çentik



Estek Köstek
Turks ve Caicos Adaları
Başkenti Grand Turk olan bu ülkede türklerin ne işi var.
Maya Takvimi Nedir?
Baktun, 144,000 gündür. Onüç Baktun, tam bir çağ dönümüdür. Şu an içinde bulunduğumuz Baktım, 22 Aralık 2012′de tamamlanacak. 5000 yıllık bir süreçte, Maya takvimi Gregorian takviminden daha doğrudur.
Maya Burcunuzun Özellikleri
Normal burçları boşverin! Maya burcunuzu öğrenin ve burcunuzun özelliklerine bakın, açıklamalara sizde şaşıracaksınız. 20 Maya Burçları ve özelliklerini öğrenin.

Kızlar Arasında
00:00:00 2010'da nasıl olmalıyım?
Herkesin dolabında o geceyi geçirecek kurtarıcı bir şeyler mutlaka vardır ama daha da özel olmak istiyorsanız gideceğiniz yere göre giydiğiniz kıyafet şık olmakla beraber, gecenin uzayacağını düşünüp rahat da olmalıdır.
2009-2010 Bahar Modası
İster daracık bir tayt, ister bol bir model seçin, her ikisi de çok moda. Deri, saten hatta ışıltılı kumaşlar da seçenekler arasında. Sonbahar pantolonları diz altında biten modellerden, dar ve uzun paçalılara kadar her boyda karşımıza çıkıyor. Pantolon giymeyi seven biriyseniz, vitrinlerde mutlaka kendi tarzınıza uygun bir şeyler bulabilirsiniz


Paylaş Facebook! Paylaş del.icio.us! Paylaş Newsvine! Paylaş My Space! Paylaş Twitter!
Paylaş Technorati! Paylaş LinkedIn! Paylaş digg! Paylaş Google Bookmarks! Paylaş Windows Live!
Paylaş FriendFeed! Paylaş Stumbleupon! Paylaş Kirtsy!    


ADC


Elli kere aynı hatayı yapan adam

Saçma değildi attığı ama yaşadığı saçmaydı işte.



Fotoğraf : Tophane Koltuk Meyhanesi, 1959

Çıkmıştı muzaffer komutan gibi 49 hayat savaşından. Yer de Gök de kırmızıydı. Savaş çanları yeni çalmaya başlamış gibi heyecanla, bir çiçek suyunu beklermiş gibi sabırla bekliyordu anının gelmesini..

"bu sefer farklı olacak" diyordu içinden.

Geçmişteki 49 seferden farklı. Bu sefer süngü takmayacaktı tüfeğinin ucuna, bu sefer koşmayacaktı ateşin ortasına, bu sefer tüm mermileri sıktığında süngüsüz kalacak ve onu bulmalarını bekleyecekti.

Saçma değildi attığı ama yaşadığı saçmaydı işte.

Ve hayat başladı savaşa, ilk mermi sıyırmıştı sadece kolunu ama acıyordu henüz alışmamıştı vücut acıya. Fakat dikkatini toplaması gerekiyordu. Çünkü hayat saldırıyordu farklı farklı silahlarla, kimi revolver, kimi tüfek, kimi taramalı denilen allahın belasıyla.

Sığındığı evin duvarları artık nerdeyse delik deşik olmuş, bir omuz darbesiyle yıkılacak gibiydi. Fakat yine de söz vermişti kendine, bu sefer koşmayacaktı ateşin ortasına, hayatı olduğu yerde yenmeyecekti. Bulunduğu yerden özenle ördüğü duvarlarını  en çok zarar verdiği için taramalıyı susturması gerektiğini biliyordu.

Pencerenin sol tarafından görebiliyordu ama uzaktı. Yine de nişan aldı, biraz şansına güvendi sanırım. Bastı tetiğe. Şansı yaver gitmemişti. Aslında bilmiyordu uzaktan ateş etmenin ne demek olduğunu, daha önce hiç kimse de öğretmemişti. Her zaman dibinde bitmişti hayatın ya da hayat onun dibinde bitmişti.

Taramalı çok uzaktı. Tüfek ve revolver (altı patlar) ile ateş edenler aslında daha kolay hedefti. Çünkü onlar şarjör değiştirmek ya da yeni fişek koymak zorundaydı. Bu sefer onlara yöneldi ama pencereden ne zaman nişan alsa onlarda onu görecek kadar yakındı. Ve bu denemelerin birinde bir kurşun daha sıyırdı. Kulağına gelmişti bu sefer, biraz da ağır duymaya başlamıştı.


Fotoğraf : Kumkapı, Bağlıkçı Ağları, 1950

Burada ölecekti anlamıştı. Mermisi bitti. Onu gelip bulmalarını bekleyecekti söz verdiği gibi. Ama hayat sanki onu bulmak istemiyordu ve silah sesleri hiç susmuyordu. O barikattan küçük bölgesine hapsolmuştu.

Anladı ki, hayat onun gibi mertçe savaşmıyordu.. Ve taktı süngüsünü silahına, en yakınında revolver vardı. Onun yanına ulaşıp süngüyü ona geçirene kadar en az bir iki kurşun yiyeceğini tahmin ediyordu.

Revolverdaki 6 kurşunun bitmesine 1 kurşun kala çıktı siperden. Hayat o tek kurşunu ateşledi, vuramamıştı ve tekrar dolduracak zaman yoktu. Süngüyle ilk canını almıştı hayatın. Artık bir silahı ve birkaç mermisi vardı. Hemen doldurdu ve tüfeğe doğru koştu. Ama bu sefer yaralanmıştı. Bir saçma gözüne gelmişti, taramalının bir kurşunu da ayağına.  Şimdi az duyan bir kulağı ile gören tek gözü ve aksayan bacağıyla devam edecekti. Her zaman yaptığı, en iyi bildiği gibi yakından ateş etti ve tüfek susmuştu.

Artık susturması gereken son ve en güçlü hayat savaşçısı karşısındaydı. Bu sefer teke-tek kalmıştı ve yaralıydı. Ya ölecek ya da hayatta kalacaktı. Daha önce yaptığı gibi bu en güçlü savaşçıyı öldürmeden arkada bırakmak istemiyordu. Bu sefer onu gerçekten etkisiz kılmak gerekiyordu. Durdu bekledi. Elindeki tüm mermileri harcadı oracıkta, artık sadece süngüsü kalmıştı.

Yapacak birşey kalmamıştı, her zamanki gibi orayı terketti. Hayatındaki en büyük düşmanı taramalı henüz ayaktayken terketmişti meydanı. Yine muzaffer komutan gibi fakat bu sefer yaralanmıştı.


Fotoğraf : Galata Köprüsü, 1957

Fotoğrafların sahibi ya da sahipleri bilinmediğinden dolayı, bu bilgi verilememiştir. Daha çok fotoğraf için http://duzceuniversitesi.net/showthread.php?t=3722 adresini ziyaret edebilirsiniz.
 

Editör / Yazar : A. Deniz Çetiner
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 17.12.2009 16:47:51

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
: Yazarın Facebook Sayfası
: Yazarın Friend Feed Sayfası
: Yazarın Twitter Sayfası

Bu yazıyı paylaş
Paylaş Facebook! Paylaş del.icio.us! Paylaş Newsvine! Paylaş My Space! Paylaş Twitter! Paylaş Technorati! Paylaş LinkedIn! Paylaş digg! Paylaş Google Bookmarks! Paylaş Windows Live! Paylaş FriendFeed! Paylaş Stumbleupon! Paylaş Kirtsy!

Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
af8f (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

A. Deniz Çetiner - Diğer 10 Yazısı

Darbelerden Önce
Emniyet kemerini hemen söktün hayatın, azıcık rahatı görünce...
Turks ve Caicos Adaları
Başkenti Grand Turk olan bu ülkede türklerin ne işi var.
Sığ sularda yüzmek
Çoğu insan için ayakta durmaktır hayat. Ama bazı-ları için denize açılmayı düşünen ve harekete geçenler için suyun üzerinde kalmaktır hayat. Tercih meselesi yani...
Yazık Olur
güneş battığında ay çıkmıştı, çıkmasaydı yazık olurdu.. ay çıktığında yokluk hüzünlerinde bir nebze daha güçlendik her gece. Hüzünlenmeseydik yazık olurdu.. güçlenmeseydik yazık olurdu.. yokluk olmasaydı yazık olurdu..
Bir lira kaç para
Para kelimesi aslında, gerçektende bir değer ifade ediyormuş meğer. En küçük para birimimizmiş.
Google Public Dns - Yasaklı Sitelere Erişim
Bu hizmetle yasaklanmış sitelere herhangi bir program yüklemeden girebilirsiniz.
Mutluluk Kargosu
Günlük yaşarsan eğer, içinde birikmezse 'yalnızlığın o hınzır uğultusu', adam gibi sevemeyeceksin hiç bir zaman.
Beni ekim ve kasım ayları mahvetti
Ben kendimi bildiğimde yapraklar sarıydı ve rüzgarlıydı hava.
Hacı Yatmaz
Öyle kolay mıydı yıkılmamak, düşen her söz damlasının, her sevgisiz gülüşün bir kurşun gibi açtığı yarayla yaşamak ve ayakta kalmak kolay mıydı?
Paha Eden Değerler ve Türkiye...
Mustafa Kemal'in portresini asmaktan niye korkasınız ki, bu ülkenin %40'ı AKP'ye oy verdi diye mi? Ya da bir kişinin niye dine olan bağlılığından dolayı lokantasının bir köşesine “Her şey Allah'ındır

Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Anarşizm
Anarşizm, doğru anlaşıldığında belki de insanlara en cazip gelen sistem. Fakat, sunduğu tüm bu güzelliklere rağmen anarşizm yalnızca bir ütopyadan ibaret. Çünkü ilk bakışta güzelliğiyle insanı büyüleyen bu sistem, kendi içinde sayısız çelişki barındırmakta…
Yan Benimle
lakin ben bir türlü rahat edemedim senin donuk, soğuk gözlerinde. benim oralara ait olmadığımı içime içime sokan bir şeyler vardı. bensiz yapamazmışsın gibiydi her hareketin, oysa yan yana geçirdiğimiz zamanların dışında bensizdi her nefesin. şimdi gelmiş, yine benim kollarımda ağlıyorsun. belli, yine yorulmuşsun.
Gitmek...
Gitmek.. Zincirlerin paramparça.. Yüzünde tatlı bir tebessüm, Dilinde “Ey Özgürlük
Darbelerden Önce
Emniyet kemerini hemen söktün hayatın, azıcık rahatı görünce...

Ümit Buget
Kategorideki Yazı : 32
Ali Sekban
Kategorideki Yazı : 17
S. Fırat Kaya
Kategorideki Yazı : 17
A. Deniz Çetiner
Kategorideki Yazı : 14
Gözde Otman
Kategorideki Yazı : 5
Emre Mendi
Kategorideki Yazı : 3
Derya Altaner Gürer
Kategorideki Yazı : 2

Köşe Yazarlarımız
A. Deniz Çetiner
Ali Sekban
Emre Mendi
S. Fırat Kaya
Ümit Buget
<< Tüm Yazarlar ve Editörler


Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Çentik