Kadınlar Ne İster?
Güçlü olmak gayet yeterli bir meziyetti ve düz mantığın ötesine geçmeye hiç ihtiyaç yoktu. Nasıl ki bir mağazaya girip de gözüne ilişen ilk ceketi alıp çıktıysa, gözüne çarpan ilk güzelin peşinden koşmayı da adet edindi...

Popüler kültür, toplumdaki her alanı sömürüp, kadın erkek ilişkilerine el atmaya karar verince, erkeklerin aklına hep aynı soruyu pompaladı: “Kadınlar ne ister?” Erkekler de işi gücü bırakıp oturdu, cevabına harıl harıl kafa patlattı. Bir Allah’ın kulu da çıkıp “erkekler ne ister?” diye sormadı. Halbuki sorulsa, anlatacak ne çok hikayeleri vardı(!)
İşin ilginç yanı, kendini bu sorgu-suale fazla kaptıran bazı erkekler, kadınların sözleşmiş gibi aynı şeyi isteyebileceğine kendini içten içe inandırdı. Oysa, illa bu tür bir fikir birliğinden bahsedeceksek, “erkekler ne ister?” sorusu buna daha müsait olabilirdi.
Epey bir vakit “kadınlar ne ister?” diye düşündükten sonra erkekler akılları ermeyince; kadınların anlaşılması zor, karmaşık varlıklar olduğuna oy birliğiyle hükmettiler. Hiç birinin aklına, "aslında kadın karmaşık değil, erkek basittir" fikri gelmedi. Bu basitlikten olsa gerek, tüm kadınların aynı anda aynı şeyi isteyebileceği gibi tuhaf bir inanca kapılıp gittiler. Kimi zaman, kadınların ne istediklerinden çok ne istemediklerinin daha önemli olabileceği pek azının aklına geldi.

Nihayet az çok hepsinin onay verdiği bir başka tez ortaya atıldı: "Kadınlar ne istediklerini bilmez." Aslında bunu destekleyecek epey de kanıt vardı. Doğada eşi seçen dişi olduğu için, ve yavruları için mümkün olan en mükemmel baba adayını aradığı için, dişiler “mükemmeliyetçi olmak” gibi bir karakter geliştirdiler. “Mükemmeliyetçi olmak”, beraberinde sürekli bir kararsızlık hali getirdi. Zira en mükemmelini aradıklarından bir türlü karar veremiyorlardı. Bu kararsızlık hali genlerine öyle işledi ki zamanla bu durumdan keyif almaya başladılar. Belki de bu nedenle, kararsızlığın dozunu artırmak için gardıroplarını envai çeşit ayakkabı ile doldurdular ve aynı mağazada saatlerini harcamaktan hiç gocunmadılar.
Öte yandan erkeklerin bu tür sorunları hiç yoktu. Doğa erkeğe seçim yapmak gibi bir misyon yüklememişti. Güçlü olmak gayet yeterli bir meziyetti ve düz mantığın ötesine geçmeye hiç ihtiyaç yoktu. Nasıl ki bir mağazaya girip de gözüne ilişen ilk ceketi alıp çıktıysa, gözüne çarpan ilk güzelin peşinden koşmayı da adet edindi...
Erkekler kadınlara dair bu denli kafa yorup, onları ilahlaştıradursun, kadınları çok daha komik bir halde buldular: Onlar ismine “beyaz atlı prens” dedikleri birini bekliyorlardı…
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.