Biz Türkler!
Maçlarda bile yıllar boyu “Avrupa Avrupa duy sesimizi!

“Biz adam olmayız!”
Ne hikmetse günlük dil kullanımımızın hiç de azımsanmayacak bir miktarını “Biz Türkler” ile başlayan ya da ona eş ifadeler oluşturur. Hepsinde göze çarpan ortak nokta; olumsuz, karamsar hatta aşağılayıcı bir bakış açısı barındırmalarıdır.
Örneğin;
“Biz Türkler çok duygusalız”, “Biz Türkler sanattan anlamayız”, “ Biz Türkler küfürbazız.”
İçlerinden öyle bir tanesi vardır ki, ömrü hayatında bir kez olsun onu dillendirmemiş her Türk vatandaşı diğer tarafa gözü açık gider: “Biz adam olmayız!”
Her ne kadar felsefeyle arası pek iyi olmasa da, dünya üzerinde kendi adamlığını bu kadar sorgulayan başka bir halk var mıdır, merak edilesi bir tez konusudur.
Tarihin her dönemine damga vurmanın getirdiği bir özgüveni yaşamamız gerekirken, anlaşılması zor komplekslere sahibizdir. Özellikle mevzu Avrupa oldu mu hemen bir karşılaştırmaya gider, sanki daha yaradılışta DNA’mız eksik kodlanmış gibi bir hava yaratırız:
“Avrupa bizi niye AB’ye alsın ki?”
“Demokrasi bizim neyimize!”
Maçlarda bile yıllar boyu “Avrupa Avrupa duy sesimizi!” diye bağırmışızdır. Oysa Avrupa 7 asır sesimizi öyle kuvvetli duymuş ve bizi öyle iyi tanımıştır ki, uzun süre çocuklarını ismimizi anarak korkutmuş, üniversitelerinde hakkımızda enstitüler kurmuştur.
Bir tür sosyal hastalık olsa gerek, bu bakış açısı, üniversitedeki akademisyenden kahvehanedeki adama, en araştırmacı gazeteciden mutfaktaki ev kadınına kadar herkesi salgın gibi sarmıştır.
Sokaktaki adamı anlayışla geçiştirmek kolay da, kendine “aydın”, "demokrat" ve "liberal" sıfatlarını takmış, orta yaş buhranında debelenip duran bir grup amca ve teyzenin tavırları insanın sinir hücrelerini fazlasıyla yormaktadır. Tek dertleri halka bok atarak sözde kendi üstünlüklerine vurgu yapmak olan bu değerli(!) şahısların ifadeleri gizli bir mesaj barındırır: “Biz Türkler adam olmayız ama ben oldum.” Sanki mübarek bizden biri değil de, Kuzey Ülkelerinin birinde 3 üniversite bitirmiş.
Lakin için rahat olsun sevgili kardeşim, insanlara baktığında bir adam sureti göremiyor olman, muhtemelen kendi yansımanı görmendendir. İçimizdeki güzelliği ve yetenekleri fark etmek için belki biraz diğer kültürleri tanıman gerek. Yahut hoşgörü ve sevgi tohumları ekmen gönlünün erozyondan arta kalan odalarına. Bilmiyorum belki biraz kafa yormalısın; hangi halkın arasından çıkmış Yunus Emreler, Mevlanalar, Nazım Hikmetler, Aziz Nesinler, Uğur Mumcular.. Hangi halka nasip olmuş tarihin en büyük liderini yetiştirmek…
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
| Yorumlar |
Ahmet Demirel yazdı
yahu ne zamandır yaziyim diyordum da ancak fırsat oldu şu yazıya yorum yapmak... insanların kendilerini bir sosyal sınıfa dahil etmeleri ve bu sayede kendilerini "güvence" altına alma isteklerini eleştirmek bir yana dursun, bu sosyal sınıfın "türklük" olması da apayrı bir yanılgı değil midir acaba? bunları da bi kenara koyarsak eğer, işte dediğin doğru oluyor... bilmem kaç yüz yıl avrupayı sallayan bu millet, hala neden stadyumlarda "avrupa avrupa duy sesimizi" diye bağırma ihtiyacı duysun?
dipnot: belki de stadlarda avrupa bizi hatırladın mı manasında bağırıyorlardır, bu da yeni aklıma geldi bak=)
|
|