
Turks ve Caicos Adaları Başkenti Grand Turk olan bu ülkede türklerin ne işi var. |
Maya Takvimi Nedir? Baktun, 144,000 gündür. Onüç Baktun, tam bir çağ dönümüdür. Şu an içinde bulunduğumuz Baktım, 22 Aralık 2012′de tamamlanacak. 5000 yıllık bir süreçte, Maya takvimi Gregorian takviminden daha doğrudur. |
Maya Burcunuzun Özellikleri Normal burçları boşverin! Maya burcunuzu öğrenin ve burcunuzun özelliklerine bakın, açıklamalara sizde şaşıracaksınız. 20 Maya Burçları ve özelliklerini öğrenin. |
00:00:00 2010'da nasıl olmalıyım? Herkesin dolabında o geceyi geçirecek kurtarıcı bir şeyler mutlaka vardır ama daha da özel olmak istiyorsanız gideceğiniz yere göre giydiğiniz kıyafet şık olmakla beraber, gecenin uzayacağını düşünüp rahat da olmalıdır. |
2009-2010 Bahar Modası İster daracık bir tayt, ister bol bir model seçin, her ikisi de çok moda. Deri, saten hatta ışıltılı kumaşlar da seçenekler arasında. Sonbahar pantolonları diz altında biten modellerden, dar ve uzun paçalılara kadar her boyda karşımıza çıkıyor. Pantolon giymeyi seven biriyseniz, vitrinlerde mutlaka kendi tarzınıza uygun bir şeyler bulabilirsiniz |
|
Çöp Adam (Analiz)
Yazı 14 Mayıs 2008 tarihli, dün son siyasi gelişmelerle ilgili yorumda bulunmak için masaya oturduğumda aklıma geldi. Aslında üç beş senedir yazan bir adam için önüne yeniden gelen hemen her konunun yazılmışı var. Sorunumuz da biraz bu galiba meselelerimizde mesafe alamıyoruz!
Bazen bir şey anlatmak istersiniz, aklınızdakini söze dökmeyi beceremezsiniz.
Bazen de şiir gibi konuşursunuz, ama karşınızdaki, şairin o dizelerde ne demek istediğini anlamaz!
Böyle zamanlarda, ressam olabilmeyi çok isterdim...
Ama karaladıklarımdan, ne “çöp” olur, ne “adam”!
Yine de resim çizebilmeyi çok isterdim, kelimelerin kifayetsiz kaldığı zamanlarda...
Önyargıların, mahalle baskılarının, doğuşsal farklılıklarının, karşılıklı akıl kırılmaları yaşattığı, ne söyleseniz, yanlış anlaşılacak zamanlarda…
Ne mi çizerdim?
Yedi bölgesi güneş gören bir ülke çizerdim mesela, güneşi vatandaşlarını aynı oranda ısıtan -yakan- hiçbir odası karanlıkta kalmayan, koskoca bir ülke!
İnsanlar çizerdim; bıyıklı sakallı, uzunlu kısalı, “iğneyi kendine de batırabilen,” soran, sorgulayan, öbek öbek yurdum insanı...
İçlerinde planlı eğitimin olduğu okullar, insan odaklı hizmetin olduğu hastaneler, yaptıkları pastanın muhteviyatında, köpüğün haricinde de malzeme bulunan, pastaneler çizerdim…
Kurşun geçirmeyen askerler çizerdim; sevdiklerine sağ salim dönen, onbaşılar, çavuşlar.
Vatandaşlarını öldürmekle değil de yaşatmakla övünen siyasiler çizerdim, mesala…
Amblemindeki okları kendine batırmayan partiler, boğazdan rahatça geçebilen gemicikler…
Çizerdim de çizerdim!
Sözü uzatmanın anlamı yok!
Filler yine sahneye çıktılar, üç tarafı denizlerle çevrili, daima “gelişmekte” olan memlekette!
Belli ki, tepişecekler!
Ve çimenler, yine ezilecekler…
Bu seferki şifre: laik-gerici.
Göndermelere, mecazlara müsait dilimde, kabahati kendinde aramaktan oldukça uzak, iktidarın sütten de “ak” partisi, müslümanlığın gümrük görevlisi, zabıta memuru, jüri üyesi görevine soyunmuş, puanlar veriyor inanışlarımıza, kendi gibi olduğunu düşündüklerine; primler, kadrolar, bol sıfırlı bordrolar veriyor…
İlgili pastörize üründen, defalarca ağzı yanmış yurdum insanıysa, yoğurtla ilgili bir sorgulamadan uzak, etiketlerin peşinde koşmaya devam ediyor, Aziz Nesin'i haklı çıkarma telaşıyla.
