çentik









Fış Fış Kızakçı

Aslında bu sporun eğlenceli kısmı ise “Cool Runnings".Burada bir filme seslendim ben aslında.

 
Zamanında bahsetmişliğim vardı bobsled ya da bobsleigh denen bu nev-i şahsına münsahır sporumuzdan (bkz. Biyonik Kadınlar). Özellikle Vancouver 2010 zamanlarında pek bir meşhur olan o pistte yapılıyor bu spor da –ki olmaz olaydı dedirtti. Pek çoğunuz veya çoğumuzun bildiği üzere Gürcü sporcu Nodar Kumaritaşvili kızağın üzerinde yangelyatosman diye türkçeleştirmeyi uygun bulduğum luge antremanları sırasında geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybetti. Yukarılara bakıp bir sporcu selamı çaktıktan sonra hayat devam ediyor deyip yazımıza mevzu olan spora geçişe başlıyoruz. 
 
Yazı başında da bahsettiğim gibi konumuz bobsled. Kitapçı gezmelerimden birinde Ntv Spor Kitabı’nda bobkayak şeklinde türkçeleştirildiğini gördüm ki bana fevkalade komik geldi, o sebepten yazı boyunca kendisinden bobsled diye bahsedeceğim. Fakat bizden bir anlatımla kendisini tarif etmek gerekirse durum şudur: bir grup insan -ki bunlar ya 2 ya 4 kişi oluyorlar- bir nevi tekerleksiz yarış arabasını itmek suretiyle hızlandırıyor sonrasında kendilerini içine atıp buzdan tünellerde çocuklar gibi şen bir şekilde kayıveriyorlar. Gözünde canlandırmak için hemen yukarıya fotoğrafını ekledim.
 
Bir adet direksiyoncumuz, bir tane frencimiz ve şayet 4 kişilik olana katılalım dersek de 2 tane ekstra koşucuya ihtiyacımız oluyor. 2 kişi 390, 4kişi 630 kilogramlık kızakları yanlarda açılıp kapanan tutmaçlardan tutup iteleyerek yamacın tepesinden olaya başlıyorlar. Bunu yaparken tedbiri elden bırakmamak adına vücudu bir Kenan Doğulu şarkısı edasıyla “sımsıkı sıkı sıkı sar beni” saran özel giysileri giyip, kaskları takıp, ayakkabıları da ayaklara geçiriyorlar. Zaman içerisinde önce direksiyoncu arkadaş atlayıveriyor. Diğerleri koşmaya devam, derken 2. ve 3. Elemanlar da kızağın içine giriveriyor. Gariban frenci arkadaş “630 kg yetmedi bir de sizi mi iteceğim” diyerekten can hıraş kendini kızağa attırıveriyor. Sonrasında roller coaster dediğimiz (Türkçe mi çok kıt yoksa ben mi Türkçe bilmiyorum bu yazının ardından sorgulayacağım) adrenalin bombası araçları hatırlatır cinsten sağa sola yamulmanıza sebep olan virajlarda savrulup durmaktan ibaret. Bunu yaparken yaklaşık 150 km/s hıza ulaşmanız sadece küçük bir ayrıntı.  Son düzlüğe gelinince sorumluluğun büyük kısmını sırtlayan direksiyoncu bir oh çekip frenciye görev tesliminde bulunuyor.  VE SON!
 
 
Aslında bu sporun eğlenceli kısmı ise “Cool Runnings”. Tamam tamam Türkçe’miz kısıtlı kalıyor da o kadar da değil. Burada bir filme seslendim ben aslında. 1991 yapımı, o sebepten oldukça nostaljik ama pek de şen bir film. Bundan sonrası spoiler (!) içeriyor. Filmimiz 1988 kış olimpiyatlarına katılan Jameika takımını anlatıyor. Şimdi bir durun düşünün Jameika’nın iklimini, eh eğlence de burada başlıyor zaten. Çeşitli sebeplerden sürat koşucusu diye tabir edilen sprinter seçilemeyen bir grup Jameika genci hadi madem bobsled yapalım diye heyecana kapılır Amerikan antrenör Howard Siler’ı ikna edip antremanlara başlarlar. Elde avuçta olmadan toplanır Kanada’daki kış olimpiyatlarına giderler. O kadar ki kızaklarını bile başka takımlardan ödünç alırlar. Herkes onlara Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı muamelesi yapar, onları fasulyeden oyuncu bellerler. Fakat meğerse olimpiyat ateşi onların kalbinde yanmaktaymış. Yarışlar boyunca inanılmaz bir ivmeyle artan bir performans sergilemelerine rağmen oluşan teknik bir hata sebebiyle kaza yaparlar. Ama dedim  ya kocaman meşale varmış içlerinde ve sırtlarlar kızağı. Ve bitiş çizgisinin kızağın üzerinde değil ama kızağın altında geçerler. Ve asıl bomba haber geliyor; bu sırtta taşıma haberi dışında olaylar tamamen GERÇEK.  Ve filmde gösterilen o çıkış sahnesi orijinal görüntülerden oluşuyor. 
Her ne kadar filmi izlemenizi istesem de umarım benim canım okuyucularım yazımın akıcılığına kendini kaptırıp spoiler filan dinlemeden bütün yazıyı okumuştur. Neyse bir ekstrem sporlar macerasının daha sonuna gelirken, yeni yazılarda görmek istediğiniz sporlarla ilgili her türlü geri dönüşünüzü beklediğimi belirtmek isterim.
 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Ekstrem Sporlar
Tarih : 25.04.2010 20:40:52

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
3fc1 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası