çentik









Bu Coğrafyada Öğretmen Olmak! (Röportaj)

İşaret parmağımız havada;

Bu Coğrafyada Öğretmen Olmak!
 
Ümit BUGET
umitbuget@gmail.com
 
İşaret parmağımız havada; "Örtmenim, örtmemim" diyerek doğru cevabı söylemeyi umduğumuz yıllar hızla geride kaldı... Ne güzeldi çocuk olmak! Acaba onun kadar güzel bir şey mi bu coğrafyada öğretmen olmak! 24 Kasım'ı fırsat bilip, gencecik iki Coğrafya öğretmeni, Ayşegül Güraslan ve Pelin Eyüp'le konuştuk...


Birilerinin bilmediği bir şeyi ilk kez sizden duymaları nasıl bir duygu? 

Ayşegül: Harika bir duygu; özellikle şaşırmaları… İlk defa duyduysalar ve özellikle de şaşırmışsalar, derse ilgi duymanın verdiği iyi ruh hali mimiklerine yansıyor, bunu görmek çok güzel. 

Ben de öğrencilik yıllarımda her lafın arasına bir espri sıkıştırmaya çalışırdım, ama itiraf edeyim ki durmayı  da bilirdim. Sizi ve dersin selametini en zora sokan öğrenci türü hangisi? 

Pelin: Pek çok farklı  öğrenci modeli var, bir kalıp olmalarını beklemek imkânsız bir durum.. Akademisyenlerimizin de dediği gibi farklı öğrencilerin sınıf için de birer zenginlik olduğu kanaatindeyim. Üniversiteden bir öğretmenim sınıf ortamını bir orkestraya benzetirdi, öğretmen de bu orkestrayı idare eden orkestra şefi =) Yerinde duramayan hareketli öğrenciler kadar, içine kapanık öğrenciler de zorlayıcı aslında, ama sınıf ortamında bu uçları dengelemeye çalışıyorum.. 

Size 'iyi ki öğretmenim yahu' dedirten bir olay yaşadınız mı? belki de her sabah söylediğiniz bir şey bilmiyorum! 

Ayşegül: Bu duyguyu en yoğun yaşadığım anlar velilerden ve öğrencinin kendi ağzından ‘‘ İlk defa coğrafyayı anlayabiliyorum, yapabiliyorum sayenizde ’’ cümlesini duyduğum anlardır. Ama özellikle yaşadığım bir olay var ki ondan bahsetmeden geçemem. İki yıldır kızıyla görüşmeyen bir babayı okula gelmeye ikna ettim ve psikolojik baskı yaparak hatta konuşmamın duygusallığını aşırı dozda arttırarak adamı ağlatmayı ve sonrasında kızıyla olan bağını tekrar sağlamasını başardım. Bu olay sonrasında öğrencimin gözyaşları içinde ’’Sizin hakkınızı nasıl öderim hocam!’’ deyişini unutamam. İyi ki,  iyi ki, iyi ki öğretmenim… 

Hemen herkesin çocukluk rüyası öğretmen olmak en azından insanlar sorunca öyle söyleriz öğretmen ya da doktor, ben çamaşır sucu olmak istiyordum gerçi ama istisnalar kaideyi bozmaz! Sizin hikayeniz nasıl gelişti öğretmenlik yolunda?

Pelin: Açıkçası senin hayalin de nerden geldiğini çok merak ettim =) Ben ortaokulda içine kapanık bir öğrenciydim. Çok da başarılı değildim. Lise 2.sınıfta coğrafya öğretmenim Handan Hocam bana coğrafyayı çok sevdirdi, anlattığı her şey kafamda oluşuyor, bir resim halini alıyordu. Yazılılara da hiçbir zaman çok çalışma gereği de görmüyordum bu yüzden. Üniversiteye hazırlık döneminde arkadaşlarıma da coğrafya anlatınca ve anladıklarındaki o hazzı da yaşayınca, "Ben bu işi yapabilirim!" dedim ve üniversite de Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'nde Coğrafya Öğretmenliği eğitimi aldım. Dilerim hak eden özveri ile çalışan her öğrenci istediği yolda yaşam yoluna devam eder.  

24 Kasım nasıl bir heyecan ? Hiçbir şey bir güne sıkıştırılmamalı falan tamam ama sonuçta size özel bir gün! Hediye alsanız bir dert almasanız ayrı  dert. Nedir son durum bu meselede? 
 
Ayşegül: Hediye almak dediğiniz gibi çok sıkıntılı bir duruma dönüşebiliyor bazen, ama almadığımızda da öğrenci kırılabiliyor, teşekkür etme durumlarını abartmayarak geri çevirmemeye çalışıyorum. 24 Kasım heyecanına gelince, öğrencilerin ve yetişkinlerin sizi yaptığınız işten ötürü tebrik etmesi, kutlaması apayrı bir duygu. Kendimi o gün ünlü kişilere benzetiyorum, sokakta yürürken sürekli tebrik ve selam alan ünlülerin ruh halini yaşıyorum.  
 
Öğrenci yüksek not aldı mı kendini düşük not aldı mı  öğretmeni sorumlu tutar! Bir çocuğa düşük not vermek ya da sınıfta bırakmak nasıl hissettiriyor? 

Pelin: Evet öyle bir durum var; yüksek notu öğrenci alır, düşük notu öğretmen verir.. Onlar iyi notun düzenli takip ve gayretli çalışma sonucu olduğunu biliyorlar. Dersim adına merak uyandırmak, heyecan katmak istiyorum, ama bazı öğrencilere ulaşılamıyor..
Uyarı ve ikazlardan sonra sınıf içindeki durumu da düzelmemişse sonuçta beklenen oluyor ne yazık ki..  
 
Öğrenci olmak mı daha zor öğretmen olmak mı? 

Ayşegül: Bence öğretmen olmak. Çünkü öğretmen olunca sizin her hareketiniz izleniyor, birçok gence model rolünü üstleniyorsunuz. Hata yapma lüksü çok kısıtlı hale gelmek zorunda oluyor. 
 
Bizim okulun geleneklerinden biri de veda halkasıydı ortada bir halka oluşturlur mezun olacak sınıflar diğer arkadaşıyla vedalaşırlardı? İnsan olarak çok iyi fakat duygu olarak 'sıkı' duran bir hocamızı penceren bu tabloya bakıp ağlarken şaşırmıştım, ama öte yandan baktığımızda biz hep birden gidiyorduk ve o kalıyordu! Alıştığınız, özlediğiniz bunlar da mezun olmasaydı dediğiniz sınıflar oluyor mu? 

Pelin: Bugünlerde düşündüğüm bir şeydi bu konu tevafuk oldu sorun.. Öğrenciler mezun olup gidiyorlar, yaşananlar akıllarda kalıyor; hayat akıyor bizler de  o sınıflarda başka öğrenciler yeni heyecanlarla devam ediyoruz yolumuza.. İlk mezunlarımı bu yıl vereceğim.. Bu yıl okul değiştirdiğim için, eski okulumdaki öğrencilerden ayrılmak beni çok üzdü. (Rüyalarımda gördüm bir süre onları) 
 

 'Not' meselesine nasıl bakıyorsunuz? Yüz alan öğrenci her şeyi 'bitirmiş' zayıf alansa 'bitmiş' midir?

 Ayşegül: Böyle düşünmüyorum. Çünkü nice yüz alan öğrencimin geçici ezber yaptığını ve nice zayıf alan öğrencimin farklı bir konuda harika yorumlar yaptığını ve uğraşarak yükseldiğini gördüm. 

Bir de öğrenci; öğretmenin her şeyi bilmesi gerektiği ya da her şeyi bildiği gibi yersiz bir kanıya sahiptir! Öğretmenler bu donanıma sahip olacak ya da kendini sürekli geliştirmeye açık maddi manevi imkânlara sahipler mi?  

Pelin: Bilinenin aksine öğretmenlik rahatlık mesleği değil. ( 3 ay tatil bayan mesleği kanaati var toplumda) sorumluluğumuz büyük, her gün ertesi gün neler anlatacağına bakan insanlarız, her akşam olmasa da evinize muhakkak iş götürüyorsunuz. Sevilmeden ilgi duyulmadan yapılmayacak bir meslek. Öğretmeninin gelişimi açısından devletle kolejler sanıyorum ki çok farklı. Ben gelişimin ortasında görüyorum kendimi.. Elimden geldiğince çalışmalarımı sürdürüyorum. Derste bilmediğim  bir soru sorduklarında ise, açık yüreklilikle bilmediğimi söyleyip araştırabileceğimizi iletiyorum öğrencilerime. İnanın öğrenciler bu samimi paylaşımı çok seviyorlar. : )   

Dağların denize bakan yamaçları süslerdi, coğrafya kitabımı / Ve zorlamalar sonucu,coğrafya defterimi / Denizler ne kadar da mavi gelirdi, gözüme o yıllarda / Gözüm, senden başkasını görmeye başladığında / fark ettim Haliç'i ve diğerlerini. Ziyadesiyle teorik eğitim anlaşını kendimce eleştirmişim bu dizelerde=) Haliç bile temizlenmeye başladı bu anlayıştaki gelişmeler ne yönde?

Ayşegül: Teorik eğitim anlayışı son günlerde biraz azaldı diyebiliriz. Artık öğrenci merkezli, proje tabanlı bir öğretim anlayışı geliştirilmeye çalışılıyor. Branşım coğrafya olduğu için proje konusu bulmak ve yaptırmak hem benim için çok zevkli hem de öğrencide kalıcılığı arttırıyor.  


24 Kasım  Öğretmenler Günü'nüz kutlu olsun, teşekkürler, başarılar... 

Bu güzel sorular için çok teşekkürler, çalışmalarında başarı seninle olsun..  
 
 
Ayşegül ve Pelin'in nezninde tüm örtmenlerimizi sevgiyle selamlıyoruz; iyi ki varlardı, iyi ki varlar...
 


 

Editör / Yazar : Ümit Buget
Kategori : Haber Anket
Tarih : 24.11.2009 10:57:16

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
199c (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ümit Buget - Diğer 10 Yazısı

“14 Şubat, Habur ve El Arabası
Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?
'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!
“Tayyip Erdoğan'ın Yol Haritası
Bazen siz çok istediğinizde ve kafi derecede gayret gösterdiğinizde hayat topu önünüze yuvarlayıverir... Hagi'li bir takım, basiretsiz bir belediye başkanı, artık istediğinizi elde etmek için neye ihtiyacınız varsa!
Noel Amca!
İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca?
Yağmur yağsa, şimşek çaksa...
Meğer sözlerini “sırılsıklam" diye hatırlamaya çalıştığım melodi Teoman'ın “Paramparça"sının nakaratıymış.. Bu şarkının Ortaçgil versiyonu, sabahtan yatana kadar aynı şarkıyı dinleyen kulaklarımız için hoş bir mola olabilir diye düşündüm.
Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor...
Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Önce insanım ben!
Hem böyle yapınca ne Yılmaz Özdil gibi kendimi zorlayıp Gazze için bir şeyler yapmayı alaturka bulmam gerekiyor ne de insanlık dışı bir saldırıda yanıma Hitler'i alıp ne kadar İsrailli varsa topyekûn üstlerine saldırmam...
Sevgili Günlük!
“Ölmedikçe, yaşat umutları, Bir dala tutun her zaman. Eğer, hiç ağaç kalmamışşa, etrafta, Bir ağaç dik hatta” dedik, kendimize.
23 Nisan, 23 İnsan
Bir 23 Nisan'da daha; Başbakan olacak bir çocuk, bir başkası Cumhurbaşkanı, öteki Milli Eğitim bakanı, beriki bilmem nerenin belediye başkanı.
Bu Bir Nisan Yazısıdır!
Şanslıdır şair. Her aşk kayıp giderken avuçlarının arasından, birkaç şiiri unutur şairin cebinde. Mutlu biten bir aşkın beyaz atlı prensi olmayı yeğ tutar mıydı şair, dillerden hiç düşmeyen bir şiir yazmaya bilinmez, ama kârı şiirse şairin hiçbir aşk zarara uğratmaz onu.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası