En Sadık Dost: Hachi
Şöyle hüngür sümük ağlatacak bir film olsa da izlesem diye bakınıyordum. Sonra daha önce adını duyduğum ama izlemeyi ertelediğim bir film geldi aklıma; Hachiko: A Dog's Story ya da ikinci adıyla Hachi: A Dog's Tale...
Ruh hali nasıl olursa olsun bazen insanın canı duygusal film çeker ya; benim için de öyle bir gündü. Şöyle hüngür sümük ağlatacak bir film olsa da izlesem diye bakınıyordum. Sonra daha önce adını duyduğum ama izlemeyi ertelediğim bir film geldi aklıma; Hachiko: A Dog's Story ya da ikinci adıyla Hachi: A Dog's Tale.

Film Richard Gere'in canlandırdığı baş karakterimiz profesör Parker Wilson'ın, tren istasyonunda bulduğu Japon kökenli meşhur Akita inu cinsi köpeği evine almasıyla başlıyor. İlk önce eşinin sert tepkilerini gören profesör, sürekli tamam götüreceğim, geri bırakacağım dese de köpekle aralarındaki bağ gün geçtikçe daha da sağlamlaşıyor. Profesörün Japon arkadaşı tasmadaki Japonca yazılı adı okuyor ve köpeğin adının Hachiko olduğunu öğreniyoruz. Kısa zamanda tüm aileye kendini sevdiren Hachi, Wilson ailesinin köpeği oluyor. Profesörün işe giderken her gün tren istasyonuna kadar yolcu eden ve döneceği saatte her zaman yerinde olup onu bekleyen bir yol arkadaşı oluyor artık.
Akita inu cinsi köpekler, Japonların gurur kaynağı olarak gösterilmiş; kökeni binlerce yıl öncesine giden çok soylu bir cins. Özellikle sadakatleri ve sahibine olan sevgisiyle, bağlılığıyla bilinirler.
Filmde hikayesi amerikanlaştırılarak anlatılan Hachiko, Japonyada yaşanmış gerçek bir hayat hikayesini anlatıyor. Sahibine olan sadakati ile Japonyadan tüm dünyaya yayılmış bir efsane köpek Hachi; öyle ki Japonyada yıllar boyu sahibini beklediği tren istasyonuna heykeli dikilmiş.

Filmin hikayesini izlemeyenler için çok fazla spoiler içermemesi adına paylaşmıyorum ama tavsiyem, mutlaka izlemeniz. Zaten olur da internette filmle ilgili yorumları okuyacaksanız herkesin aynı şeyi yazdığını görüceksiniz:
"Beni mahfetti, gözlerim şişti, bu ne böyle beter oldum" gibi gibi...
Üzgünüm, ama bende aynı yorumları yapacağım; filmin bir yerinden sonra ağlamaya başlayıp film bittikten sonra halen hıçkırarak ağlamaya devam ettim. Hatta sonrasında aynaya baktığımda ağlamaktan şişmiş ve kızarmış gözlerimi gördüm. Hikayenin gerçek olması, Hachi nin oyunculuğu ( oyunculuk diyeceğim çünkü gerçekten bir çok oyuncu diye geçinen insana taş çıkartıcak bir oyunculuk sergilemiş), o sevgisi, samimiyeti izlerken insanın içine işliyor.
Köpeklerle yaşadığım bir kaç talihsiz olaydan sonra uzaktan sevme, çok sırnaşmama kararı almıştım; hatta çoğu zaman gördüğümde yolumu değiştirecek kadar korkmuştum. Bu filmden sonra gördüğüm bütün köpeklere sarılasım geldi; dahası kendime yavru Akita inu cinsi köpek almaya kesin karar vermiş bulunmaktayım.

Hikayenin bir de 1987 de çekilmiş Hachiko Monogatari isimli Japon versiyonu var ama ben bulup izleyemedim. Benim yazımda bahsettiğim İsveçli yönetmen Lasse Hallström’un yönettiği 2009 Amerika yapımı olan versiyonudur.
Bir kutu mendilinizi hazırlayın ve Hachiko'yu en kısa zamanda izleyin.
![]() |
Editör / Yazar :
Duygu Koç Kategori : Kültür & Sanat Tarih : 04.05.2010 18:41:28 Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.


























