çentik









Gülsümcüğümün ardından… (Gözde Demirelli)

Kayıplar sadece bir kişinin ölümünden ibaret değildir hayata dair. Çoğumuz erken yetişkinlik olarak ta adlandırabileceğimiz 20'li – 30'lu yaşlar arasında özel ilişkilerde bizi derinden etkileyen kayıplar diğer deyişle ayrılıklar yaşarız. “Her ayrılık bir ölüm gibidir

Hayatımızda ne tür ayrılıklar yaşarsak yaşayalım, her acının da bir sonu var!

Geçtiğimiz günlerde çocukluk ve ilk gençlik günlerimin en önemli figürlerinden birini; Gülsüm Teyzeyi kaybettik. Elim bir hastalık sonucu yaşama gözlerini kapadı.

Onun kaybı sonrasında, bu ay Chentick’te, hayatta başımıza gelebilecek kayıplar ve bu tür durumlarda yaşayabileceğimiz duygulara dair bir yazı yazmanın uygun olacağını düşündüm.

Kayıplar sadece bir kişinin ölümünden ibaret değildir hayata dair. Çoğumuz erken yetişkinlik olarak ta adlandırabileceğimiz 20’li - 30’lu yaşlar arasında özel ilişkilerde bizi derinden etkileyen kayıplar diğer deyişle ayrılıklar yaşarız. “Her ayrılık bir ölüm gibidir” demişti bir seferinde, kendisinden 4 yıl boyunca Psikodrama Eğitimi alma şansını erişmiş olduğum Sevgili Hocam Doç. Dr. Ali Nahit Babaoğlu. Haklıydı. Her ilişki sonlandığında hepimizin içinde, adeta yakın birini kaybetmişçesine, duygusal bir boşluk oluşur. Kişi baş etmekte zorluk yaşayabileceği kadar güçlü bir sürü duygu durumu arasında bocalar durur. Öncelikle içinde bulunduğu durumu kabullenmekte zorluk hatta bunu inkâr etme ve hayatındaki bu yeni duruma inanmama söz konusu olur. Dünyada şu anda var olan ekonomik kriz sonrası işlerini kaybetmiş birçok insanın böyle hissetmesi gayet doğal ve normal bir tepki.
 
İnkâr aşaması sonrası “Eğer farklı davransaydım… Her şey farklı olabilirdi” gibi insanın önceki tutum ve davranışlarını sorguladığı, belki de yaşanan kayıp sonrası suçluluk duygularıyla hareket etmeye başladığı bir süreç oluşur. Geçenlerde sevgilisinden ayrılmış olan bir arkadaşım tam da bu bahsettiğim duyguları yaşıyor ve kendini suçluyordu. Oysaki ortada suçlanacak kimse yoktu. O sadece bir ilişkiyi bitirmiş, daha doğrusu hayatında bir kayıp yaşamıştı ve hissettiği tüm duygular olduğu gibi yaşanmalı ve kabul edilmeliydi.
 
Sigara ya da türevi kimyasalları kullanmayı bırakmış bir kişide dahi ayrılık sonrası yaşanan duygular söz konusu olabilir. Kişi, sevdiği bir insan hayatını kaybettiğinde, bir ilişkiyi bitirdiğinde, işini kaybettiğinde ya da sigarayı dahi kullanmayı bıraktığında yani herhangi bir ayrılık yaşadığında; kendisine, ayrılık yaşadığı ya da kendisi istemese dahi koşullar öyle zorunlu kıldığı için ayrı kalmak zorunda kaldığı kişiye ve başkalarına kızgınlık duyabilir; ayrıca inanç ve güven duygularında sarsılma yaşabilir. Kişi ümitsizliğe, çaresizliğe kapılabilir hatta yas sürecinde depresyon yaşanabilir.
 
Yaşanan ayrılık sonrası kişi günler, haftalar hatta aylar boyunca yukarda belirttiğim duyguları farklı zamanlarda adeta bir gel – git gibi hissedebilir. Burada en önemli konu; kişinin hissettiği duygular ya da bu duyguları ifade ederken kullandığı biçimlerden dolayı kendisini suçlu hissetmemesidir. O anda sizi yorum yapmadan ve yaşadığınız duyguları yargılamadan dinleyebilecek bir yakınınızın olması ya da hayatınızda böyle biri yoksa bir uzmana başvurmanız da işe yarayabilir.
 
Bazı kişiler yaşanan bu tür ayrılıklar ya da kriz durumları sonrası inanç sistemlerini devreye sokar; daha fazla dua eder, o andaki durumla ilgili bir anlam bulabilme umuduyla din kitaplarını okur ya da dini açıdan önem taşıyan yerleri ziyaret etmeyi tercih eder. Bazıları duygularını işin içine koyar; ağlar, bağırır. Bir başkası sevdikleri ile; ailesi, arkadaşları veya üye olduğu gruplardan tanıdıklarıyla bir araya gelerek zaman geçirmeyi ister. Diğerleri ise hayal güçlerini kullanarak duygularını şiir ya da şarkı olarak kâğıda kaleme döker. Bazıları ise yaşanmış olan olayı mantık süzgecinden geçirerek bakmayı tercih eder. “Zaten birbirimiz için uygun değildik, çok farklı hayat görüşlerimiz vardı” sözü ayrılıklar için biraz klişe de olsa, çoğu zaman doğruyu aktarabilir. Başkaları yaşadığı ayrılık acısıyla baş etmek için hareket etmeye; spor yapmaya, dans etmeye, yürümeye ve terlemeye ihtiyaç duyabilir.
 
Hayatımızda ne tür ayrılıklar yaşarsak yaşayalım, her acının da bir sonu var. Biraz zaman, birazcık sevgi ve şefkatin dindiremeyeceği acı yok gibi.
 
Ayrılıklar ve sonrasında yaşanan olumsuz duygulardan uzak, keyifli günler dileklerimle…
           
Gözde Demirelli – Psikolojik Danışman / Aile Danışmanı  

Editör / Yazar : Gözde Demirelli
Kategori : Beyaz Cam
Tarih : 05.09.2009 16:52:03

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
5a7e (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Gözde Demirelli - Diğer 8 Yazısı

The Brand New Heavies ve Seal havadisleri…
‘70lerin sonlarında doğarak; ’90 gençliğini yaşama ve tabii ki o döneme ait ve hatta öncesindeki güzel müzikleri dinleme şansını edinmiş biri olarak “The Brand New Heavies”i canlı olarak izlemiş olmak beni gerçekten mutlu etti.
“Sessizliğin Tadını Çıkarın*”
İçimde “Yapabilirsin, dene” diyen bir ses, “Onca yıl denedin olmadı, mutsuz oldun, ne diye bir daha duvara toslayacaksın?” diyen karşıt bir ses daha…
Sevgi – li, sevgi - siz olmak üzerine...
Bazen de kendimizi gerçekten özel hissettiren, her an yanında olmak için can attığımız birisi karşımıza çıkar.
Konuşmadan nasıl anlaşılır?
Tabii ki filmin düşündürttüğü fikirler sadece bu sorulardan ibaret değil. Aynı zamanda her ilişkide var olması gereken, hatta bence bir ilişkinin olmazsa olmazlarından en can alıcı noktaya; bir ilişkinin sürebilmesi için karşılıklı özveride bulunulması gerektiği gerçeğini bu film müthiş bir gerçeklikle ortaya koyuyor.
Her Bitiş, Bir Başlangıçtır…
Her insanın hayatta başarılı olma ölçütleri farklıdır. Bazıları para, güç, sosyal statü ve mal – mülk sahibi olduğunda kendini daha başarılı hisseder. Bazıları ise, şairin betimlediği gibi, maddi anlamda az yer tutan fakat manevi anlamda pahaca ağır şeylere sahip olduğunda.
Yalnız(lık) Paylaşılmaz: 'Into the Wild'
Geçen gün bir arkadaşımla konuşuyorduk; bir ara şöyle bir şey dedim ona; 'Aslında her an güzeldir, yanında onu paylaşacak biri olduktan sonra…
İlişkilerdeki 'Acı Gerçek?'
Filmde Katherine Heigl; güzel, işinde başarılı, fakat özel hayatında başarısız ve kontrol düşkünü bir televizyon yapımcısını canlandırıyordu. Filmin başında oturduğu eve komşu olarak taşınan yakışıklı doktorun ilgisini çekebilmek için 'Acı Gerçek' programının sunucusu Gerard Butler'dan bu konuda tavsiyeler alıyordu. Gerard Butler'in senaryo gereği verdiği tavsiyelere gelirsek;
Gülsümcüğümün ardından… (Gözde Demirelli)
Kayıplar sadece bir kişinin ölümünden ibaret değildir hayata dair. Çoğumuz erken yetişkinlik olarak ta adlandırabileceğimiz 20'li – 30'lu yaşlar arasında özel ilişkilerde bizi derinden etkileyen kayıplar diğer deyişle ayrılıklar yaşarız. “Her ayrılık bir ölüm gibidir
Nightmoves, Kurt Elling...
Undun





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası