çentik









Cannes'da Ödüller Sahiplerini Buldu!

62. Cannes Film Festivali’nde Avusturyalı büyük usta Michael Haneke, Nazizm'in röntgenini çektiği 'Beyaz Kurdele' (Das Weisse Band) adlı yeni filmiyle Cannes'da büyük ödül Altın Palmiye'ye

 

62. Cannes Film Festivali’nde Avusturyalı büyük usta Michael Haneke, Nazizm'in röntgenini çektiği 'Beyaz Kurdele' (Das Weisse Band) adlı yeni filmiyle Cannes'da büyük ödül Altın Palmiye'ye uzandı. 2001 yılında 'Piyano Öğretmeni' (La Piyaniste) filmiyle Cannes'da jüri özel ödülünü kazanan Haneke böylece, ilk defa Altın Palmiye kazandı. Ödül, Nuri Bilge Ceylan'ın da yer aldığı 'Piyano Öğretmeni' filminin başrol oyuncusu Isabelle Huppert başkanlığındaki jüriden geldi.
 
 
 
 
İlk kez Altın Palmiye alan Haneke, daha önce Cannes Film Festivali’nden “Saklı/CachÈ” (2005) ile En İyi Yönetmen ve “Piyano Öğretmeni/La Pianiste” (2001) Grand Prix’le dönmüştü. Haneke, Altın Palmiye’ye “The White Ribbon” adlı filmle değer görüldü. Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, bir kasabada geçen film, şüphelilerinin çocuklar olduğu vahşi suçları konu alıyordu. Bu hikâye üzerinden Nazizmin köklerini anlattığı “The White Ribbon” ile Haneke, Altın Palmiye’yi jüri başkanı, “Piyano Öğretmeni”nin başrol oyuncusu Isabelle Huppert’den uzun bir kucaklaşmanın ardından aldı.
 
Haneke konuşmasında, “Eşim her zaman mutlu musun? Diye sorar. Şu anda gerçekten hayatımın en mutlu anlarından birini yaşıyorum” dedi.
 
 
 
 
 
Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu FIPRESCI'nin de ödülünü alan 'Beyaz Kurdele'de Haneke, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Kuzey Almanya’nın bir köyünde yaşananan garip olayları anlatırken, 20 yıl sonra gündeme gelecek Nazizmin, milyonlarca Alman tarafından nasıl ve neden destekleneceğinin toplumsal ve adeta ruhbilimsel bir çözümlemesini yapıyordu.

 
Cannes'ın ikinci önemli ödülü kabul ödülü kabul edilen Jüri Büyük Ödülü ise Fransız yönetmen Jacques Audiard'ın altı yıl hapse mahkum olan ve hapiste zamanla bir mafya liderine dönüşen Arap kökenli genç Malik'in hikayesini anlattığı 'Bir Peygamber' (Un prophete) adlı filmine verildi. Fransız Yeni Dalgasının büyük ismi Alain Resnais'e ‘Çılgın Otlar’ (Les Herbes folles) adlı filmle Cannes 62. Yıl Özül Ödülü verilirken Jüri Özel Ödülü de İngiliz kadın yönetmen Andrea Arnold'un yoksul bir mahallede yaşayan 15 yaşındaki asi mizaçlı Mia’nın verdiği yaşam kavgasını anlatan ‘Fish Tank’ filmi ile Cannes'da yarışmaya kabul edilen ilk vampir filmi Park Chan-wook imzalı ‘Susuzluk’u (Thirst) arasında paylaştırıldı.

Filipinli Brillante Mendoza 'Kinatay'la en iyi yönetmen seçilirken Çinli yönetmen Lou Ye’nin Çin'de tabu olan eşçinselliği ele alan filmi ‘Bahar Geceleri Sarhoşluğu’ (Spring Fever) ile senaryo ödülü kazandı.

Lars von Trier’nin 'Antichrist' adlı filminde çocuklarını bir kazada yitiren anne rolündeki Charlotte Gainsbourg en iyi kadın oyuncu seçilirken Tarantino'nun 2. Dünya Savaşı sırasında, Alman işgali altındaki Fransa’da geçen 'tarihsel western'i ‘Şerefsiz Piçler’deki (Inglorius Basterds) rolüyle Christoph Waltz en iyi erkek oyuncu ödülünün sahibi oldu.
Ken Loach, Marco Bellochio, Pedro Almodovar, Jane Campione, Ang Lee gibi ustaların eli boş döndüğü 62. Cannes Film Festivali Belçika asıllı Fransız yönetmen Jan Kounen’in ‘Coco Chanel&Igor Starvinsky’ adlı filmiyle sona erdi.
 
Festivalin hareketli geçen film marketinde, pazara sunulan filmlerin cirosunun bir milyar euro’yu geçmesi beklenirken, alıcılara 1004 film gösterildi. 4 bin gazetecinin takip ettiği festivalde, 40 bine yakın konuk ağırlandı.
 
 
 
 
İŞTE ÖDÜLLER

Grand Prix: “A Prophet” (Yön:  Jacques Audiard, Fransa)
Jüri Özel Ödülü: “Fish Tank”  (Yön: Andrea Arnold, İngiltere) “Thirst” (Yön: Park Chan-Wook, Güney Kore)
* Özel Ödül: Alain Resnais 
* En İyi Kadın Oyuncu: Charlotte Gainsbourg (“Antichrist”, Danimarka)
En İyi Erkek Oyuncu: Christoph Waltz   (“Inglourious Basterds”, ABD)
* En İyi Yönetmen: Brillante Mendoza (“Kinatay”, Filipinler)
* En İyi Senaryo: Mei Feng (“Spring Fever”, Çin) 
* En İyi Kısa Metrajlı Film Ödülü: “Arena”    (Joao Salaviza, Portekiz) 
* Altın Kamera Ödülü: “Samson and Delilah”   (Yön: Warwick Thornton, Avustralya)
 
Kaynak: Haber hazırlanırken www.radikal.com.tr'den faydalanılmıştır.
 
 

Editör / Yazar : Begüm Eda Şahin
Kategori : Kültür & Sanat
Tarih : 27.05.2009 20:08:07

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
82df (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Begüm Eda Şahin - Diğer 10 Yazısı

Batumi
Ben giderim Batum'a da……
TEMAS'a Geçtik
Her biri kendilerine ait 11 şarkıdan oluşan ilk albümleri 'HAYATA DOKUN' ile Türk Rock Müziğine aranılan taze kanı getireceğine inandığımız yepyeni bir grup ile tanıştırıyoruz sizleri: “TEMAS
Minnie: Audrey Hepburn
En iyi film kategorisinde de olmak üzere toplam 3 dalda Oscar'a aday ve bu seneki If Bağımsız Film festivali'nde (11-21 Şubat) ödüllü filmlerden oluşan hit filmler kapsamında da yer alacak olan filmle ilgili bakın festivalin resmi web sitesinde neler söylenmiş:
Once
Once'ı bu kadar özel yapan nedir ya? Filme hakim olan samimiyet ve içtenlik belki de….
Baharı özleyenler için: "Güz Kumpanyası"
Grup üyeleri de kumpanyalarını da paylaşıma dayandırıyor ve bakın nasıl tarif ediyorlar yaptıkları müziği: “Bizi insan yapan bir kaç duygunun türdeşliği! bu dengeyi “bu topraklardan" fışkırıvermiş, buraların deneyiminden süzülmüş makamlarda, ezgilerde koklamak. Bu kokunun peşinde, bir esrikliktir, alıp başını gitmek.
Ayın Filmi: 'Çingeneler Zamanı'
Kusturica'ya göre, zengin-fakir, Doğu-Batı gibi zıt dünyaların çelişkisini konu alan hikaye, bugün her zamankinden daha geçerlidir. Kusturica, filminde gerçekliğin dayanılmaz ağırlığını gerçeküstüyle dengelemiştir ve nasıl bir zamana tanıklık ettiğimizi anlatmıştır. Bu anlattığı, 'Çingeneler Zamanı'dır...
Filmekimi programı belli oldu…
İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 17-25 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Filmekimi bu yıl iki sinemaya ve iki hafta sonunu içerecek şekilde dokuz güne genişliyor.
Ayın Filmi: Yine Düştük Yollara
“Hüznün sayısız tonu, bir çok yüzü vardır; çiçekler, kuşlar, rüzgarlar gibi. Ben bazı yakın arkadaşlarım aracılığıyla, hüznü, sevgi ve kederi anlatmaya çalıştım; her ne kadar bazıları tarafından anlaşılmaz ve inanılmaz bulunsa da
Bana bir masal anlat Miyazaki...
Miyazaki'nin uçsuz bucaksız dünyasının kapısını aralayarak bu filmi mutlaka izleyin! Çünkü içinde ne ararsanızc: “masumiyet, aşk, korku, kan, domuza dönüşen anne ve baba, arkadaşlık...Her şey “ var. Aynı zamanda zıtlıkların birbirinin içinde nasıl barındığını da görebiliyoruz filmin içinde.
Modern Zamanlar: İnsan Ve Makine Karşı Karşıya!
1930'lu yıllardaki Büyük Ekonomik Buhran sırasında makineleşmenin de etkisi ile bozulan ekonomik ve toplumsal koşulları, artan işsizlik sorununu dile getiren bu film Charlie Chaplin'in ilk kez 1914 yılında yarattığı Küçük serseri (Şarlo) tiplemesine dayanan son filmdir.
Bırakın Kanımıza Girsinler!





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası