çentik









Bu İşyerinde Grev Var!

Artık sporcuların fikri dahi sorulmadan onlar hakkında kararlar alınmasın, sırf yönetimin içinden öyle geliyor diye maçlara çıkmalarına engel olunmasın ya da sırf yeni başkanlar otoritelerini kanıtlayacaklar diye genç sporcular milli takım kamplarından atılmasın istiyorum.

    

7-8 yaşlarındaki erkek çocuklarına sorduğumuz soru : Büyüyünce ne olmak istiyorsun? Aldığımız yanıtlar -arada çöpçü, astranot, kepçeci gibi ekstrem cevapları kapsasa da- büyük oranda TOPÇU olmak istedikleri yönünde. Bu sefer onların büyümüş hallerine soruyoruz: Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Yanıtlar: cimcomluyum, beşikbaşlıyım vb. Aslında bakınca sevinmeliyiz bu duruma. Ne güzel nesiller yetiştiriyoruz ki kendini sporda bulmuş, amacı bu olmuş. Ama şöyle bir gerçek var ki bu çocukların kaçı o üç büyüklerde oynama “ŞANS”ına kavuşacak onu bilemiyoruz. Bir çoğu büyümüş hale gelince vazgeçiyor bu sevdadan ama bir kısmı da yılmadan 3.lig, amatör lig demeden devam ediyor istediği yolunda ya keşfedilirsem umuduyla. Onları tanımıyoruz tabi ama buralarda onların işleri pek de kolay değil az çok biliyoruz. Sağlık kontrolleri yapılmadığı için sahada yığılıp kalan, kallbi artık zigzaglar yerine düz çizgiler çizen amatör bir futbolcu aklımda mesela benim. Tabi futbolcu olduğu için biliyoruz bu çocuğu. Ya diğer spor dallarında çalışanlar? Onlara ne olduğunu ruhumuz duymuyor. Ama artık umudum o ki bu durumlar geçmiş zaman kipinde kalacak. Çünkü uzun zamandır beklenen o büyük kurtarıcı artık sporcuların ve spor için çalışanların yanında: Spor Emekçileri Sendikası.

  

Gözlerinizi ovuşturmayı bırakın doğru okudunuz. Artık Türkiye’de de bir spor sendikası var. Bundan yıllar yıllar önce Metin Kurt ve spor adına çeşitli görevlerde bulunan bir grup arkadaşı  toplaşıp Amatör Sporcular Derneği’ni kurmaya bir teşebbüs etmişler ama 12 Eylül buna da “darbe” vurmuş, sendika için gidiş o gidiş olmuş. Metin Kurt -ki kendisini tanımayanlar Vecdi Çıracıoğlu’nun kitabı “Gladyatör: Futbol Arenalarında Bir İsyanın Hikayesi, Metin Kurt” isimli kitaba kur yapabilirler- Galatasaray’dan ve aslında bütün futbol camiasından takımın birlik ve beraberliğine, bütünlüğüne gölge düşürdüğü iddialarıyla ihraç edilmiş(bkz. Burası Türkiye mi?).  Ama gladyatör olmak kolay değil, pes etmek olmaz deyip 30 yıl gecikmeli de olsa sonunda kurdular Spor-Sen’i. Ben dahil (bkz. Sportif Bir Köprü: Briç) bütün sporcuların kurtarıcısı olmalarını beklemek fazla olur tabi. Yine de benim güzel bir şeyler yapacaklarına inancım sağlam. Çünkü onlar sadece sonunda güzel mankenler ve pahalı arabalar var diye sporcu olunmayacağına, bunun EMEK işi olduğuna, kıymetinin bilinmesi, hakkının korunması gerektiğine inanıyorlar. 30 sene boyunca bu sendikayı kurma hayalinden vazgeçmeyenlerin kurduktan sonra da bu sevdadan kolay kolay vazgeçmeyeceklerini düşünüyorum ya da belki öyle istiyorum. Artık sporcuların fikri dahi sorulmadan onlar hakkında kararlar alınmasın, sırf yönetimin içinden öyle geliyor diye maçlara çıkmalarına engel olunmasın ya da sırf yeni başkanlar otoritelerini kanıtlayacaklar diye genç sporcular milli takım kamplarından atılmasın istiyorum.

         

Kısacası küçükken topçu ya da buz patencisi olmak istediysen(burada bize küçükken yüklenen kız-erkek imajlarını ayrıca kınıyorum) oldun ya da olamadın ondan bağımsız Spor-Sen’e destek vermek gerek. Sırf hayalinden bu kadar zaman vazgeçmeyen birilerini desteklemek olarak da görülebilir, SOLcu kimliğe yakıştığı için de yapılabilir, “sporcunun da hakları vardır”ı birilerine göstermek için de yapılabilir. Ne için olursa olsun benden hep destek, tam destek.
 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Ekstrem Sporlar
Tarih : 19.02.2010 11:00:01

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
8ded (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası