çentik









Kızaran Hayır(!) Sarmaşıkları

Telefon dinlesin, oraya buraya baskın yapsın, halkını “ananı da al git

                       

Platon yıllar yıllar önce bir kitap yazmış “Devlet” diye. Herkesler anlamış, sevmiş, en çok satanlar arasına sokmuş da kitabı bir ben anlamamışım nedir bu devlet. Farkettim ki benim devlet sandığım şey yokmuş meğerse. Benim devlet sandığım şey insanlar aç kalmasın diye var, çocuklar ailelerine para getirmek için sokakta mendil satmak zorunda kalmasın diye, Bedrettin sokakta dilenmeye muhtaç olmasın, dayak yemesin diye var. Telefon dinlesin, oraya buraya baskın yapsın, halkını “ananı da al git” diye kovsun, sigaraya illa da zam diye tuttururken sokaklarda günlerce grev yapan tekel işçilerini yan gelip yatmakla suçlasın diye varolmaz devlet sanırdım. Hepsinin sebebi  kamu yararıyla ilgili bir haber. İşte...

                     
Sarmaşık Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği , Diyarbakır’da kurulan ve hizmet veren oldukça başarılı bir sivil toplum kuruluşu. Başta Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olmak üzere pek çok sivil toplum kuruluşunun da destekleriyle oldukça aktif ve “balık tutmayı öğreten” cinsten çalışmaları var Sarmaşık’ın. Mesela; yoksul ailelerin çocuklarını yaz kampına gönderiyorlar, doğalgaz kalifiye eleman yetiştirme kurslarıyla iş bulma şansını yakalayamayan gençlerin eline bileziği takıyorlar, kentin yoksulluk haritasını çıkarıp yapacakları projeler için bir temel oluşturuyorlar. Ama en temel projeleri  Gıda Bankası.  Amaçları: “Diyarbakır’da ikamet eden ve temel gıda maddelerini karşılamakta güçlük çeken yoksul yurttaşlarımıza çağdaş ve adil yöntemlerle gıda yardımında bulunmak”. Hazırlanan Dİyarbakır Yoksulluk Haritası doğrultusunda 2006’dan beri çalışacak kimseleri olmadığından hiçbir geliri de olmayan 2300 aileye her ay gıda yardımı yapıyorlar. Çocuklar sokakta çalışmak zorunda kalmasın, okullarına devam edebilsin diye destek programları yürütüyorlar. Bu sayede şimdiye kadar 74 çocuğu Bedrettin gibi sokakta dövülmüş, zor nefes alır durumda olmaktan kurtardılar.

                                   
Projenin ilk aşaması sona erdi. 5 yıllık ikinci bir proje sayesinde 2200 zor durumdaki aileye daha ulaşılabileceklerdi. Fakat güzel devletimizin nadide kurumlarından olan valilik olaya “DUR!” dedi. Çünkü her ne kadar belediye bu projede yer almayı uygun görse de aslında kanun gereği belediyeler sadece “kamu yararına çalışan dernekler, özürlü dernekler ve vakıfları ve kimi meslek odaları”yla ortak proje yapabilirler-miş. Ve malesef ki belediyenin projeye katkıları mahkeme kararıyla durduruldu.  Kamu yararıymış! Ben şimdiye kadar kamuya bundan daha yararlı çalışan bir dernek daha gördüm mü emin değilim. Ama valilik öyle uygun görmüş. Neden? Çünkü onlar “kamu yararı”na çalışıyorlar, kendi ceplerini, cemaatlerini düşünmek yerine iki çocuğun karnı doysun istiyorlar. Hani olurda ileride daha da büyürse bu proje, valiliğin sokakta dağıttığı 3 ekmek için insanlar izdiham yaratmazsa diye korkuyorlar belki.


Siz  eğer Deniz Feneri gibi, Kimse Yok Mu gibi HAYIR dolu birer dernekseniz buyrun gelin, yardımınızı toplayın, istediğiniz kadarını dağıtın, artanı da kendi aranızda bölüşün, bunlar size serbest. Ama eğer “kamu yararı”na uygun değilseniz sizden gelecek hayır, ALLAH’tan gelsin.
 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Güncel 7/24
Tarih : 12.01.2010 17:57:01

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

özge ulusoy yazdı
asuu şimdi sana da valilikten bi durr ihtarı gelicek:)) hayır anlamadığım zaten türkiyede kendini düşünmeyen gerçekten insanlar için bişeyler yapan bi kaç belediye var ona da zaten el koymuşlar bu nasıl bir rezillik..

Ahmet Demirel yazdı
devlet dediğin 3çocuk yap der, nasıl bakılcağını söylemez...(!) anlayana... =)

Canpolat Genckaptan yazdı
Aslina bakarsaniz boyle yazilari okumak istemiyorum ama bir basladimmi birakamiyorum .Sinir kat sayim her cumlede her kelimede giderek artiyor...


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
116b (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası