çentik









Kadın dediğin bakire olmalı!

Bütün bu olanlardan sonra da yaşadığına HAYAT kendine de KIZ de. Varlığının yegane sebebi budur. Yok olmaz ben asi olucam dersen de o zaman ya KIZ kurusu olursun ya da artık adı neyse...

 
Kadın? Kız? Baayan! Bekar, Bakir, Bakire!
 
 
Öyle istatistik verileriyle arası olan biri değilimdir. Kalıplaştırma mantığı pek bana göre değil. 100 kişiye sorduklu Erol Evgin yarışmasından da hiç hazzetmezdim zamanında.
 
Pek sevgili okurlarımdan biriyle şu sıralar ne yazsam sohbetleri ederken kendisi tırnak içindeki feminist damarımı bildiğinden acaba kadınlarla ilgili bir şeyler mi yazsan önerisi getirmişti. Olasılıklı gelse de bu konuda pek bilgili olan şu bienalci arkadaşımla konuştuktan sonra yazayım diyordum ki.. Bu sabah bir gazetenin internet sayfasında okuduğum “Kadınlar: Kadın bakire olmalı” haberindeki istatistikler, her ne kadar kamuoyu anketlerinin güvenilirliğini sorgulayan yapımın altında ezilmeye müsait olsa da her şeye rağmen bir şeyler söylemek için klavye başına oturmama sebep olmadı da değil hani.
 
Nedir haberimizin içeriği? Tahmin etmesi pek de zor değil. Hani şu “Kız” mı “Kadın” mı tartışmasını kitleyen mevzu. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması-2008’e göre kadınların %80’i dermiş ki “Kadınlar evlendiklerinde bakire olmalı”. Bu en düşük gelir seviyesinden en yükseğine, Marmara’sından Güneydoğu’suna, babası hiç okula göndermemişinden liseden sonra okuyanına kadar, oran yüzde 65 ile 85 arasında değişse de ortak fikir kadın dediğin bakire olmalı. Altında yazan yorum daha da çok ilgimi çekti. “Haber doğrudur. Bunda ters olan ne var sizler için. Bir erkek evlilikten önce YAHUT KENDİSİNDEN ÖNCE BAŞKA BİRİYLE bekaretini kaybetmiş bir kadınla evlenmez. Evlenemez. Aile kuracağı bir insanın başka bir insanla cinsel mecralarda yer almasını istememek erkeğin EN DOĞAL  HAKKIdır. Bunu  anlamalısınız. Eğer evlenmek istiyorsanız kadınlar, geçmişinize dikkat etmelisiniz. Bu işin kuralı bu.” Sonsuz haklarla donatılmış ERKEK’imizin nadide yorumu bütün o istatistiki veriden çok daha anlamlı bence. Benim anlamadığım asıl problem olan evlilikten önce “zar” atmak mı yoksa bunu evlilikten önce başka biriyle yapmak mı?
 
 
15 ve 49 yaşları arasındaki 7.500 kadına sorduk “Kadınlar kocasından izinsiz bir yere gitmeli mi gitmemeli mi?”. Tahminlerinizi bekliyorum. Ve büyük heyecanla beklediğimiz an geldi... Oranı açıklıyorum: Anketimize katılan kadınlarımızın %69,4’ü izinsiz bir yere gitmemelidir demiş. Bu oran da pek çok değerlendirme kriterine göre yüzde 55 ile 80 arasında değişkenlik gösteriyor. Tam da demokrasi kavramını, özgürlüğü, birey olmayı sorgulatan cinsten bir veri bu benim için. Kadınlarımızın  %41’i de demiş ki “Kadın eşiyle aynı fikirde değilse bile tartışmamalıdır”. Buyrun buradan yakın. Dizini kır, evinin ve eşinin “kadın”ı, 3 çocuğunun (RTE’nin isteği emirdir) anası ol, otur oturduğun yerde.
 
Bütün bu olanlardan sonra da yaşadığına HAYAT kendine de KIZ de. Varlığının yegane sebebi budur. Yok olmaz ben asi olucam dersen de o zaman ya KIZ kurusu olursun ya da artık adı neyse...
 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Hayatın İçinden
Tarih : 03.12.2009 21:37:05

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

ahmet deniz çetiner yazdı
bir an noluyor dedim :) bu yazı hangi erkek yazarımızdan :)
çok net hatırlıyorum bir haber programıydı, sanırım istiklalde, bir kadına soruyorlar "hangi partiye oy vermeyi düşünüyorsunuz?" diye. ben bilmem beyim bilire gelen bir laf söylemişti. Siz kadınlar böyle düşündükçe biz erkeklerin her türlü düşünmeye hakkı var :) kusura bakmayın...

özlem karaca yazdı
süperr olmuş asuu ağzına sağlık güzel yorumun için aklına sağlık güsel bi konuya değindiğin için ...

Duygu Çavuşovalı yazdı
mevzu ne kadar da basit.. yüzdelerle anlaşılıyoki kadın başına gelen her şeyi hak ediyor çünkü kendi istiyor.. küçük düşürülme,kötü muamele,ölüm.töre,çarşafın karası 'kırmızısı',şiddet,kötek..bu yazıyı okuduktan sonray aklıma gelen ilk şey ise bir gazetenin reklamı oldu. hani şu etrafı bi anda kararan kadının erkek sesiyle ''başına gelen her şeyin '' ''kendi'' isteği olduğunu söylediği reklam. yok ama biz istiyoruz biz :))

Ali a.SAĞLAM yazdı
Kadın dediğin bakir olmalı peki ya erkek dediğin ?

taner çelik yazdı
erkek dediğin senin gibi olmalı ali :) ben bu konunun kesinlikle din yuzunden böyle oldugunu düşünüyorum. Ataerkil bir toplum yetişiyor kadında erkekte buna göre hareket ediyor. eğitim şart :)

Duygu Öksüz yazdı
dokunmak, hissetmek, sevişmek... güzeldir.

Zuzi yazdı
Kadın kendi kendini ikinci insna konumuna itiyor. Eğer erkek ilişki yaşayabiliyorsa kadında yaşayabilmeli. Özgürlük budur. madem kadın bakire olmak zorunda o zaman erkekte bakir olmak zorunda. benim için böyle.


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
c7b8 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası