çentik



Estek Köstek
Turks ve Caicos Adaları
Başkenti Grand Turk olan bu ülkede türklerin ne işi var.
Maya Takvimi Nedir?
Baktun, 144,000 gündür. Onüç Baktun, tam bir çağ dönümüdür. Şu an içinde bulunduğumuz Baktım, 22 Aralık 2012′de tamamlanacak. 5000 yıllık bir süreçte, Maya takvimi Gregorian takviminden daha doğrudur.
Maya Burcunuzun Özellikleri
Normal burçları boşverin! Maya burcunuzu öğrenin ve burcunuzun özelliklerine bakın, açıklamalara sizde şaşıracaksınız. 20 Maya Burçları ve özelliklerini öğrenin.

Kızlar Arasında
00:00:00 2010'da nasıl olmalıyım?
Herkesin dolabında o geceyi geçirecek kurtarıcı bir şeyler mutlaka vardır ama daha da özel olmak istiyorsanız gideceğiniz yere göre giydiğiniz kıyafet şık olmakla beraber, gecenin uzayacağını düşünüp rahat da olmalıdır.
2009-2010 Bahar Modası
İster daracık bir tayt, ister bol bir model seçin, her ikisi de çok moda. Deri, saten hatta ışıltılı kumaşlar da seçenekler arasında. Sonbahar pantolonları diz altında biten modellerden, dar ve uzun paçalılara kadar her boyda karşımıza çıkıyor. Pantolon giymeyi seven biriyseniz, vitrinlerde mutlaka kendi tarzınıza uygun bir şeyler bulabilirsiniz


Paylaş Facebook! Paylaş del.icio.us! Paylaş Newsvine! Paylaş My Space! Paylaş Twitter!
Paylaş Technorati! Paylaş LinkedIn! Paylaş digg! Paylaş Google Bookmarks! Paylaş Windows Live!
Paylaş FriendFeed! Paylaş Stumbleupon! Paylaş Kirtsy!    


ADC


Depremin ertesi: 18 Ağustos

17 ağustos depreminin 10. yıl dönümünü yaşarken hâlâ değişmeyen zihniyetlere mi yoksa kaybedilen insanlara mı ağlamak gerekiyor bilmiyorum. Kolonların altından çıkarılan insanlar yaşadıkları 10 yıla şükredemeden devletin fütursuzca deprem sonrası verdikleri konutları bürokratlara tahsis etmek için boşaltmalarını istemeleri onlara acılarını unutturacak cinstendi.


 
Vicdanlarımızın da çöktüğü günün 10.yıl dönümü

 

Hangi cümleyi kursam da acılarını en doğru şekilde anlatsam diye düşünürken yazmaya başladığım da anladım ki yaşanmadan, içine o acının tohumları düşmeden yeterli cümleyi kuramıyor insan...

 
17 ağustos depreminin 10. yıl dönümünü yaşarken hâlâ değişmeyen zihniyetlere mi yoksa kaybedilen insanlara mı ağlamak gerekiyor bilmiyorum. Kolonların altından çıkarılan insanlar yaşadıkları 10 yıla şükredemeden devletin fütursuzca deprem sonrası verdikleri konutları bürokratlara tahsis etmek için boşaltmalarını istemeleri onlara acılarını unutturacak cinstendi. Yeniden kurmaya çalıştıkları hayatlarını hiçe sayıp birilerinin rahatı için şimdi de evlerinden oluyorlardı.
 
Oysa baştan beri bilmelilerdi onları kurtaran devlet elbet bu iyiliğinin karşılığını ödetecekti onlara. Hiçbir iyilik karşılıksız kalmıyordu ne de olsa. E tabi büyüklerimizin rahatları çok daha önemliydi, 10 yıldır hayata tutunmaya çalışan insanların yanında. Devletimiz yıllardır yaşamalarına izin verdiği için şükretmeleri gerekiyordu ne de olsa. Aman Allah zeval vermesin devletimize! Televizyonda izlerken bu haberi ilk önce algılamakta zorluk çektim. Bu kadar ucuz bu kadar vicdan yoksunu olamazdı bu kararı verenler. Çıkartılan ailelerin her bir köşesinde acılarını yaşadıkarı o evlerde o insanların seslerine nasıl tıkayacaklar kulaklarını, nasıl rahatça çocuklarına anlatacaklar ahlaki değerleri bilemiyorum. Nasıl geldik bu hale kırmızı koltuklara oturunca acaba içine mi çöktü vicdanlarımız? Yapılan hatalardan ders çıkarıp yeni önlemler alınması gerek miyomuydu, insanların acılarına az da olsa saygı duyup onları hayata kazandırmak gerekmiyor muydu, acıyı onlar kadar hissedemesekte; içten, sessizce yanlarında olmak gerekmiyor muydu?
 
Vicdan denen olgunun anlamını acaba başından beri yanlış mı biliyorduk? Bunları görünce anladım ki, bizi diğer canlılardan ayıran en önemli özelik sadece düşünebiliyor olmamız değil, ete kemiğe bürünen vücutlarımızın içine koyduğumuz vicdanlarımızdı belki de…

Editör / Yazar : Özge Ulusoy
Kategori : Siyaset
Tarih : 18.08.2009 15:59:05

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
: Yazarın Facebook Sayfası

Bu yazıyı paylaş
Paylaş Facebook! Paylaş del.icio.us! Paylaş Newsvine! Paylaş My Space! Paylaş Twitter! Paylaş Technorati! Paylaş LinkedIn! Paylaş digg! Paylaş Google Bookmarks! Paylaş Windows Live! Paylaş FriendFeed! Paylaş Stumbleupon! Paylaş Kirtsy!

Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
ef5b (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Özge Ulusoy - Diğer 3 Yazısı

Bedenin Alfabesi (Aşk)
O üç harfin sessiz dünyasında yaşanan gerçek aşkların diliydi belki de…
Bir Kıvılcım Düşer Önce
Ben hayatımın en anlamlı, en güzel dostluklarından birini yaşadım burada, en içten teşekkürü, en samimi gülümseyişi, en acımasız eleştiriyi bir çocuğun sözlerinde duydum.
İşkence Mektupları: Kadınlar Saçlarını Çözüyor!
Mektuplarda her bir hayatın yok oluşunu okurken, insanlığımdan utandım, utandırıldım…Ajitasyon değildi hiçbiri... İçi boş, birilerine reyting getirsin diye yapılan hikâyelere de benzemiyordu... Kendi halinde bir köşede, onları anlayacakları bekliyordu belki de her bir mektup…

Taşeron
Anayasayı seçilmişler değiştiremez, kurucu meclis gerekir. Kurucu meclis için darbe gerekir! , ama darbeciler yargılanıyor!" Koşul olarak da; “Ülkenin işgal altında olması ya da savaş halinde bulunulması vs.
Özel Röportaj: Tansel Çölaşan
Dosyalar, davalar arasında geçmiş tam 41 yıl... Emekli Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan ile; Yargı bağımsızlığını, evlerine neden yıllarca misafir gelmediğini, birinci yılını dolduran emekliliğini, Türkiye'de kadını, Ayvalık Şirinkent'te konuştuk.
İstanbul'un Su Sorunu! (Analiz)
Ben ekrana bakınca, her şeyin bu hayali diyalog gibi gerçekleştiğine inanıyorum, sistem tamamen valiliğin ve belediyenin olanlarla ilgili ne kadar suçsuz olduğunu istapata çalışmak çerçevesinde cereyan ediyor; kim ölmüş, kim kalmış, kimsenin umrunda değil...
Depremin ertesi: 18 Ağustos
17 ağustos depreminin 10. yıl dönümünü yaşarken hâlâ değişmeyen zihniyetlere mi yoksa kaybedilen insanlara mı ağlamak gerekiyor bilmiyorum. Kolonların altından çıkarılan insanlar yaşadıkları 10 yıla şükredemeden devletin fütursuzca deprem sonrası verdikleri konutları bürokratlara tahsis etmek için boşaltmalarını istemeleri onlara acılarını unutturacak cinstendi.
Dindirilemeyen Egoların Sınırları Arasında
Yakın zamanda başbakan “İşçi haklarını benden iyi kimse savunamaz“ diyerek sendikalara ya da “Çekilin! ben daha iyi kurtarırım

Ümit Buget
Kategorideki Yazı : 8
Chentick Yazı İşleri
Kategorideki Yazı : 4
Ercan Köse
Kategorideki Yazı : 2
Asuman Çakıroğlu
Kategorideki Yazı : 1
Özge Ulusoy
Kategorideki Yazı : 1

Köşe Yazarlarımız
A. Deniz Çetiner
Ali Sekban
Emre Mendi
S. Fırat Kaya
Ümit Buget
<< Tüm Yazarlar ve Editörler


Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Çentik