Gördüm, Oynadım, Yaşadım
Her ne kadar ilk akla gelen sonuç oyunda silah kullanmanın, oyuncuyu şiddete yönelteceği olsa da; tam tersi sonuçlar verdiği araştırmacılar tarafından dile getirilmektedir. Elbette ki oyunun hangi yaş ve üzeri insanlar için hazırlandığı da göz önüne alınmalıdır. FPS türünün popülerliğinin bir diğer nedeni ise, bana göre heyecan ve ilgiyi bir an için bile düşürmüyor olmasıdır.
Oyun dünyasıyla igili yazılarımın ikincisini, oyun dünyasında yaygınca bulabileceğimiz “First Person Shooter”larla ilişkilendirerek yazmak istedim. Sizin için de sorun olmayacaksa “Nedir bu FPS’lerin derdi?” kısaca ona değineceğim. FPS’lerde görüntü, oynadığınız karakterin gördükleridir. Bu anlamda, oyunla en fazla iç içe olabileceğiniz türlerden birisidir diyebiliriz. Adının getirdiklerinden biri de bu tür oyunların büyük bölümü ateşli silahları kullanmayı gerektirdiğinden, oyunlardaki şiddet ve oyunların çocukların gelişiminde oynadığı rol gibi konularda tartışmalara yol açmasıdır.
Bu oyun türleri popülerliğini bugün hala sürdürmektedir. “Peki neden?” diye soracak olursanız, bunda birkaç nedenin var olduğunu söyleyebilirim. İlki stresi azaltması durumudur. Her ne kadar ilk akla gelen sonuç oyunda silah kullanmanın, oyuncuyu şiddete yönelteceği olsa da; tam tersi sonuçlar verdiği araştırmacılar tarafından dile getirilmektedir. Elbette ki oyunun hangi yaş ve üzeri insanlar için hazırlandığı da göz önüne alınmalıdır. FPS türünün popülerliğinin bir diğer nedeni ise, bana göre heyecan ve ilgiyi bir an için bile düşürmüyor olmasıdır. Fakat bunları söylerken, en önemli ön koşul oyunun kaliteli ve başarılı olması durumudur.
Sanırım şu noktada birkaç örnek vererek tür nasıl popülaritesini yukarı çekmiştir, ona değinmem gerekecek. Türün ortaya çıktığı ilk yıllarda ne şu andaki gibi gerçeğe yakın grafikler vardı ne de anlatılan hikaye karmaşık yada gerekliydi. İlk dönemlerinde FPS oyunlarında yalnızca oyuncuyu kendine bağlayan bir heyecan duygusu vardı. Bu heyecan beklenmeyen anlarda çıkan düşmanlar ve oyuncuya haritada gizlenmiş ödüller bahşedilmesi yoluyla yaratılıyordu. Doom, Wolfenstein gibi oyunlar oyunculara bu aradıklarını en iyi şekilde sunan eserlerden birkaçıdır. Türü sarsan oyunlardan bir diğeri ise Half-Life olmuştur. Gordon Freeman adlı bir bilimadamını kontrol ettiğimiz bu oyunda, üzerinde çalışılan deneyin beklenmeyen sonuçlar vermesiyle herşey kontrolden çıkar ve işleri yoluna koymak bize düşer. Atmosferiyle çığır açan oyun, ardından yeni nesil teknoloji ile devam oyunlarının da çıkmasını sağlamıştır. Devam oyunları da ilk oyun gibi yansıtmak istediği atmosferi çok başarılı bir şekilde oyuncuya yansıtmıştır.

Peki nedir sürekli bahsettiğim bu atmosfer? İlk Half-Life oyunuyla dünya başka bir gezegenden gelen yaratıklarla dolup taşmıştı. Bu noktaya kadar sıradan bir bilim kurgu hikayesinde karşımıza çıkabilecek şeyler olmaktaydı. Devam oyunlarında ise hikaye insanlığın bu güçlere esir düşme süreci ve bununla beraber gelen bir başkaldırış hikayesine odaklanmaktadır. Biraz ironiktir ki kahramanımızın soyadı “Free Man”dir ve onun önderliği oyunu şekillendirmektedir. Bu başkaldırışın bir parçası olmak ise, bize, yeni nesil oyunlarda hikayelerin nasıl derinleşmeye ve mesaj vermeye başladığını gösterir.
Mesaj verme çabasındaki bir başka oyun ise Bioshock’tur. Bir okyanusun dibine inşa edilmiş bir şehirde, hayatta kalma mücadelesi vermek... Her gittiği mekanda bir ütopyayı yaşatmaya çalışmış birinin hayali, nasıl olmuş da bir kabusa çevrilmiş görmek ve onun hislerine ortak olmak... FPS’nin özellikleri arasında saydım fakat bu türdeki bir oyunu oynarken muhakkak silahlarımızı konuşturacağız diye bir şart yok. Örneğin yakın zamanda çıkmış bir oyun olan Mirror’s Edge adlı oyunda silah kullanmak tamamen oyuncunun seçimine bırakılmıştır. Bu oyunda ise, herşeyin kontrol edildiği ve insanların istenildiği gibi yaşadığı bir şehirde, biraz daha “özgürlük” isteyen bir grubun üyesinin gözlerinden görmekteyiz o dünyayı. Özellikle koşma hissinin çok iyi verildiği bu oyunda gerçekten de öyle bir dünyada varolmanın tecrübesini deneyimleyebilirsiniz.
Farklı bir açıdan olaylara bakmanızı sağlamayı amaçlayan bu türe belki de bir göz atmak istersiniz. Bir kaç oyunla bu türün nasıl bir yerde durduğunu sizlere anlatmaya çalıştım. Saymadığım daha pek çok güzel eser var. Umarım bir yerinden tutup, bu oyunlara bir şans verirsiniz.
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.