni gelişme hepimizde farklı
duygular uyandırmıştı. En ağır tepkiyi Favian verdi. Mateo’yu yalancılıkla suçladı ve
mektubun uydurma olduğunu iddia etti. Kardeşlerimden 5’ini daha ikna ederek kendi
tarafına çekti. Bense tarafsız kalmayı seçtim. Böylece evde yıllar boyu sürecek bir
ikilik oluştu.
Aralarındaki kavga gün geçtikçe büyüdü. Sayılarının dengede oluşu nedeniyle çoğu
zaman kimse diğerine üstünlük sağlayamadı . Dengeyi bozmak adına her grup, beni kendi
taraf na çekmeye çalıştı . Fakat ben, davetlerine hep kayıtsız kaldım. Yaptığım yalnızca bu
durumun tadını çıkarmak oldu. Çünkü ben, daha ilk gün, onların arasını bozacağıma dair
annemle bahse girmiştim…
![]() |
Editör / Yazar :
Ali Sekban Kategori : Köşe Yazıları Tarih : 15.09.2010 17:50:30 Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.






