Soluk almadan, etiketlerin peşinden koşmaya devam edelim, hiç nefes almadan!
Recep Tayyip'in müslümanları, Baykal’ın laikleri, Vatan'ın askerleri olalım!
- Nasıl tam müslüman olabildim mi Tayyip abi? Bak ellerimi de bırakabiliyorum!
- Kollar da biraz daha yukarı yukarı, hıh, tamam oluyor!
Ne diyebilirim ki!
Defalarca tekrarlanmış, ama demek, kimsenin aklında pek kalmamış, bu anı, bu seferki haliyle resmetmek isterdim, gözü kapalı aidiyetleri, ezbere hayatları, bana benziyorsa tamamdırları...
Bir başka nesli kurtarabilme umuduyla, alırdım elime boyaları.
Geleceğin filllerini, geleceğin çimenlerini...
Gelin görün ki, hiç anlamıyorum resimden...
Karaladıklarımdan, ne “çöp” olur, ne “adam!”
Şimdi önlerinde tuval, ellerinde boya, Başkent'te koşuşan adamlar var ve korkarım onlar da anlamıyorlar resimden:
Ankara’da sergiledikleri,“Türkiye” tablosundan, ne çöp olur, ne adam!
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
| Yorumlar |
| Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır. |
Ümit Buget - Diğer 10 Yazısı
 |
“14 Şubat, Habur ve El Arabası
Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi |
 |
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?
'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca! |
 |
“Tayyip Erdoğan'ın Yol Haritası
Bazen siz çok istediğinizde ve kafi derecede gayret gösterdiğinizde hayat topu önünüze yuvarlayıverir... Hagi'li bir takım, basiretsiz bir belediye başkanı, artık istediğinizi elde etmek için neye ihtiyacınız varsa! |
 |
Noel Amca!
İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca? |
 |
Yağmur yağsa, şimşek çaksa...
Meğer sözlerini “sırılsıklam" diye hatırlamaya çalıştığım melodi Teoman'ın “Paramparça"sının nakaratıymış.. Bu şarkının Ortaçgil versiyonu, sabahtan yatana kadar aynı şarkıyı dinleyen kulaklarımız için hoş bir mola olabilir diye düşündüm. |
 |
Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor... |
 |
Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu. |
 |
Önce insanım ben!
Hem böyle yapınca ne Yılmaz Özdil gibi kendimi zorlayıp Gazze için bir şeyler yapmayı alaturka bulmam gerekiyor ne de insanlık dışı bir saldırıda yanıma Hitler'i alıp ne kadar İsrailli varsa topyekûn üstlerine saldırmam... |
 |
Sevgili Günlük!
“Ölmedikçe, yaşat umutları, Bir dala tutun her zaman. Eğer, hiç ağaç kalmamışşa, etrafta, Bir ağaç dik hatta” dedik, kendimize. |
 |
23 Nisan, 23 İnsan
Bir 23 Nisan'da daha; Başbakan olacak bir çocuk, bir başkası Cumhurbaşkanı, öteki Milli Eğitim bakanı, beriki bilmem nerenin belediye başkanı. |
 |
Bu Bir Nisan Yazısıdır!
Şanslıdır şair. Her aşk kayıp giderken avuçlarının arasından, birkaç şiiri unutur şairin cebinde. Mutlu biten bir aşkın beyaz atlı prensi olmayı yeğ tutar mıydı şair, dillerden hiç düşmeyen bir şiir yazmaya bilinmez, ama kârı şiirse şairin hiçbir aşk zarara uğratmaz onu. |
|
Kahvaltı bitti ve TRT1'de hiç birşey yok. Zaten anten de doğru düzgün çekmiyor, yükselticinin düğmesiyle oynamak nafile. |
Gary Moore ve Eski Günlerin Anısına Kusura bakma, kasetini müzik setine koyup, en az 2 tur dinlemedim seni eski günlerin anısına, hiç başa sarmadım seni; eski günlerde lacivert ceketimin iç cebine saklayıp derste gizlice dinlediğim günler gibi. |
“14 Şubat, Habur ve El Arabası Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi |
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı? 'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca! |
Noel Amca! İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca? |
|