çentik









Biyonik Adamlar

Bu sırada hala o kortta sıradaki maçı oynamayı ve maçın galibiyle maç yapmayı bekleyen sporcular kapıda bekliyor, 800 kişilik tribünler izleyenlere yetmiyor, insanlar bulabildikleri küçük bir delikten maçı izlemeyi deniyor,zavallı hakem oturduğu yerden saatlerdir kalkamıyor, skor tahtası 47-47’de takılıp kalıyor fazlasını kaldıramıyordu.

Spor yazarı olmak zor zanaat. Hele “2010 Dünya Spor Karması” yazımda bir kısmına değindiğim pek çok spor olayıyla dolu bir yaz mevsimindeyseniz elinizin klavyeye gitmesine engel olamayabilirsiniz. Bakınız yine o günlerden birini yaşıyorum. Ben ayın 3’ü geliyor Chentick’e ne yazsam diye düşünürken imdadıma ekranın sol alt köşesinden açılan bir penceredeki “Şu an Chentick’e haber çıkıyor sana. Tenis maçını aç Ntvspor varsa.” tavsiyesiyle karşılaştım bu inanılmaz spor olayıyla. 

Efendim maçımız Isner-Mahut isimli iki tenisçimiz arasında gayet sıradan bir şekilde 22 Haziran günü  18 numaralı korta başlıyor. Oynadılar oyunlarını, setlerde durum 2-2 oldu. Ama hava kararmaya başladı ve kazananı belirleyecek son setin ertesi güne ertelenmesine karar verildi. 23 Haziran günü yine aynı korta çıktı iki oyuncumuz her şeyden habersiz. 6-6’ya geldi maç ama karşısındakinin servisini kıran çıkmadı. Sonra 7-7, 8-8, 9-9 diye sıraya koyuldu oyunlar. Bu böyle devam ederken yolda bir yerde işte az önce bahsettiğim tavsiye üzerine olaya ben de dahil oldum. Tüh sonuna yetiştim diye üzüldüm kendimce. Ama ilerleyen sayılar gösterdi ki yok öyle bir durum, bitmeyen maç bu. Önce son setinde en çok oyun oynanan maç, sonra en uzun süreli maç unvanlarını aldı. Skor 45-45 civarına gelmişti son sette. Oyuncuların dilleri dışarı sarkmış, terden tişörtleri sırtlarına yapışmış, raketlerinin telleri kopmuş ve çim kort artık toprak olmuş idi. Bu sırada hala o kortta sıradaki maçı oynamayı ve maçın galibiyle maç yapmayı bekleyen sporcular kapıda bekliyor, 800 kişilik tribünler izleyenlere yetmiyor, insanlar bulabildikleri küçük bir delikten maçı izlemeyi deniyor,zavallı hakem oturduğu yerden saatlerdir kalkamıyor, skor tahtası 47-47’de takılıp kalıyor fazlasını kaldıramıyordu. Fakat bunların hiçbiri maçın devam ediyor oluşunu değiştiremedi. Skor 59-59’a geldiğinde maçın ertesi güne bırakılmasına karar verildi. Bu sırada son set tek başına (3.gün hariç) 426 dakikalık süresiyle en uzun maç rekorunu kırıyordu ki bu rekor önceden 393 dakika idi. Bir diğer rekor da ace (karşılanamayan servis atışı)’lerde bizlerle birlikte oluyordu. O ana dek kimse 78 aceden daha fazlasını atamamışken iki oyuncu birden bu rekoru egale ediyorlardı.24 Haziran’a geldiğimizde ise bu sefer görece kısa sürede İsner, Mahut’un servisini bir passing shot ile kırarak maçı 70-68 ile sonlandırmıştır. Skor adeta bir basket maçı sonucu gibi gerçekten. Mahut maç genelinde daha sağlam duran kişi olsa da 2.06 m’lik Isner gülen taraf oldu bile diyemiyorum. Zira kendisi rakibi üzülmesin diye sevincini bile doğru dürüst yaşayamamış, rakibini alkışlamakla yetinmiştir.
 
 
 
Zamanında yazdığım “Biyonik Kadınlar” yazısının bir ikincisi olabilecek nitelikte sanıyorum bu maç. Bakınız verip sayıları toparlayıp yazmak gerekirse şöyle olur: 
En uzun maç: 11 saat 5 dakika (6 saat 33 dakika idi)
En uzun set: 8 saat 11 dakika
En çok oyun oynanan set: 138 oyun (112 idi)
En çok oyun oynanan maç: 183 oyun
En fazla ace atan oyuncu: 112 ace (78 ace idi)
En fazla ace atılan maç: 215 ace
 
Sizce de bu insanlar biyonik değil mi?
 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Ekstrem Sporlar
Tarih : 24.06.2010 22:19:48

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
cd92 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.
Atma Ziyaaa!... Atlama Nadiaaa!...
Kendime yaşıt hatta küçük insanların başarılarını görüp hafif kıskançlık hissetmiyor değilim. 14 yaşında bu başarı nedir?... Ama şans bunlar. Anaokulunda kimse bizim okula gelip bana “seni meşhur edeceğim” demediyse bu benim suçum mu?





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası