Eylül'de Edirne…
Şehir turunuza Edirne Müzesi'ni gezerek başlayabilir, bahçesindeki eski mezar taşlarını görerek tamamlayabilirsiniz. Müzenin hemen karşısında UNESCO Dünya Mirası ön listesinde yer alan Mimar Sinan'ın 80 yaşında yaptığı, ustalık eseri Selimiye Cami tüm ihtişamıyla karşınızda durmakta.

Edirne, İstanbul’dan 2 - 2,5 saatte ulaşabileceğiniz ve sadece bir gününüzü ayırarak gezebileceğiniz bir şehir olarak görülse de yaşanmışlıklarıyla, tarihi dokusu ve eserleriyle, güzel insanlarıyla ve kendine has özellikleriyle yaşanılası bir şehir...
Şimdi şehri keşfetme zamanı…
Şehir turunuza Edirne Müzesi’ni gezerek başlayabilir, bahçesindeki eski mezar taşlarını görerek tamamlayabilirsiniz. Müzenin hemen karşısında UNESCO Dünya Mirası ön listesinde yer alan Mimar Sinan’ın 80 yaşında yaptığı, ustalık eseri olarak adlandırılan ve yaklaşık yarım asırlık bir mazisi olan Selimiye Cami tüm ihtişamıyla karşınızda durmakta. Caminin ortasında bulunan mermer havuzun bulunduğu alan ise rivayete göre cami yapımı için kullanılacak topraklarda lale bahçesini vermek istemeyen bir kadının arazisini temsilen, lale bahçesi ve kadının tersliğini simgeleyen mermer üzerine işlenmiş bir lale figürüyle dikkatleri çekiyor.

Eski Cami ve Üç Şerefeli Cami ise yine kendine has farklılıklarıyla görülmesi gerekenler arasında. Oldukça güzel bu üç camiyi, Edirne’ye gelip görmeden gitmek mümkün olmasa gerek.
Yine şehrin merkezindeki Selimiye Arastası’ndan Edirne’nin meşhur meyve sabunlarından ve aynalı süpürgesinden alabilirsiniz. Şehre özgü bir diğer şey de tava ciğeri. En güzel ciğerci ise yöre halkının tavsiyesiyle “Aydın Tava Ciğer”
Yorgunluğunuz artık kendini göstermeye başlasa da Fatih köprüsünden geçerek Er Meydanı, Adalet Kasrı ve Balkan şehitliğini gezmek size de iyi gelecektir. Her yıl Haziran ayı son haftasında düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri ve Kültür Etkinliklerinde Edirne’de bulunamasanız da çimlerinde kendinizce güreşin ve eğlenin, hatta bu anları fotoğrafla ölümsüzleştirin.

Şehrin bir diğer tarafında bulunan II.Bayezid Külliyesi ise 1488-1888 yılları arasında hastane olarak özelliklede ruh ve akıl hastalarına çeşitli yöntemlerle hizmet vermiş. Şimdi ise sağlık müzesi olarak faaliyette bulunuyor. Görülmesi gereken yerler arasında.

Akşam olup Meriç kenarında yemek yemeden (özellikle öğretmenevi ve polisevi tesislerinden yararlanmak mümkün) dönmek büyük bir eksiklik olacaktır. Akşam gün batımını, güzel bir mimariye sahip Meriç Köprüsü kenarındaki çay bahçelerinde dinlenerek izleyebilirsiniz.
Eve dönüş yolunda Tarihi Alipaşa Çarşı’sındaki Ezmecioğlu’nda badem ezmesi, deva-i misk şekeri, bademli Edirne kurabiyesi ya da Kavala kurabiyesi tatmanızı tavsiye ederim.
Daha gezmeyi bekleyen birçok eser olsa da bir başka şehir turunda yapamadıklarınızı yapmak için tekrar Edirne’ye gelmeniz gerektiğini anlayarak ayrılıyorsunuz. Başka bir zamanda ve başka anılarla Edirne tekrar gelmeniz gereken bir yer olarak aklınızın bir kenarında kalıyor.
Güzel yolculuklara…
![]() |
Editör / Yazar :
Beyza Tiryaki Kategori : Seyahat Gezi İnceleme Kolu Tarih : 06.09.2009 18:57:37 Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
















