Felsefe Nedir, Filozof Kimdir?
Bir yönüyle toplumun çok üstündedir, bir yönüyle aşağısında. O toplumu kabul etmez, toplum da onu. Aralarında gizli bir savaş vardır. Toplumu kendine uydurmak ister. Yapamaz, topluma kızar. Kendi topluma uymak ister. Beceremez, kendine kızar. Tuhaf biridir yani. Aslında her filozof biraz deli, her deli de biraz filozoftur.
Ne idiği belirsiz, dinsiz-imansız boş uğraşa felsefe, bu gereksiz faaliyetle ömrünü heba eden asosyal ve sosyofobik (kalabalıktan rahatsız olan) amca ve teyzelere de filozof denir.
Felsefe bölümünden mezun olan insan ne iş yapar?
Bir benzin istasyonunda pompacı olarak çalışır ya da günde 8 saat düşünür.
...
Eğer felsefe bölümü öğrencisiyseniz, ‘felsefi düşünme’ dediğimiz sıradışı yöntem(!) yıllar ilerledikçe kişiliğinizin bir parçası oluverir. Hal böyle olunca, insanlığın tabularını 10 dakika içinde tek bir hareketle yıkar, çoğunluk tarafından kabul edilmiş mantıklı şeyleri anlamsız bulursunuz. Görülmeyeni görür, düşünülmeyeni düşünürsünüz. Bu zamanla paranoyak bir şekle de bürünebilir. Yaptığınız şey, düşünmekten çıkıp ‘didik didik etmek’ gibi sıkıcı ve zararlı bir şeye dönüşebilir. Diğer yandan, bu faaliyetin felsefenin kendisi için de kötü sonuçları vardır. Sorgulamanın sınırı olmadığından, yeri gelir felsefenin kendisini sorgular, onun mantıksız ve komik taraflarını bulursunuz.
- Öğrenci misin evladım?
- Evet amca öğrenciyim.
- Nerede okuyorsun?
- Boğaziçi Üniversitesi’nde
O anda yüzünde bir hayranlık ifadesi belirir amcanın:
- Çok güzel. Maşallah.
Her ne kadar Boğaziçi’nin diğer okullardan hiç bir farkı olmadığını yaşayarak öğrenmiş olsanız da gururunuz okşanır. Ama amca durmak bilmez, devam eder. Halbuki dur, ne devam ediyorsun! Az da olsa karizma yapmışız.
- Ne okuyorsun?
Bu cevapla beraber amcanın ruhunda bir daha asla düzelmeyecek yaralar açılır. Şaşırır, yüzü düşer, hayata küser. Bozuntuya vermek istemese de, hayal kırıklığına uğradığı her halinden bellidir. Öyle ki, suratında “tüh kalıbına ben de seni adam sanmıştım!” gibi bir ifade şekil alır. Ancak pek naziktir, her şeye rağmen bu kötü tercihin nedenini ve sonuçlarını öğrenmek ister ve arkasından şuna benzer cümleler sıralar:
- İlginç bir bölüm.
- Ne iş yapacaksın mezun olunca, aç kalmayasın sakın?
- Tam olarak ne öğreniyorsunuz?
- Ne işine yarayacak?
Bazıları hızını alamaz şöyle der: “Neden seçtin, hayatın kendisi felsefe?” Böyle bir durumda zaten gelecek endişesi olan bir öğrencinin morali iyice bozulur ve elden geldiğince amcaya makul cevaplar verir. Bu cevaplara kendisi inanır mı? Tartışılır. Ben genelde ya felsefenin değeri anlatılmadığı için eğitim sistemimize kızarım ya da bir süreliğine amcanın baktığı yerden bakmaya çalışırım. Amcanın baktığı yerden bakmak daha keyifli bir tercihtir. Zaten sohbet ancak öyle devam eder. Ve insan ne zaman ki oradan bakmaya başlar, yaptığı işle alay etme keyfine varır.
Felsefenin ne kadar değerli bir uğraş olduğu ülkemizde az bir kesim tarafından bilindiği için, insanlarımızın gözünde pek değersiz bir şeydir. Her şeyden önce dine ters bir olgudur. Din bize itirazsız itaati emrederken şu kafir(!) felsefe dini bile sorgulama cüreti gösterir. Bir yolculuk sırasında tanıştığım biriyle konuşurken, söz yine okuduğum bölüme geldi. Felsefeye dair az çok bir şeyler bilen biriydi. Felsefi konulardan bahsederken bana rasyonalizmi mi yoksa materyalizmi mi savunduğumu sordu. Ben de rasyonalizmi savunduğumu söyledim. Verdiği tepki çok ilginçti: “Zaten Müslüman bir insanın materyalizmi savunması düşünülemez”.
Daha pek çok kötü tarafı vardır felsefenin(!) Sigara gibi bir yandan keyif verir bir yandan içten içe öldürür sizi. Soru sormak çok zevk verir insana ama az çok her şeyin arkasındaki gerçekleri görmeye başladığınızda hayat anlamını yitirebilir. Hele bir de “hayatın anlamı nedir?” sorusu takıldı mı aklınıza, depresyonda buluverirsiniz kendinizi. Sizi kurtarabilene aşk olsun!
Peki, ne işe yarar bu felsefe denen şey? Boş boş düşünürsün. Eee? Ne getirisi var? Düşünüyor diye para mı veriyorlar adama? İnsan bunalıma girer be bu kadar düşünmekten(!) Felsefe bölümünden bir arkadaşıma staj yapacağımı söylediğimde kendi durumumuzla dalga geçmek için şöyle demişti: “Nerede staj yapacaksın? Bir filozofun yanında günde sekiz saat düşünecek misin?” Başka bir arkadaşım da felsefe mezunu birinin benzincide pompacılık yaptığını ve bunun moralini alt üst ettiğini anlatmıştı. Kısacası felsefe hem imansız, hem zararlı hem de boş bir uğraştır(!)
Kaldı ki zaten bu felsefe iyi bir şey olsaydı, önce filozoflar adam olurdu(!) Hangi filozof gördünüz ki iyi bir işi ve insanlarla sağlıklı ilişkileri olsun. Her daim eve kapanıp yazı yazan, asosyal, sosyofobik, karşı cinsle ilişkileri olmayan, konuşmayı dahi beceremeyen yaratıklardır onlar(!) Bakın Nietzsche’ye! En büyük örnek. Bu yüzden pek sevilmez felsefeyle uğraşanlar. Her şeye de muhalefettirler. İnsanın sinirini bozarlar. Arkadaş arasında biri ukalalık yapıp da canımızı sıktı mı, anlamadığımız şeylerden bahsetti mi hemen yapıştırılır: “Felsefe yapma!”
Sorgulamak insanın ruhuna işledi mi, o ruha ivme kazandırır. Bu nedenle felsefeyle uğraşan insan farklıdır. İyidir kötüdür ama farklıdır. Sivrilir toplumdan. Bir yönüyle toplumun çok üstündedir, bir yönüyle aşağısında. O toplumu kabul etmez, toplum da onu. Aralarında gizli bir savaş vardır. Toplumu kendine uydurmak ister. Yapamaz, topluma kızar. Kendi topluma uymak ister. Beceremez, kendine kızar. Tuhaf biridir yani. Aslında her filozof biraz deli, her deli de biraz filozoftur.
Her şeye rağmen, felsefe güzel şeydir. Felsefenin önemini göstermek adına, ortaya sayısız neden dökülebilir. Örneğin; bilim ve teknoloji, motivasyonunu felsefeden alır. Soru sormayan bir bilim dalı yoktur. Medeniyetler bugünkü yerlerine sorgulayarak gelmiştir. Bu anlamda felsefe hayatın devam etme sebeplerinden biridir. Dahası her insan farkında olmasa dahi felsefeye elbet bir yerinden bulaşmıştır. Çünkü en az düşünenimiz bile bir vakit gelir soru sormaya başlar. Bakmayın siz insanların felsefenin değerinden bihaber oluşuna! Henry Ford boşuna dememiştir: “Düşünmek zor iştir, muhtemelen bu nedenle pek az insan düşünür.”
Ali Sekban
![]() |
Editör / Yazar :
Ali Sekban Kategori : Köşe Yazıları Tarih : 20.06.2009 10:23:38 Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.






















