çentik









dört dakika otuz saniye

Belki de nereye yerleşeceğini bilemediğindendir ya da ben onu nereye koyacağımı bilemediğimden... Aylar, belki yıllar sonra ilk kez sızlattı bir şey burnumun direğini. Göz pınarlarım dolmak istedi, unutmuşlar, beceremediler. Sol gözüm kapandı yine ama bu sefer elimle. Bilmiyorum, rastgele bir eylemdi belki de. Bu, oturan cenin pozisyonuna kıvrılışım...

Böyle olmamıştı. Hiç bu kadar sivri, geniş ve derin saplanmamıştı. Çok kanadı, bomboş kalacak kadar çok. Ama boşalmadı, hâlâ dopdolu. Canım yandı, nefesim kesildi. Topu topu 5 dakikalık bir şeydi ama ilk sözünde başladı titretmeye. Kilitledi, darma duman etti. yıkmadı, sadece büktü ve burdu biraz. Mideme kadar doldu. Şimdi orada çırpınıyor. Ne için bilmiyorum. Çıkma için olmadığı kesin ama. Belki de nereye yerleşeceğini bilemediğindendir ya da ben onu nereye koyacağımı bilemediğimden... Aylar, belki yıllar sonra ilk kez sızlattı bir şey burnumun direğini. Göz pınarlarım dolmak istedi, unutmuşlar, beceremediler. Sol gözüm kapandı yine ama bu sefer elimle. Bilmiyorum, rastgele bir eylemdi belki de. Bu, oturan cenin pozisyonuna kıvrılışım... Bilinçaltısal bir şeydir belki. Belki de midemdeki pırpırın kaçıp gitmesinden mütevvellit motor bi hareket... Ellerim üşüdü. Pırpır eklemlerimde, titriyorum. onları koyacak yer bulamıyorum. Kontrolsüzce klavyenin tuşlarını hırpalıyorlar, kafama gidiyorlar, yüzümde geziniyorlar, tekrar klavyeye dönüyorlar. Garip tepkimeler gösteriyorlar. Tik gelmiş gibi sağa sola kaçıp tekrar esas duruşa geçiyorlar. Titreme artıyor. Pırpır yükseliyor. Havada asılı kalmaya çalışıyormuş gibi, nerede duracaklarını bilmeden keskin hareketlerle başlayıp yavaşlayarak salınıyor ellerim ve bunların hepsi dört dakika otuz saniyede oluyor.

Güzellikleri başarıyla bozan ellerim...
Bomboş ellerim...
 

Editör / Yazar : S. Fırat Kaya
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 14.06.2009 03:48:02

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

sami.çalışkan yazdı
yazarı tatile yollayın durumu kötü

Gizem Şimşek yazdı
Yıllar yazı becerini geliştirmiş. Okurken kişinin bedeninde aynı tepkimeleri yaratacak kadar başarılı. Tebrikler...


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
6049 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

S. Fırat Kaya - Diğer 10 Yazısı

gökboyası
doğaya da burunlarını soktular. sıkıldılar çiçeklerin renklerinden. 'kökboyası'nı yanlış anladılar,köklerine suni boya kattılar.
Yan Benimle
lakin ben bir türlü rahat edemedim senin donuk, soğuk gözlerinde. benim oralara ait olmadığımı içime içime sokan bir şeyler vardı. bensiz yapamazmışsın gibiydi her hareketin, oysa yan yana geçirdiğimiz zamanların dışında bensizdi her nefesin. şimdi gelmiş, yine benim kollarımda ağlıyorsun. belli, yine yorulmuşsun.
Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere
deniz de pek dalgalı bu aralar, maazallah vapur seferleri iptal olur, işinden gücünden, okulundan geri kalırsın. bu mevsimde rüzgar da bir fena, kalelerini yıkıverir alimallah.
Boza ve Kremalı Bisküvi
kokusuyla kandırmayı denedi ama tadı yanıltmadı, senin aksine. gök sarardı, su bulandı, bisküvi hışırdadı, midem guruldadı, gözlerin pörtledi, betin benzin attı.
Zamansız Meditasyonlar
geçmişin fırtınasını durdurmaya çalışıyorum. benim olmayan zamanlarda amaçsızca geziniyorum. bir tarafım batak, bir tarafım ak. korkularımızın sinsi yılanı kalplerimize sokuluyor gece vakti.
Uluslararası Sev Beni
uluslararası sev beni hayatım. uluslarası sev ki buluşamayalım; oraya mı gitsek burada mı otursak sıkıntısı çekmeyelim. uluslarası sev ki saçını boyadığında, makyaj yaptığında çemkirmeyeyim. dışarıya çıkarken ne giydiğin, kimlerle görüştüğün umrumda olmasın. sağdan soldan bakıyorlar diye cıngar çıkmasın. ben de bir haltlar yerken senin ruhun duymasın.
Uzun Mesafe Çağrısı
şüpheliyim bu kalbin varacağı nihayetten. dokun diyorum sana; bu kadar gürültünün içinde duyamıyorsun ki, ne demeye çalıştığımı anlayasın. kalıp izah edemiyorum ki; iyi hissetmiyorum, o yüzden gitmeye devam ediyorum. nefesimin ucundasın, diyemiyorum ki
Ölümsüz
bakışların 'Ş', bir kereye mahsus, salt sende gördüğüm... sıcak, sevecen, ötesi... gideceğini söylediler. biliyordum, yaşadığın yere dönecektin. bunda bir gariplik yoktu zaten. öyle değilmiş, ne de kolay söyleyiverdiler: “evlenecek!
Saybians
yanıp da bitmeyen köz vari tütün mü bulsak, buldursak? saçma. içmemek? kolaydı!
tezahur-u nihai
peki ya karısı? ömrünün yarısını paylaştığın bir adamdan ne diye ayrılınır? huysuz olduğu için? çekilmez olduğu için? dövdüğü için – ki dövemez, öyle bir gücünün olmadığı afaki.
Sükûnet
koşma be adam! kimsenin bir yere gitti yok. duruyor orada işte. saçmalama be adam! sana geldiği de yok. ya gelirse mi? ya gelmezse? gidecek zaten be adam, adın gibi biliyorsun. tanımadığın isimlerin, anlamadığın dillerle yaşadığı bir diyara gidecek...





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası