çentik









Ey Bienal, kop gel, Eylül'de gel...

İnsan Neyle yaşar?
 

Yakın bir arkadaşımla otobüs durağında karşılaşmamla aynı zamana denk geliyor onunla tanışmam ki bu da yaklaşık olarak üniversiteye başladığım ilk yıla tekabül ediyor. “Asu,” dedi “bienale gidiyorum sen de gelsene..”. Acaba ne olaydı ki bu bienal? Nevi şahsına münhasır, entellektüel birikimi yüksek bu nadide arkadaşımla yemek yenecek bir restoran, yeni çıkan festivallik bir film ya da belki egzantirik lakaplı bir arkadaşı filan...

Yiğitlikle karganın kahvaltısını ayrı tutaraktan olayı öğrenme çabası boşa çıkınca sormak zorunda kaldım “Yahu nedir bu bienal?”. O zamanlar aramızda sıkça kullanılan “Anlatılmaz yaşanır” klişesiyle koluma giren bir adet dost eşliğinde “kop gel bienal” dedik...

 
Eğer bir ekşi yazarı olsam bu kapsamda yazmam olası entry’lerden bir demet sunup girizgahı öyle yapalım ki ekşi’ye de gönül borcumuzu ödeyelim...
 
  • Eğer hazırlıksız gidersen “Bu ne? Salonda dolanan bir iple tavana bağlanmış saç öbeği?” şeklinde yorumlarla çıkman kuvvetle muhtemel sanat karmaşası.
  • Daha önceden deneyimli, birikimli bir arkadaş eşliğinde gezildi mi tadından yenmeyen sanat olayı .
  • Modern hatta postmodern bilimum resim, heykel, video, grafik, enstelasyon vb. sanatsal çalışmalar toplaşması.
  • Bir gittin mi müptelası olunan, iki senede bir yapılmasından başka derdi olmayan, şehrin farkında bile olmadığınız köşelerine yolculuk gerektiren entel girişim.
  • Paraya kıyıp rehberli gezilmesi gereken sanat festivali.
 
Bunlar çoğaltmak mümkün. Pembe çerçeveli panjurlarıyla kalbime taht kuran bu güzel organizasyon için şu 3-5 cümleyle merakınızı kabartabildiysem sıra bu sene derdi neymiş bu bienalcilerin ona geldi. Seçilen kavramsal çerçeve ve ismini Bertolt Brecht'in 3 kuruşluk opera adlı oyununun kapanış şarkısından alıyor: İnsan Neyle yaşar? Dertlerinin özetini en güzel anlatan bienalin internet sitesindeki şu cümle: Brecht'i tekrar gündeme getirmek çağdaş kapitalizm koşullarında sanatsal uğraşın rolü hakkında bir düşünme denemesine girişmek, günlük pratiklerimizi, değer sistemlerimizi ve eylem biçimlerimizi yeniden değerlendirmek anlamına geliyor. Küratörlüğü WHW(What? How? For whom?) topluluğundan 4 kadın küratör yapacak. “4 tane küratöre giden paraları bienal mekanlarından kısmışlar zira sadece 3 mekanda bienalicez” diye düşünenlere toplam 6000m² alan olduğunu hatırlatmayı da borç bilirim. Daha önceki bienallerden tanıdığımız Antrepo No.3 (ki benim gezmekten en çok keyif aldığım bienal mekanı olmuştur) ve Tütün Deposu’nun yanı sıra yeterli sayıda öğrencisi bulunmadığı için kullanılmayan Feriköy Rum Okulu da bu 6000 m²’nin kapsama alanına giriyor. 40 ülkeden 69 sanatçı toplamda 120’den fazla eserle mekanları şenlendirecek.
 
 
12 Eylül-8 Kasım tarihleri arasında bir rivayete göre üniversite öğrencileri bienali yine Koç Holding sponsorluğunda ücretsiz gezme fırsatını yakalayacaklar. O zaman “Çok yaşa Koç Holding!”. Üniversite öğrencisi olamayanlar için biletler 10 TL, ilköğretim ve lise öğrencileri ile 65 yaş üstü izleyiciler, öğretmenler, Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği üyeleri için 5 TL. Yok eğer sadece bir kez gezmek yetmez sınırsız giriş hakkım olsun, restoran ve cafelerde indirim alayım, özel etkinliklere katılayım derseniz o zaman “11B Sınırsız” biletlerini tercih etmeniz tavsiye olunur ki kendileri 50TL. Eğer bienalde benim de tuzum bulunsun, benim de adım okunsun derseniz o zaman buyrun buradan yakın: 150 TL’den satılan “BienalArtı”. Tavsiyeme uyup rehberli gezeceğim derseniz 10TL eğer indirim kapsamındaysanız da 5TL ödemeniz gerekecek ki tekrar söylüyorum: “KESİNLİKLE DEĞER.”
 
 
Sanırım şimdilik bildiğim ve paylaşabileceğim ayrıntılar bu kadar. Muhtemelen son olacak öğrencilik hayatımın kıymetini bilerek ücretsiz ücretsiz sonsuz kez gezmeyi planlıyorum. Olur da gelir ve beni görürseniz bana da bir selam çakarsınız=)
 
 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Kültür & Sanat
Tarih : 18.08.2009 14:57:10

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

harun arslan yazdı
güzel bir şeymiş bu bienal !


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
a35b (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası