
 |
Maya Takvimi Nedir? Baktun, 144,000 gündür. Onüç Baktun, tam bir çağ dönümüdür. Şu an içinde bulunduğumuz Baktım, 22 Aralık 2012′de tamamlanacak. 5000 yıllık bir süreçte, Maya takvimi Gregorian takviminden daha doğrudur. |
Maya Burcunuzun Özellikleri Normal burçları boşverin! Maya burcunuzu öğrenin ve burcunuzun özelliklerine bakın, açıklamalara sizde şaşıracaksınız. 20 Maya Burçları ve özelliklerini öğrenin. |
Küçük İtiraflar, Büyük Satışlar Yarım yüzyıl önce mini minnacık bir Alman otomobili, devasa arabaların egemen olduğu Amerikan pazarına girmeye karar verdi. |
|
 |
 |
00:00:00 2010'da nasıl olmalıyım? Herkesin dolabında o geceyi geçirecek kurtarıcı bir şeyler mutlaka vardır ama daha da özel olmak istiyorsanız gideceğiniz yere göre giydiğiniz kıyafet şık olmakla beraber, gecenin uzayacağını düşünüp rahat da olmalıdır. |
2009-2010 Bahar Modası İster daracık bir tayt, ister bol bir model seçin, her ikisi de çok moda. Deri, saten hatta ışıltılı kumaşlar da seçenekler arasında. Sonbahar pantolonları diz altında biten modellerden, dar ve uzun paçalılara kadar her boyda karşımıza çıkıyor. Pantolon giymeyi seven biriyseniz, vitrinlerde mutlaka kendi tarzınıza uygun bir şeyler bulabilirsiniz |
|
 |
|
|
|
 |
Kapitalizm
Toplumlar; demokrasi, hak ve özgürlük istedi. Kapitalizm hiç düşünmeden kabul etti. Ancak, tüm bunların sınırlarını daima kendi çizdi. Nerede nasıl kullanılacağına kendi karar verdi. İnsanlar itiraz dahi etmediler.

Sözde yüksek demokrasi ile yönetilen tüm halklar, bilhassa Batı Avrupalılar ve Amerikalılar fazla kibirli sanki. Geri kalmış halklarla kendilerini kıyaslamaktan, sadistçe zevk alır gibi bir halleri var. Kompleksli, sonradan görme orta-yaşlı bir kadını andırıyorlar.
Özellikle konu siyasi rejim oldu mu, bu kıyaslama doruk noktaya varıyor. Nihayetinde batı; demokrasinin mimarıyken, doğu henüz bir arpa yol alamamıştır. Batı, bu mimarlık meselesine o kadar takılmış ki, doğuya demokrasi öğretmek gibi bir misyon edinmiş(!)
Oysa, demokratik ülkeler diğerlerinden çok da farklı değil. Özgür bir ülkede yaşadığına inananlar, aslında demokrasinin en temel prensibinden, kendi kendini yönetme hakkından bile (dolaylı olarak) mahrum. Çünkü demokrasi denilen şey; kapitalizmin ağızlarına çaldığı bir tutam baldan ibaret.
Malum, Sanayi Devrimi sayesinde, kapitalist anlayış kendi dünya düzenini kurarak, son iki yüzyılda hızla güçlendi. Sadece üretim sahasına değil, hayatın her alanına yayıldı. Özellikle teknolojinin ve haberleşmenin gelişmesiyle var olan tüm imkanlarını; kendi sistemini geliştirmek ve korumak için kullandı. Halen de kullanmakta. Bunun için onu suçlamak hata olur, çünkü her sistem kendi devamlılığını sürdürmekle yükümlüdür. Varlık nedeni budur.

Tüm başarılarına ve sağlam duruşuna rağmen, kapitalizmi korkutan, uykularını kaçıran çok ciddi bir tehdit var: insanların bilinçli ve toplu halde hareket etmesi. Çünkü ancak böyle bir güç, bir sistemin sonu olabilir.
Kapitalizm bunu engellemek adına; her gün binlerce reklam yayınlıyor, sahte tüketim ihtiyaçları yaratıyor, savaşlar başlatıyor, antlaşmalar imzalıyor.. Fakat bundan çok daha fazlasını yapıyor: Manipüle ediyor. Bunu o kadar iyi yapıyor ki, bize yalnızca biçilen rolü oynamak düşüyor.
19. yüzyılda işçiler çalışma haklarını, 20. yüzyılda bireyler vatandaşlık haklarını aramaya başladılar ve sistemden sürekli yeni taleplerde bulundular. Kapitalizm az ya da çok bu taleplere olumlu yanıt verdi. Fakat, ardından köşesine çekilmedi. İnsanoğlunun istekleri asla bitmeyeceğinden, bu istekleri manipüle ederek, daha en başından “dur” dedi.

Toplumlar; demokrasi, hak ve özgürlük istedi. Kapitalizm hiç düşünmeden kabul etti. Ancak, tüm bunların sınırlarını daima kendi çizdi. Nerede nasıl kullanılacağına kendi karar verdi. İnsanlar itiraz dahi etmediler. Çünkü yüksek demokrasi ile yönetildiklerine çoktan ikna olmuşlardı. Olur da içlerinden asilik eden çıkar diye, medya sahte gündem ve korku pompaladı. Suni ihtiyaçlar yaratarak insanları alışveriş merkezlerine ve bilgisayar başına mahkum kıldı. Böylece kitleleri sokaktan uzak tutup, bilinçli ve toplu bir hareketin önüne geçti. Örneğin, Facebook’da 1 milyon kişiye ulaşma hedefiyle kurulmuş gruplar, sistemi hiç rahatsız etmedi. Çünkü 1 milyon kişinin internette toplanmasını, sokakta toplanmasına tercih ederdi.
Sistem arzu ettiğine iktidar görevi verir, arzu ettiğine muhalefet. O dilediği vakit savaş çığlıkları atılır, dilediği vakit barış rüzgarları eser. Ve insanlar tüm bunların kendi seçimleri olduğuna inanır. Güç kontrol demekse, kapitalizm var olan en güçlü sistemdir. Marx’ın sandığının aksine –yanıldığı epey açıktır- uzun süre daha dünyaya hükmedecektir. Bunda şaşılacak bir şey olmasa gerek, zira insanoğlu doğuştan kapitalisttir. Ve eğer birileri koyun olmaktan gocunmuyorsa, onları güdecek bir çoban elbet bulunur. E o zaman müstahaktır..
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
| Yorumlar |
| Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır. |
|
 |
 |
Ali Sekban - Diğer 10 Yazısı
 |
Kadınlar Ne İster?
Güçlü olmak gayet yeterli bir meziyetti ve düz mantığın ötesine geçmeye hiç ihtiyaç yoktu. Nasıl ki bir mağazaya girip de gözüne ilişen ilk ceketi alıp çıktıysa, gözüne çarpan ilk güzelin peşinden koşmayı da adet edindi... |
 |
Sevgililer Günü
Sevgili bir ömre sığdırdığınız sayısız zevktir belki. Komplekslerinizi tatmin etmek için aradığınız farklı tatlardır. Yahut maceralarınıza yüklediğiniz eş anlamlar. |
 |
Kariyer Derdi
Çalışma temposu o kadar ağırdı ki bizi motive etmek için güzel bir neden sundular: “Hele bir okula gir rahat edeceksin, bu kadar sıkı çalışman gerekmeyecek! |
 |
Filozofa Sövgü
Kısır bir döngüde devriliyordu yaşamı. Yalnızlığı kinini, kini kibrini, kibri yalnızlığını körüklüyordu. Ve nihayet saçmalıyordu: “Felsefe, dünyayı Tanrı'nın gözünden görme çabasıdır. |
 |
Bir Hikaye: Kuyu
Bir çocuk parkına doğru yavaşladı. Salıncak ve tahterevallide eğlenceye dalmış çocuklar onu fark edince, oyunlarını bırakıp hemen ona doğru koşmaya başladılar. Üzerinde bu kez takım elbise değil, kısa kollu beyaz bir t-şört, lacivert bir eşofman ve spor ayakkabıları vardı. Yavaşça çömelirken kollarını açtı ve kendisine doğru koşmakta olan çocukları kucakladı... |
 |
Biz Türkler!
Maçlarda bile yıllar boyu “Avrupa Avrupa duy sesimizi! |
 |
Zaman Üzerine
Daha net anlaşılması için bu durumu tersten anlatabiliriz. Tüm insanlar ağacı yeşil olarak görür. Kant'ın kuramına göre bizim ağacı yeşil görüyor olmamız, ağacın gerçekte orijinal haliyle yeşil olduğu anlamına gelmez. Çünkü biz ağacı algılama sistemimizden geçirirken ona kendimizden bir şeyler katmış, onu deforme etmişizdir... Ali Sekban'ın son yazısı: Zaman Üzerine Çentik'te. |
 |
Bilgi Kusuru,Tasavvuf ve Tanrı...
Örneğin köpek renk körü olduğundan kitabı gri olarak algılar. Oysa insan renk konusunda köpekten daha yetkin olduğu için, kitabın gri değil yeşil olduğunun bilincine varır. Bir an için zihni ve duyuları insandan daha gelişmiş varlıkların olduğunu ve bunların üst bir boyutta yaşadığını düşünelim. İnsanın bilgi dediği şey onlar için kusurludur. |
 |
Sürü
-“Bazen öyle bir vakit gelir ki, sürüyü kurtarmak için hastalıklı ve zayıf olanlar feda edilir |
 |
Felsefe Nedir, Filozof Kimdir?
Bir yönüyle toplumun çok üstündedir, bir yönüyle aşağısında. O toplumu kabul etmez, toplum da onu. Aralarında gizli bir savaş vardır. Toplumu kendine uydurmak ister. Yapamaz, topluma kızar. Kendi topluma uymak ister. Beceremez, kendine kızar. Tuhaf biridir yani. Aslında her filozof biraz deli, her deli de biraz filozoftur. |
|
 |
|
 |
|
 |
 |
Sığ sularda yüzmek Çoğu insan için ayakta durmaktır hayat. Ama bazı-ları için denize açılmayı düşünen ve harekete geçenler için suyun üzerinde kalmaktır hayat. Tercih meselesi yani... |
Uluslararası Sev Beni uluslararası sev beni hayatım. uluslarası sev ki buluşamayalım; oraya mı gitsek burada mı otursak sıkıntısı çekmeyelim. uluslarası sev ki saçını boyadığında, makyaj yaptığında çemkirmeyeyim. dışarıya çıkarken ne giydiğin, kimlerle görüştüğün umrumda olmasın. sağdan soldan bakıyorlar diye cıngar çıkmasın. ben de bir haltlar yerken senin ruhun duymasın. |
Kadınlar Ne İster? Güçlü olmak gayet yeterli bir meziyetti ve düz mantığın ötesine geçmeye hiç ihtiyaç yoktu. Nasıl ki bir mağazaya girip de gözüne ilişen ilk ceketi alıp çıktıysa, gözüne çarpan ilk güzelin peşinden koşmayı da adet edindi... |
Gökkuşağı Öyle çok bilinmeyen vardı ki, sokak kapısından girip balkona çıkana kadar, merdivenlerdeki her cümlenin sonu, soru işaretiyle bitiyordu, çocuk olmakla adam olmak arasında çok yıprandık ama hayat yokuş yukarı çıkarken elimizden aldıklarını, bir bir geri verdi; bayır aşağı gördüklerimizin rengini geri verdi. O yüzden şimdi, yeniden, hem gözlerimiz hem çimenler yeşil... |
Uzun Mesafe Çağrısı şüpheliyim bu kalbin varacağı nihayetten. dokun diyorum sana; bu kadar gürültünün içinde duyamıyorsun ki, ne demeye çalıştığımı anlayasın. kalıp izah edemiyorum ki; iyi hissetmiyorum, o yüzden gitmeye devam ediyorum. nefesimin ucundasın, diyemiyorum ki |
|
 |
|