çentik









bu son

dönebileceğin ihtimalini yaşadığım için gözüm kapıda olacak. her tıkırtıda bu yüzden irkileceğim. anlayamayacağım zamanın ne yöne aktığını. sabahtan akşama mı, akşamdan sabaha mı? belki çoktan durmuş olacak evin saati. kopacak benim gibi, soyut olacak. kesinlikle ısıtmayacak bir daha. aydınlatmayacağı da belli. çünkü o da seninle yaşardı. gittin ya, bıraktı her şeyi...

o kadar hızlı silindin ki zamandan, hatıralarını yakalayamadı ev, duvarlarında tutmak için...

biliyorum, gideceksin. geri gelmeyeceksin, bu son gidişin olacak. pardesünü giymek için bile beklemeyeceksin. arkana bakmadan vuracaksın kapıyı. gidişinle camlaşan evi yıktığını fark etmeyeceksin. ben kapıyı gören duvarın dibine oturmuş, şaşkın gözlerle bakakalacağım ardından. sanki bilmiyormuş gibi, bomboş gözlerle bir şeyleri bulmaya çalışıyormuş gibi görünerek anlamaya çalışacağım gidişini. asla bilemeyeceğim sana son kez dokunan o pirinçten soğuk kapı tokmağının ne kadar üzüldüğünü. ve asla bilemeyeceğim o kapıdan arkana bakmadan çıkıp giderken neler hissettiğini ve düşündüğünü. acayip oturacak içime soğuk da olsa bir hoşçakalı bile çok görmüş olman. çok üzüleceğim sana son kez sarılamadığım ve sıcaklığınla ışığını hissedemediğim için. ama sen bunları asla bilemeyeceksin. saatlerce o duvarın dibinde öylece oturacağım. içimde patlamasın diye eve anlatacağım sana söylenmemiş olanları. ya da eve anlattığımı sanıp fark etmeden bir iç kanama yaşayacağım. gözlerimdeki aynalar kırılıp sıvılaşarak birer birer süzülecek yüzümden ince yaralar açarak. suretin yansımayacak artık gözlerimde. dönebileceğin ihtimalini yaşadığım için gözüm kapıda olacak. her tıkırtıda bu yüzden irkileceğim. anlayamayacağım zamanın ne yöne aktığını. sabahtan akşama mı, akşamdan sabaha mı? belki çoktan durmuş olacak evin saati. kopacak  benim gibi, soyut olacak. kesinlikle ısıtmayacak bir daha. aydınlatmayacağı da belli. çünkü o da seninle yaşardı. gittin ya, bıraktı her şeyi. o kadar hızlı silindin ki zamandan, hatıralarını yakalayamadı ev, duvarlarında tutmak için. öyle, dönüşünü umuyoruz. bir hışımla kapıyı açıp da ayakkabılarını bile çıkartmadan yanıma gelip ellerinin sığınağına alıp yüzümü aşk dolu gözlerinde yansımamı görmeyi hayal ediyorum. ev çok boş. ardından savrulan rüzgarınla yitip gitti sevincin, neşen, kahkahan, mutluluğun, aşkın, sevgin, sıcaklığın, ışığın, tebessümün. hüsran kaldı geriye bir tek. ve yıkılmayı kafasına koymuş bir virane. özür dile, geç kaldın, hem de fazlasıyla. ne kadar incittiğini asla bilemeyeceksin. ve neleri sona erdirdiğini. bitti işte, hiç başlamaması gerektiği gibi. tüm bu yazılanların asla  var olmaması lazım geldiği gibi. o yüzden pılımı pırtımı toplayıp gidiyorum artık. bu sondu. ve tüm sonlara yakışan bir son gibi, saygıdeğer, ağırbaşlı, hüzünlü fakat mağrur, gururlu fakat hassas ve en önemlisi sen dolu. 

Editör / Yazar : S. Fırat Kaya
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 10.08.2009 03:35:50

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

Ahmet Demirel yazdı
merak ediyorum sevgili chentick yazarları, sırf ağlayalım filan diye mi böyle gitmek üzerine yazmışsınız peşpeşe=) yazına ne diyeceğimi bilemedim, bütün sıfatları,zarfları aradım da bi türlü cümle kurdurmadılar bana...


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
7355 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

S. Fırat Kaya - Diğer 10 Yazısı

gökboyası
doğaya da burunlarını soktular. sıkıldılar çiçeklerin renklerinden. 'kökboyası'nı yanlış anladılar,köklerine suni boya kattılar.
Yan Benimle
lakin ben bir türlü rahat edemedim senin donuk, soğuk gözlerinde. benim oralara ait olmadığımı içime içime sokan bir şeyler vardı. bensiz yapamazmışsın gibiydi her hareketin, oysa yan yana geçirdiğimiz zamanların dışında bensizdi her nefesin. şimdi gelmiş, yine benim kollarımda ağlıyorsun. belli, yine yorulmuşsun.
Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere
deniz de pek dalgalı bu aralar, maazallah vapur seferleri iptal olur, işinden gücünden, okulundan geri kalırsın. bu mevsimde rüzgar da bir fena, kalelerini yıkıverir alimallah.
Boza ve Kremalı Bisküvi
kokusuyla kandırmayı denedi ama tadı yanıltmadı, senin aksine. gök sarardı, su bulandı, bisküvi hışırdadı, midem guruldadı, gözlerin pörtledi, betin benzin attı.
Zamansız Meditasyonlar
geçmişin fırtınasını durdurmaya çalışıyorum. benim olmayan zamanlarda amaçsızca geziniyorum. bir tarafım batak, bir tarafım ak. korkularımızın sinsi yılanı kalplerimize sokuluyor gece vakti.
Uluslararası Sev Beni
uluslararası sev beni hayatım. uluslarası sev ki buluşamayalım; oraya mı gitsek burada mı otursak sıkıntısı çekmeyelim. uluslarası sev ki saçını boyadığında, makyaj yaptığında çemkirmeyeyim. dışarıya çıkarken ne giydiğin, kimlerle görüştüğün umrumda olmasın. sağdan soldan bakıyorlar diye cıngar çıkmasın. ben de bir haltlar yerken senin ruhun duymasın.
Uzun Mesafe Çağrısı
şüpheliyim bu kalbin varacağı nihayetten. dokun diyorum sana; bu kadar gürültünün içinde duyamıyorsun ki, ne demeye çalıştığımı anlayasın. kalıp izah edemiyorum ki; iyi hissetmiyorum, o yüzden gitmeye devam ediyorum. nefesimin ucundasın, diyemiyorum ki
Ölümsüz
bakışların 'Ş', bir kereye mahsus, salt sende gördüğüm... sıcak, sevecen, ötesi... gideceğini söylediler. biliyordum, yaşadığın yere dönecektin. bunda bir gariplik yoktu zaten. öyle değilmiş, ne de kolay söyleyiverdiler: “evlenecek!
Saybians
yanıp da bitmeyen köz vari tütün mü bulsak, buldursak? saçma. içmemek? kolaydı!
tezahur-u nihai
peki ya karısı? ömrünün yarısını paylaştığın bir adamdan ne diye ayrılınır? huysuz olduğu için? çekilmez olduğu için? dövdüğü için – ki dövemez, öyle bir gücünün olmadığı afaki.
Sükûnet
koşma be adam! kimsenin bir yere gitti yok. duruyor orada işte. saçmalama be adam! sana geldiği de yok. ya gelirse mi? ya gelmezse? gidecek zaten be adam, adın gibi biliyorsun. tanımadığın isimlerin, anlamadığın dillerle yaşadığı bir diyara gidecek...





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası