çentik



Estek Köstek
Turks ve Caicos Adaları
Başkenti Grand Turk olan bu ülkede türklerin ne işi var.
Maya Takvimi Nedir?
Baktun, 144,000 gündür. Onüç Baktun, tam bir çağ dönümüdür. Şu an içinde bulunduğumuz Baktım, 22 Aralık 2012′de tamamlanacak. 5000 yıllık bir süreçte, Maya takvimi Gregorian takviminden daha doğrudur.
Maya Burcunuzun Özellikleri
Normal burçları boşverin! Maya burcunuzu öğrenin ve burcunuzun özelliklerine bakın, açıklamalara sizde şaşıracaksınız. 20 Maya Burçları ve özelliklerini öğrenin.

Kızlar Arasında
00:00:00 2010'da nasıl olmalıyım?
Herkesin dolabında o geceyi geçirecek kurtarıcı bir şeyler mutlaka vardır ama daha da özel olmak istiyorsanız gideceğiniz yere göre giydiğiniz kıyafet şık olmakla beraber, gecenin uzayacağını düşünüp rahat da olmalıdır.
2009-2010 Bahar Modası
İster daracık bir tayt, ister bol bir model seçin, her ikisi de çok moda. Deri, saten hatta ışıltılı kumaşlar da seçenekler arasında. Sonbahar pantolonları diz altında biten modellerden, dar ve uzun paçalılara kadar her boyda karşımıza çıkıyor. Pantolon giymeyi seven biriyseniz, vitrinlerde mutlaka kendi tarzınıza uygun bir şeyler bulabilirsiniz


Paylaş Facebook! Paylaş del.icio.us! Paylaş Newsvine! Paylaş My Space! Paylaş Twitter!
Paylaş Technorati! Paylaş LinkedIn! Paylaş digg! Paylaş Google Bookmarks! Paylaş Windows Live!
Paylaş FriendFeed! Paylaş Stumbleupon! Paylaş Kirtsy!    


ADC


Kapitalizm

Toplumlar; demokrasi, hak ve özgürlük istedi. Kapitalizm hiç düşünmeden kabul etti. Ancak, tüm bunların sınırlarını daima kendi çizdi. Nerede nasıl kullanılacağına kendi karar verdi. İnsanlar itiraz dahi etmediler.


                                      

Sözde yüksek demokrasi ile yönetilen tüm halklar, bilhassa Batı Avrupalılar ve Amerikalılar fazla kibirli sanki. Geri kalmış halklarla kendilerini kıyaslamaktan, sadistçe zevk alır gibi bir halleri var. Kompleksli, sonradan görme orta-yaşlı bir kadını andırıyorlar.

Özellikle konu siyasi rejim oldu mu, bu kıyaslama doruk noktaya varıyor. Nihayetinde batı; demokrasinin mimarıyken, doğu henüz bir arpa yol alamamıştır. Batı, bu mimarlık meselesine o kadar takılmış ki, doğuya demokrasi öğretmek gibi bir misyon edinmiş(!)

Oysa, demokratik ülkeler diğerlerinden çok da farklı değil. Özgür bir ülkede yaşadığına inananlar, aslında demokrasinin en temel prensibinden, kendi kendini yönetme hakkından bile (dolaylı olarak) mahrum. Çünkü demokrasi denilen şey; kapitalizmin ağızlarına çaldığı bir tutam baldan ibaret.

Malum, Sanayi Devrimi sayesinde, kapitalist anlayış kendi dünya düzenini kurarak, son iki yüzyılda hızla güçlendi. Sadece üretim sahasına değil, hayatın her alanına yayıldı. Özellikle teknolojinin ve haberleşmenin gelişmesiyle var olan tüm imkanlarını; kendi sistemini geliştirmek ve korumak için kullandı. Halen de kullanmakta. Bunun için onu suçlamak hata olur, çünkü her sistem kendi devamlılığını sürdürmekle yükümlüdür. Varlık nedeni budur.


                           


Tüm başarılarına ve sağlam duruşuna rağmen, kapitalizmi korkutan, uykularını kaçıran çok ciddi bir tehdit var: insanların bilinçli ve toplu halde hareket etmesi. Çünkü ancak böyle bir güç, bir sistemin sonu olabilir.

Kapitalizm bunu engellemek adına; her gün binlerce reklam yayınlıyor, sahte tüketim ihtiyaçları yaratıyor, savaşlar başlatıyor, antlaşmalar imzalıyor.. Fakat bundan çok daha fazlasını yapıyor: Manipüle ediyor. Bunu o kadar iyi yapıyor ki, bize yalnızca biçilen rolü oynamak düşüyor.

19. yüzyılda işçiler çalışma haklarını, 20. yüzyılda bireyler vatandaşlık haklarını aramaya başladılar ve sistemden sürekli yeni taleplerde bulundular. Kapitalizm az ya da çok bu taleplere olumlu yanıt verdi. Fakat, ardından köşesine çekilmedi. İnsanoğlunun istekleri asla bitmeyeceğinden, bu istekleri manipüle ederek, daha en başından “dur” dedi.


                         


Toplumlar; demokrasi, hak ve özgürlük istedi. Kapitalizm hiç düşünmeden kabul etti. Ancak, tüm bunların sınırlarını daima kendi çizdi. Nerede nasıl kullanılacağına kendi karar verdi. İnsanlar itiraz dahi etmediler. Çünkü yüksek demokrasi ile yönetildiklerine çoktan ikna olmuşlardı. Olur da içlerinden asilik eden çıkar diye, medya sahte gündem ve korku pompaladı. Suni ihtiyaçlar yaratarak insanları alışveriş merkezlerine ve bilgisayar başına mahkum kıldı. Böylece kitleleri sokaktan uzak tutup, bilinçli ve toplu bir hareketin önüne geçti. Örneğin, Facebook’da 1 milyon kişiye ulaşma hedefiyle kurulmuş gruplar, sistemi hiç rahatsız etmedi. Çünkü 1 milyon kişinin internette toplanmasını, sokakta toplanmasına tercih ederdi.

Sistem arzu ettiğine iktidar görevi verir, arzu ettiğine muhalefet. O dilediği vakit savaş çığlıkları atılır, dilediği vakit barış rüzgarları eser. Ve insanlar tüm bunların kendi seçimleri olduğuna inanır. Güç kontrol demekse, kapitalizm var olan en güçlü sistemdir. Marx’ın sandığının aksine –yanıldığı epey açıktır- uzun süre daha dünyaya hükmedecektir. Bunda şaşılacak bir şey olmasa gerek, zira insanoğlu doğuştan kapitalisttir. Ve eğer birileri koyun olmaktan gocunmuyorsa, onları güdecek bir çoban elbet bulunur. E o zaman müstahaktır..

Editör / Yazar : Ali Sekban
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 17.01.2010 18:58:00

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Bu yazıyı paylaş
Paylaş Facebook! Paylaş del.icio.us! Paylaş Newsvine! Paylaş My Space! Paylaş Twitter! Paylaş Technorati! Paylaş LinkedIn! Paylaş digg! Paylaş Google Bookmarks! Paylaş Windows Live! Paylaş FriendFeed! Paylaş Stumbleupon! Paylaş Kirtsy!

Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
af8f (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ali Sekban - Diğer 10 Yazısı

Anarşizm
Anarşizm, doğru anlaşıldığında belki de insanlara en cazip gelen sistem. Fakat, sunduğu tüm bu güzelliklere rağmen anarşizm yalnızca bir ütopyadan ibaret. Çünkü ilk bakışta güzelliğiyle insanı büyüleyen bu sistem, kendi içinde sayısız çelişki barındırmakta…
Gitmek...
Gitmek.. Zincirlerin paramparça.. Yüzünde tatlı bir tebessüm, Dilinde “Ey Özgürlük
Sokrates
Tam Soktates’in bilgeliğinin zirve yaptığı ve onu şeyh yapmaya karar verdikleri sırada, Sokrates bir kez daha bombayı patlatmış: “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” Bu muhteşem(!) sözle, mütevazi bir imaj çizmekten ziyade, Sokrates’in yegane amacı kendi kişisel şovunu sergilemektir.
Ansiklopedilerin Faşist Yüzü
Lakin büyüdük ve hayat değişti. Değişirken bizleri de değiştirdi. Ya da değişen bizlerdik hayat hep aynı kaldı. Kendi değişimlerimizden sorumlu tuttuk hayatı…
Kadınlar Ne İster?
Güçlü olmak gayet yeterli bir meziyetti ve düz mantığın ötesine geçmeye hiç ihtiyaç yoktu. Nasıl ki bir mağazaya girip de gözüne ilişen ilk ceketi alıp çıktıysa, gözüne çarpan ilk güzelin peşinden koşmayı da adet edindi...
Spinoza, Din ve Tanrı
Tanrı planlardan ve amaçlardan bağımsız olduğu için, hiçbir şeyi insanı amaç edinerek ve onu merkeze koyarak yaratmamıştır. İnsanın değeri bitkilerden ve hayvanlardan çok da farklı değildir.
Sevgililer Günü
Sevgili bir ömre sığdırdığınız sayısız zevktir belki. Komplekslerinizi tatmin etmek için aradığınız farklı tatlardır. Yahut maceralarınıza yüklediğiniz eş anlamlar.
Kariyer Derdi
Çalışma temposu o kadar ağırdı ki bizi motive etmek için güzel bir neden sundular: “Hele bir okula gir rahat edeceksin, bu kadar sıkı çalışman gerekmeyecek!
Filozofa Sövgü
Kısır bir döngüde devriliyordu yaşamı. Yalnızlığı kinini, kini kibrini, kibri yalnızlığını körüklüyordu. Ve nihayet saçmalıyordu: “Felsefe, dünyayı Tanrı'nın gözünden görme çabasıdır.
Bir Hikaye: Kuyu
Bir çocuk parkına doğru yavaşladı. Salıncak ve tahterevallide eğlenceye dalmış çocuklar onu fark edince, oyunlarını bırakıp hemen ona doğru koşmaya başladılar. Üzerinde bu kez takım elbise değil, kısa kollu beyaz bir t-şört, lacivert bir eşofman ve spor ayakkabıları vardı. Yavaşça çömelirken kollarını açtı ve kendisine doğru koşmakta olan çocukları kucakladı...

Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Anarşizm
Anarşizm, doğru anlaşıldığında belki de insanlara en cazip gelen sistem. Fakat, sunduğu tüm bu güzelliklere rağmen anarşizm yalnızca bir ütopyadan ibaret. Çünkü ilk bakışta güzelliğiyle insanı büyüleyen bu sistem, kendi içinde sayısız çelişki barındırmakta…
Yan Benimle
lakin ben bir türlü rahat edemedim senin donuk, soğuk gözlerinde. benim oralara ait olmadığımı içime içime sokan bir şeyler vardı. bensiz yapamazmışsın gibiydi her hareketin, oysa yan yana geçirdiğimiz zamanların dışında bensizdi her nefesin. şimdi gelmiş, yine benim kollarımda ağlıyorsun. belli, yine yorulmuşsun.
Gitmek...
Gitmek.. Zincirlerin paramparça.. Yüzünde tatlı bir tebessüm, Dilinde “Ey Özgürlük
Darbelerden Önce
Emniyet kemerini hemen söktün hayatın, azıcık rahatı görünce...

Ümit Buget
Kategorideki Yazı : 32
Ali Sekban
Kategorideki Yazı : 17
S. Fırat Kaya
Kategorideki Yazı : 17
A. Deniz Çetiner
Kategorideki Yazı : 14
Gözde Otman
Kategorideki Yazı : 5
Emre Mendi
Kategorideki Yazı : 3
Derya Altaner Gürer
Kategorideki Yazı : 2

Köşe Yazarlarımız
A. Deniz Çetiner
Ali Sekban
Emre Mendi
S. Fırat Kaya
Ümit Buget
<< Tüm Yazarlar ve Editörler


Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Çentik