çentik









Haziranda Ölmek Zor

Yemyeşil bir bahara uyanmayacak olmak artık, ‘yok olmak’... Bir daha sevemeyecek olmak seni, senden bahsedemeyecek olmak, dost sohpetlerinde, darlandığım anlarda, gülüşünü aklıma getiremeyecek olmak... Bir Cahit Sıtkı şiiri okuyacak olmak, şöyle karanlığa karşı, bağıra bağıra:

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
N'eylesin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında


Sen düşsen, kanayan dizim, artık kanamayacak, o kadar koşmuşum ki sıcak bir yaz günü, o topun peşinden, ne kadar dayasam da çenemi musluklara, bu beden, ‘suya’ kanamayacak...

Bir şeyler karalıyormuş gibi yapıp, seni düşünemeyeceğim artık, ‘senli zamanlara’ bahaneler bulamayacağım.

Saçı okşanmayacak mahalledeki ufak çocuğun, şevkat yanı, biraz eksik kalsa da, büyüyecek, ‘adam’ olacak...

Hiçbir şeye ‘keşke’ demeyeceğim, elini tutamamam, müstesna...

Ve küfretmeyeceğim kimseye, bir işe yetişme telaşında, cenazemi geçiştiren imam, müstesna...

Gsm operatörleri bilgi mesajlarına devam edecek, “aman şu fırsatı kaçırmayın, bunu da yakalayın” diye...

Bense bir boşluk bırakıp hayata, 33 bilmem kaça yollayacağım...

Ve bir Hasan Hüseyin şiiri düşecek dilime:

Ah yavrum, ah güzelim
Canım benim, sevdiceğim, bir tanem
Kısa sürdü bu yolculuk
Neylersin ki sonu yok
Gece leylak ve tomurcuk kokuyor
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor...

Haziranda ölmek zor, eylülde hatta ekimde, her daim, her mevsimde, Okinawada bile, ölmek zor...

En az, doğmaktan korktuğumuz kadar korkacağız, ölümden de, ama ağlamak yakışmayacak koca adama, bağıra bağıra geldiğimiz dünyadan, sessiz sedasız çekip gideceğiz...

Arkamızda bıraktıklarımız kadar kalacak hayat. Bu yüzden gerçekten yaşadık mı, öldük mü, HİÇ bilemeyeceğiz...

Nasıl bilirdiniz diyecek imam? Geleneği bozmayacak cemaat... Sen de orada olacaksın, berikinin hemen yanında, şöyle doğrulup bir bakmak gelecek içimden, sana, son bir kez...

Beceremeyeceğim ve gözlerim ‘açık’ gideceğim.

Editör / Yazar : Ümit Buget
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 07.06.2009 15:35:15

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

Selçuk GEYİK yazdı
Sonunda yazılarını düzenli takip edebileceğim,Düzenli bir adresin oldu.Sanal manal ne yapalım.Ümit üstadı buradan takip edelim.Uzun zamandır gece nöbetlerinde beraber değiliz.Çalan telefonlarda yok agresif müşterilerde hatta uyandırması unutuan ,uçak kaçıran müşterilerde.Her yeni daha güzel içindir.Hayırlı olsun tebrikler.

sami.çalışkan yazdı
deniz güzel tatil güzel plajlarda bikinili kızlar güzel şair hasan hüseyinde bence haziranda ölmemiştirhaziranın doğum ayı ololan haziranda ölmek iyi bir fikir değil bence

yudum dilek yazdı
haziranda doğdum ben, haziranda aşkı buldum, bir haziran günü kaybettim babamı ve en sevdiğim kitaptır Yarim Haziran :D haziran benim ayım, ben HAZİRANIM.. LAKİN DOĞMAK DA ZOR HAZİRAN'DA...YAZ KAPIYI ÇALSA DA BİLİYORUZ SONU HAZAN. YİNE DESEVİYORUM SENİ YARIİM HAZİRAN....


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
88a1 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ümit Buget - Diğer 10 Yazısı

“14 Şubat, Habur ve El Arabası
Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?
'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!
“Tayyip Erdoğan'ın Yol Haritası
Bazen siz çok istediğinizde ve kafi derecede gayret gösterdiğinizde hayat topu önünüze yuvarlayıverir... Hagi'li bir takım, basiretsiz bir belediye başkanı, artık istediğinizi elde etmek için neye ihtiyacınız varsa!
Noel Amca!
İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca?
Yağmur yağsa, şimşek çaksa...
Meğer sözlerini “sırılsıklam" diye hatırlamaya çalıştığım melodi Teoman'ın “Paramparça"sının nakaratıymış.. Bu şarkının Ortaçgil versiyonu, sabahtan yatana kadar aynı şarkıyı dinleyen kulaklarımız için hoş bir mola olabilir diye düşündüm.
Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor...
Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Önce insanım ben!
Hem böyle yapınca ne Yılmaz Özdil gibi kendimi zorlayıp Gazze için bir şeyler yapmayı alaturka bulmam gerekiyor ne de insanlık dışı bir saldırıda yanıma Hitler'i alıp ne kadar İsrailli varsa topyekûn üstlerine saldırmam...
Sevgili Günlük!
“Ölmedikçe, yaşat umutları, Bir dala tutun her zaman. Eğer, hiç ağaç kalmamışşa, etrafta, Bir ağaç dik hatta” dedik, kendimize.
23 Nisan, 23 İnsan
Bir 23 Nisan'da daha; Başbakan olacak bir çocuk, bir başkası Cumhurbaşkanı, öteki Milli Eğitim bakanı, beriki bilmem nerenin belediye başkanı.
Bu Bir Nisan Yazısıdır!
Şanslıdır şair. Her aşk kayıp giderken avuçlarının arasından, birkaç şiiri unutur şairin cebinde. Mutlu biten bir aşkın beyaz atlı prensi olmayı yeğ tutar mıydı şair, dillerden hiç düşmeyen bir şiir yazmaya bilinmez, ama kârı şiirse şairin hiçbir aşk zarara uğratmaz onu.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası