çentik









Boza ve Kremalı Bisküvi

kokusuyla kandırmayı denedi ama tadı yanıltmadı, senin aksine. gök sarardı, su bulandı, bisküvi hışırdadı, midem guruldadı, gözlerin pörtledi, betin benzin attı.

 
sana beni gömmeni söylemiştim. hem de olabildiğince derine. yine dinlemedin. hortladım geldim işte.
 
nasılsınız inşallah? iyi olmanızı temenni ederim, lakin çok uzun sürmeyecek, hemencecik öldüreceğim zat-ı alinizi. yoo, lütfen itiraz etmeyiniz, bu bendeniz için bir şeref. efendim? neden mi?
 
düşünün diyeceğim, o kadar vaktiniz yok maalesef. ama ben özetleyeyim isterseniz. bayatladınız hanımefendi. evet evet, kokuşmaya bile başladınız.
 
geçen gece evde avare avare geziniyordum uyku öncesi. gece dediğime bakmayın siz, bilirsiniz, sabahın 5'i de hala gecedir benim için. acıktım, mutfağa yöneldim, geleneksel yat geber sütünü almak için tam uzandım ki ne göreyim, yok yerinde. bitmiş yahu, evde süt bitmiş! şimdi gece gece koyu renkli asitli sıvılar da tüketilmez, gaz yapar, üç kuruşluk uykudan da eder. dolapta kalmış mıdır acaba diye bakarken yan yatmış bozayı gördüm. denemek lazımdı; kremalı bisküviyle nasıl olacak? açtım kapağını, kesif bir ekşi kokusu. haklı tabi, yerinde, hafta oldu belki oradan kalkmayalı. diktim şişeyi kafama, oh, tadında hiçbir değişiklik yok. gecenin bir köründe çay demlemekten de kurtuldum.
 
ne alakası mı var? boza dedi, öldür artık, miyadı doldu onun dedi. ve ben de karşındayım işte. bozanın lafı mı dinlenir?
 
sana ne kadar güvendiğimi ve tarafından aldatıldığımı hatırlıyorsun değil mi? bir ömürlük hayaller kurduğumu bildiğin halde yapmıştın bunu. eminim boza senden daha güvenilir çıkacaktır.
 
 
kokusuyla kandırmayı denedi ama tadı yanıltmadı, senin aksine. gök sarardı, su bulandı, bisküvi hışırdadı, midem guruldadı, gözlerin pörtledi, betin benzin attı. evet, çok yanacak canın. evet oluk oluk kanayacaksın ve kimse görmeyecek.
 
o mu? efendim bu elimde görmüş olduğunuz boza şişesi... boza işte, az önce takdim ettim ya kendisini! kremalı bisküvi katılamadı maalesef, poşetinin haricinde kendisinden geriye potansiyel atık dışında bir şey kalmadığı için.
 
eh, ben kalkayım artık. malum, taziyenin kısası makbuldür.
 
yok, bozayı burada bırakıyorum. iki posası çıkmış, iyi anlaşırsınız siz...

 

Editör / Yazar : S. Fırat Kaya
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 16.04.2010 16:26:03

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

Özge Eyüboğlu yazdı
Çok eğlendim :)


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
2049 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

S. Fırat Kaya - Diğer 10 Yazısı

gökboyası
doğaya da burunlarını soktular. sıkıldılar çiçeklerin renklerinden. 'kökboyası'nı yanlış anladılar,köklerine suni boya kattılar.
Yan Benimle
lakin ben bir türlü rahat edemedim senin donuk, soğuk gözlerinde. benim oralara ait olmadığımı içime içime sokan bir şeyler vardı. bensiz yapamazmışsın gibiydi her hareketin, oysa yan yana geçirdiğimiz zamanların dışında bensizdi her nefesin. şimdi gelmiş, yine benim kollarımda ağlıyorsun. belli, yine yorulmuşsun.
Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere
deniz de pek dalgalı bu aralar, maazallah vapur seferleri iptal olur, işinden gücünden, okulundan geri kalırsın. bu mevsimde rüzgar da bir fena, kalelerini yıkıverir alimallah.
Boza ve Kremalı Bisküvi
kokusuyla kandırmayı denedi ama tadı yanıltmadı, senin aksine. gök sarardı, su bulandı, bisküvi hışırdadı, midem guruldadı, gözlerin pörtledi, betin benzin attı.
Zamansız Meditasyonlar
geçmişin fırtınasını durdurmaya çalışıyorum. benim olmayan zamanlarda amaçsızca geziniyorum. bir tarafım batak, bir tarafım ak. korkularımızın sinsi yılanı kalplerimize sokuluyor gece vakti.
Uluslararası Sev Beni
uluslararası sev beni hayatım. uluslarası sev ki buluşamayalım; oraya mı gitsek burada mı otursak sıkıntısı çekmeyelim. uluslarası sev ki saçını boyadığında, makyaj yaptığında çemkirmeyeyim. dışarıya çıkarken ne giydiğin, kimlerle görüştüğün umrumda olmasın. sağdan soldan bakıyorlar diye cıngar çıkmasın. ben de bir haltlar yerken senin ruhun duymasın.
Uzun Mesafe Çağrısı
şüpheliyim bu kalbin varacağı nihayetten. dokun diyorum sana; bu kadar gürültünün içinde duyamıyorsun ki, ne demeye çalıştığımı anlayasın. kalıp izah edemiyorum ki; iyi hissetmiyorum, o yüzden gitmeye devam ediyorum. nefesimin ucundasın, diyemiyorum ki
Ölümsüz
bakışların 'Ş', bir kereye mahsus, salt sende gördüğüm... sıcak, sevecen, ötesi... gideceğini söylediler. biliyordum, yaşadığın yere dönecektin. bunda bir gariplik yoktu zaten. öyle değilmiş, ne de kolay söyleyiverdiler: “evlenecek!
Saybians
yanıp da bitmeyen köz vari tütün mü bulsak, buldursak? saçma. içmemek? kolaydı!
tezahur-u nihai
peki ya karısı? ömrünün yarısını paylaştığın bir adamdan ne diye ayrılınır? huysuz olduğu için? çekilmez olduğu için? dövdüğü için – ki dövemez, öyle bir gücünün olmadığı afaki.
Sükûnet
koşma be adam! kimsenin bir yere gitti yok. duruyor orada işte. saçmalama be adam! sana geldiği de yok. ya gelirse mi? ya gelmezse? gidecek zaten be adam, adın gibi biliyorsun. tanımadığın isimlerin, anlamadığın dillerle yaşadığı bir diyara gidecek...





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası