çentik









Çentik Türkçe Dersleri (1)

Gerçekte de sayın dinleyiciler, bu konuyu ne kadar tazelesek yeridir. Dilinin bilincine varmak her yurrtaş için gerekli sayılmalı. Sıkıcı bir görev değildir bu, tatlı bir uğraştır. Hele biizm dilimiz gibi çok geniş bir bölgede konuşulan, yapısal karakteri çok güçlü bir dil söz konusu olunca, onunla ilgilenmenin tadı daha da artar...

 

 

Türkçe bilmeyen Türk öğrenciler!

 
Bir radyo programının açılışında yaptığı konuşmayı dinlemek üzere mikrofonlarımızı Melih Cevdet Anday’a uzatıyoruz:
 
"Sizinle her hafta bu saatte dilimiz üzerinde konuşacağız. Anadili sözü, daha küçükken, okula gitmeden öğrendiğimiz dili anlatmak için bulunmuş çok güzel bir söz. Anamızdan, babamızdan öğreniyoruz onu. Bildiğimiz en iyi dil anadilimizdir kuşkusuz, yanlış yapma korkusu duymadan konuşuruz. Ama bundan ötürü herkesin anadilini tam olarak bildiği söylenebilir mi? Öyle olsaydı ayrıca anadili öğrenmeye hiçbir yerde gerek duyulmazdı. Kuşun hangi noto üzerinde öttüğünü bilmemesi gibi, anadilinin eğitiminden geçmemiş olanlar da bilmezler, kullandıkları dilin özelliklerini, kurallarını.
 
 
Yıllar önce Paris Üniversitesi’nde geçmiş bir olayı analatayım size. Orada temel dil fransızca olduğu için, Üniversite, öğrencilerinden bir de yabancı dil bilmelerini istiyor. Bizim Türk öğrencileri, düşünmüşler, talşınmışlar ikinci dil olarak Türkçe’yi seçtiklerini bildirmişler Üniversiteye Bunun üzerine de Üniversite , bu Türk öğrencilerin Türkçe’den sınava girmesini istemiş, o zaman orada Doğu Dilleri Enstitü’sünde Jean Deny vardı, Türk dili uzmanı. Türkçe’nin en iyi gramerlerinden birini yazan odur. İşte Türk öğrencileri bu Profesör Jean Deny’nin karşısına çıkarmışlar. Bana anlattıklarına göre öğrencilerimizin çoğu o sınavı kazanamamış. Demek; anadilimizi konuşmak aşka bilmek başka.
 
Söyleşimizin başında hemen belirtelim ki, biz bu programda Türk dili öğretimine kalkacak değiliz..."
 
Aynı şekilde biz de böyle bir iddiada değiliz; bu bölümdeki amaç, gözümüze batan yanlışları oradan çıkartıp önümüze sermek olacak... Kimimiz bu galatları düzeltecek kimi de galat-ı meşhur galat i meşhur lugat- ı fasihadan evladır (yaygınlaşmış yanlışlar sözlüksel doğrulardan yeğdir) diyecek...
 
 
İşte o meşhur yanlışlardan birkaçı:
 
 
 
Yanlış                                           Doğru
 
 
Eninde sonunda                        Önünde sonunda
 
Selvi                                             Servi
 
Mundar                                       Murdar
 
Mütevazi                                     Mütevazı
 
Antiparantez                              Antrparantez
 
Direk                                            Direkt
 
İçten bile değil                           İşten bile değil
 
Anektod                                      Anekdot
 
Bilmemezlik                                Bilmezlik
 
Kelli felli                                       Kerli ferli
 
 
Siz de parantez karşıtı mısınız?
 
Antrparentez Fransızca "entre parentheses" kelime öbeğinin dilimize geçmiş şekli. Tam karşılığı 'parantez içinde’ , "söz arasında" , "sırası gelmişken" gibi anlamlarda da kullanılıyor. Antiparentez de Mehmet Hoca’nın dediği gibi parentez karşıtı insan anlamına gelebilir.
 
Çok yapılan yanlışlardan biride me - ma olumsuzluk eki alarak kullanılan; bilmek, duymak, anlamak gibi fiiller... Doğru kullanım; bilmezden gelmek, duymazdan gelmek şeklindeki kullanımlardır. Bilmemezlik, duymamazlık, anlamamazlık gibi kullanımlar yanlıştır...
 
İçinde tevazuyu barından kelime mütevazıdır, mütevazi paralel anlamına gelmektedir...
 
 
 
galatımeşhur
isim, eskimiş (galatımeşhu:ru) Arapça ¦alaµ + meşh°r
    Genelleştiği için yanlışlığına önem verilmeden kullanılagelen söz, deyim, terim, yaygın yanlış.
 
 
 
 Önümüzdeki yazıda bu yanlışlarla birlikte telaffuzda öne çıkan yanlışları ele almaya çalışacağız...
 
 
Başladığımız gibi yine Melih Cevdet Anday’la bitirelim:
 
“Gerçekte de sayın dinleyiciler, bu konuyu ne kadar tazelesek yeridir. Dilinin bilincine varmak her yurrtaş için gerekli sayılmalı. Sıkıcı bir görev değildir bu, tatlı bir uğraştır. Hele bizim dilimiz gibi çok geniş bir bölgede konuşulan, yapısal karakteri çok güçlü bir dil söz konusu olunca, onunla ilgilenmenin tadı daha da artar...
 
Bu programda işte böyle tatlı bir uğraşın içinde olacağız...”
 

Editör / Yazar : Ümit Buget
Kategori : Hayatın İçinden
Tarih : 02.08.2009 20:37:46

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

özge yazdı
benim tek bildiğim lavabo değil kardeşim bildiğimiz tuvalet işte..:)))


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
ef3d (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ümit Buget - Diğer 10 Yazısı

“14 Şubat, Habur ve El Arabası
Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?
'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!
“Tayyip Erdoğan'ın Yol Haritası
Bazen siz çok istediğinizde ve kafi derecede gayret gösterdiğinizde hayat topu önünüze yuvarlayıverir... Hagi'li bir takım, basiretsiz bir belediye başkanı, artık istediğinizi elde etmek için neye ihtiyacınız varsa!
Noel Amca!
İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca?
Yağmur yağsa, şimşek çaksa...
Meğer sözlerini “sırılsıklam" diye hatırlamaya çalıştığım melodi Teoman'ın “Paramparça"sının nakaratıymış.. Bu şarkının Ortaçgil versiyonu, sabahtan yatana kadar aynı şarkıyı dinleyen kulaklarımız için hoş bir mola olabilir diye düşündüm.
Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor...
Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Önce insanım ben!
Hem böyle yapınca ne Yılmaz Özdil gibi kendimi zorlayıp Gazze için bir şeyler yapmayı alaturka bulmam gerekiyor ne de insanlık dışı bir saldırıda yanıma Hitler'i alıp ne kadar İsrailli varsa topyekûn üstlerine saldırmam...
Sevgili Günlük!
“Ölmedikçe, yaşat umutları, Bir dala tutun her zaman. Eğer, hiç ağaç kalmamışşa, etrafta, Bir ağaç dik hatta” dedik, kendimize.
23 Nisan, 23 İnsan
Bir 23 Nisan'da daha; Başbakan olacak bir çocuk, bir başkası Cumhurbaşkanı, öteki Milli Eğitim bakanı, beriki bilmem nerenin belediye başkanı.
Bu Bir Nisan Yazısıdır!
Şanslıdır şair. Her aşk kayıp giderken avuçlarının arasından, birkaç şiiri unutur şairin cebinde. Mutlu biten bir aşkın beyaz atlı prensi olmayı yeğ tutar mıydı şair, dillerden hiç düşmeyen bir şiir yazmaya bilinmez, ama kârı şiirse şairin hiçbir aşk zarara uğratmaz onu.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası