Ekstrem bilardo: 'Snooker'
Nereden gelmiş, nereye gider bir spordur kendisi? 19. yüzyılın ikinci yarısında Sir Neville Chamberlain tarafından tohumları atılmış. 1927'de Joe Davis ben bu sporu adam ederim demiş ve ilk şampiyonayı düzenlemiş. Sonra 1969 dönüm noktası olmuş...

Şu sıralar Eurosport'un favori programları SNOOKER şampiyonaları... İtiraf edeyim bir iki hafta öncesine kadar adını bile duymuşluğum yoktu sanıyorum. Bilardoyla ilgili bildiğim nadir şeyler Semih Saygıner'den ve arkadaşları izlemek suretiyle edinilen birkaç deneyimden öteye geçmezdi. Pek sevdiğim bir arkadaşım sağolsun büyük bir merakı varmış yazsana güzel olur diyince hemen araştırmalar başladı ( farkettim ki arkadaşlarım olmasa ben Chentick'te yazacak bir şey bulamayacağım). Bu araştırmalar, blog okumalar, haber takipler sonucunda bakalım ben bu snooker'dan ne anladım...
Öncelikle snooker'ın delikli bir bilardo oyunu olduğunu söyleyerek görece 3 toptan daha eğlenceli olduğunu belirteyim. Diğer bilardo sporlarından farkları: topların ve tabi buna paralel olarak deliklerin daha küçük olması, masanın daha az sürtünmeye sahip ve uzun upuzun olmasa bile daha uzun olması şeklinde basitçe açıklanabilecek gibi gözüküyor. Halbuki "Sürtünme yoksa topa nasıl falso vereceksin?" sorusunun cevabı "Falso vermeyeceksin!". O zaman "Ne yapacaksın?". Tam konsantrasyon ile uzun süren bu maratonda bir kırmızı, bir renkli, bir kırmızı, bir renkli şeklinde 6 adet gökkuşağı misali rengarenk topu (ki bunlar siyah, pembe, mavi, kahverengi, yeşil, sarı olmak üzere 7'den geriye saymak suretiyle her birinin puanlarını öğrenmiş olursunuz) ve 15 adet kırmızıyı (ki bunlar azıcık gariban, birer puan ama hepsi bir araya gelince voltran oluşturup 10 kaplan gücünde hepsini dövecek hale geliyorlar) deliklere attırıvermek. Tamam şu an matematiği kuvvetli olanlar farketti ki bir kırmızı bir renkli topu deliğe atarsak bir süre sonra kırmızının ardından atacak renkli top kalmayacak. Peki biz istedikten sonra önümüzde engel durabilir mi? Hayır diyor ve hemen çözümü söylüyorum. Kırmızılar bitene kadar deliklere attığımız renkli topları o deliklerden gerçi çıkartıp masanın üzerinde belirlenmiş yerlerine geri koyalım. Hatta biz koymayalım bir penguen amca gelsin beyaz eldivenleriyle çıkarsın. Sonra masada atacak kırmızı top kalmayınca da küçükten büyüğe renklileri teker teker bu deliklere sokalım. Bunun yerine daha karizmatik gözükeyim diyenler topları deliğe sokmak yerine pot yapmak da diyebilir (burada yemek tarifi veriyormuş gibi hissettim, bunun da bir kadın hissiyatından kaynaklandığını tahmin ediyorum). Bütün topları deliklere soktuktan sonra o raundda (yine karizma meraklıları frame diyebilir) en çok puanı kazananlar o raundu kazanmış olur.

Nereden gelmiş, nereye gider bir spordur kendisi? 19. yüzyılın ikinci yarısında Sir Neville Chamberlain tarafından tohumları atılmış. 1927'de Joe Davis ben bu sporu adam ederim demiş ve ilk şampiyonayı düzenlemiş. Sonra 1969 dönüm noktası olmuş. BBC, renkli televizyon yayıncılığına başlayacak olmanın verdiği heyecanla yeşil örtülü masasını ve renkli renkli toplarını fırsat bilmiş bir turnuva düzenleyip yayına vermiş ve Joe Davis'in ektiği tohumların meyvelerini toplayıp en çok izlenen ikinci programına kavuşmuş. Tabi sadece İngiltere zamanın sömürge gücü bunu empoze etmeden durur mu... İrlanda'sı olsun, Avustralya'sı olsun, Kanada'sı, Afrika'sı, Malta'sı, Hong Kong'u ve Taylan'ı olsun en ünlü oyuncuları yetiştiren ülkeler haline gelmiş (evet yine parantez içinde belirtmek isterim ki bu ülkelerin hepsinin sulak alanda bulunması Türkiye'nin de aslında gizli ve büyük bir potansiyele sahip olduğunu düşündürdü bana). Çin başta Ding Junhui ile yakın gelecekte çok büyük bir başarılara imza atacağa benziyor.
Hazır oyunculardan bahsederken günümüzün en iyi oyuncularından olan Ronnie O'Sullivan'dan bahsetmeden de geçemeyeceğim. 15 yaşında maksimum seri olan (bir kırmızı, bir siyah atarak ilerlerseniz elde edebileceğiniz) 147 yapan bu efsane oyuncu 365 gün sonra en büyük turnuva olan Birleşik Krallık Şampiyonası'nı kazandı. Bunları başarmak yetmemiş olacak ki bu sefer de zamanla yarışmaya başlamış ve her top için 25 saniyelik ortalama süreyle toplamda ise sadece 5 dakika 20 saniyede 147 tam puanla tarihe geçti. Böylesi bir adama takılabilecek lakap da belli tabi: Roket. Böylesi bir oyuncuyu televizyondan da olsa izleme fırsatını yaşayabilecek olup yaşamamak ancak ayıp olur bence.

Hadi yine iyisiniz, en yakın turnuva Aralık ayında en büyük, en prestijli, en karizmatik turnuva ki siz bir önceki paragrafı okuduğunuz için bunun Birleşik Krallık Şampiyonası olduğunu zaten tahmin ediyorsunuz. Yani ben öyle umuyorum. Ağzımız tatlansın diye de aynı Briç yazımda olduğu gibi pastayla yazımı sonlandırıyorum. Hal-i hazırda benden bu güzel bilgileri aldıktan sonra izleyin, sevin, belki bir ara bütün parantezlerime rağmen bana teşekkür edersiniz.
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.