çentik









Futuristik Aşkların Düşük Belli Kotları

Teknoloji iyice gelişmiş. Bilimin daha ilkel olduğu zamanları yaşamışların dilinde “Nerede o eski bilmem neler...” lafı iyice yerleşmiş, saygıdeğer günler iç çekişleriyle özlenir olmuş. Gençlerde bir umursamazlık, bir “Her şeyi ben bilirim”cilik, şaşkınlık doğuran ender nüktelerinde bir yabancılık hevesi. Görüntüleri de sıradanlığın bire bir aynası. Her eylemlerinde bir tekdüzelik, bir kendini kabullendirme çabası. Benmerkezciliğin daniskası. Çağa ayak uydurmanın bu kadarı. Sanayi Devrimi’ni makinalıktan, teknolojikten çıkartıp insansı hale getirenler. Hepsinde dar body’ler, düşük bel kotlar, yüzde bir ton makyaj, atmosfere meydan okuyan bir hava. Uzay kadar derin değil ama boşlar. Fabrikasyon üretim Fatoş marka oyuncak bebeklere benziyorlar. Öylesine alışmışlar ki sıcak sıcak tüketmeye... “Aşk” adı altına sığınmışlar ihtiyaçlarını gidermek için. İlk görüşte beğenmeyi aşk sanacak kadar küçülmüş zihinleri. Sanki hepsi sevişip gitmek için bir araya gelmiş. “Az bir işim kaldı, hemen toparlanıp çıkıyorum.” edasında davranışlar... Modernizm, globalleşme derken özgürlüğün bokunu çıkardılar. Patavatsızlık = Özgürlük artık. Atatürk bunların olacağını bilseydi cumhuriyeti gençlere emanet etmek yerine yanında götürürdü.

 
Gelecek geldi ya ondan böyle kolaya kaçıyorlar.
Kolay kolay çıksın üst baş diye düşük belli kotlar.
 
 
 
 

 

Editör / Yazar : S. Fırat Kaya
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 05.06.2009 17:24:18

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

sami.çalışkan yazdı
yaşşa derim başkada bişi demem

Melisa Erkol yazdı
Açıkcası yazınızı da, yazım tarzınızı da, uslubunuza beğenmedim ve bu siteye okuduğum diğer yazılara yakıştıramadım. Patavatsızlık = Özgürlük demişsiniz ya işte sizin de bu heryerde yazı yazma özgürlüğünüz tam bir patavatsızlık olmuş. İnsanların giyinmeyi tercih ettiği şeylerden onları böyle cinsel obje, seks düşkünlüğü, aşk yoksunluğu gibi tanımları yapmanız çok doğru genelleme değil. Ayrıca Atatürk cumhuriyeti emanet ederken kimsenin düşük beline bakmazdı, kafalarlaydı onun işi çünkü herzaman. Fatoş bebeklerden anladığım saldırınız kadınlara ama düşük bel giyinme modası erkeklerde daha yaygın onlar içinde bir yazı yazın siz en iyisi. Kısacası düşük ya da yüksek bel değil hadise çıkartmaya hevesli oldu mu insan çarşafda çabuk çıkar.

Necati yazdı
Melisa, Lara ve Sim'leri üzme böyle sözlerle Fıratçığım. Bu arada, düşük belli kot olayına şahsen hastayım. Yüksek belliler moda olacakmış filan diye duydukça uykularım kaçıyor.

harun arslan yazdı
haksız sayılmaz...

Halil Ozan Özkök yazdı
Azizim. "saklanası" bi yazı olduğunu düşündüğümü biliyosun.. M.E.'nin, "saldırı" çıkarımını hak etmeyen bir yazı olduğu da kesin.. Naçizane, şunu söylemek isterim; "günlük yarışlar için erkenden uyanmış; hiçbir yere gitmiyor.. ve biz; biraz komik buluyoruz, biraz üzücü.. insanlar çemberleri devam ettiriyorlar..... bu çok çok çılgın bir dünya.." -- çemberler devam etsin, azizim.. senin keyifli yorumların da.. ;) biraz alaycı, biraz kızgın.. -- benim yazdığım, alıntı tabi ki.. sevdiğim bi filmden bildiğim, sevdiğim bir şarkıdan..


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
9ce7 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

S. Fırat Kaya - Diğer 10 Yazısı

gökboyası
doğaya da burunlarını soktular. sıkıldılar çiçeklerin renklerinden. 'kökboyası'nı yanlış anladılar,köklerine suni boya kattılar.
Yan Benimle
lakin ben bir türlü rahat edemedim senin donuk, soğuk gözlerinde. benim oralara ait olmadığımı içime içime sokan bir şeyler vardı. bensiz yapamazmışsın gibiydi her hareketin, oysa yan yana geçirdiğimiz zamanların dışında bensizdi her nefesin. şimdi gelmiş, yine benim kollarımda ağlıyorsun. belli, yine yorulmuşsun.
Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere
deniz de pek dalgalı bu aralar, maazallah vapur seferleri iptal olur, işinden gücünden, okulundan geri kalırsın. bu mevsimde rüzgar da bir fena, kalelerini yıkıverir alimallah.
Boza ve Kremalı Bisküvi
kokusuyla kandırmayı denedi ama tadı yanıltmadı, senin aksine. gök sarardı, su bulandı, bisküvi hışırdadı, midem guruldadı, gözlerin pörtledi, betin benzin attı.
Zamansız Meditasyonlar
geçmişin fırtınasını durdurmaya çalışıyorum. benim olmayan zamanlarda amaçsızca geziniyorum. bir tarafım batak, bir tarafım ak. korkularımızın sinsi yılanı kalplerimize sokuluyor gece vakti.
Uluslararası Sev Beni
uluslararası sev beni hayatım. uluslarası sev ki buluşamayalım; oraya mı gitsek burada mı otursak sıkıntısı çekmeyelim. uluslarası sev ki saçını boyadığında, makyaj yaptığında çemkirmeyeyim. dışarıya çıkarken ne giydiğin, kimlerle görüştüğün umrumda olmasın. sağdan soldan bakıyorlar diye cıngar çıkmasın. ben de bir haltlar yerken senin ruhun duymasın.
Uzun Mesafe Çağrısı
şüpheliyim bu kalbin varacağı nihayetten. dokun diyorum sana; bu kadar gürültünün içinde duyamıyorsun ki, ne demeye çalıştığımı anlayasın. kalıp izah edemiyorum ki; iyi hissetmiyorum, o yüzden gitmeye devam ediyorum. nefesimin ucundasın, diyemiyorum ki
Ölümsüz
bakışların 'Ş', bir kereye mahsus, salt sende gördüğüm... sıcak, sevecen, ötesi... gideceğini söylediler. biliyordum, yaşadığın yere dönecektin. bunda bir gariplik yoktu zaten. öyle değilmiş, ne de kolay söyleyiverdiler: “evlenecek!
Saybians
yanıp da bitmeyen köz vari tütün mü bulsak, buldursak? saçma. içmemek? kolaydı!
tezahur-u nihai
peki ya karısı? ömrünün yarısını paylaştığın bir adamdan ne diye ayrılınır? huysuz olduğu için? çekilmez olduğu için? dövdüğü için – ki dövemez, öyle bir gücünün olmadığı afaki.
Sükûnet
koşma be adam! kimsenin bir yere gitti yok. duruyor orada işte. saçmalama be adam! sana geldiği de yok. ya gelirse mi? ya gelmezse? gidecek zaten be adam, adın gibi biliyorsun. tanımadığın isimlerin, anlamadığın dillerle yaşadığı bir diyara gidecek...





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası