Sikke Sikke Sikke
Tanrılar acıyın halime; beni effedin. Evet, ben günahkarım. Ben altına taptım, başımın belasını buldum. Beni bu beladan kurtarın. Ey ulu tanrılar, tanrıların kalbi hassatıri kendilerine yapılan candan yakarışşları işitmezlik etmezler.

Bugünlerde Beyoğlu'nda Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi, "Lidyalılar ve Dünyaları" adlı sergiye ev sahipliği yapıyor. Hani, şu bizim parayı bulan uygarlık d,ye tanıdığımız Lidyalılar. Türkiye'de yer alan dokuz müzeden gelen 245 eser sergileniyor.
Sergiyi burada satırlarla anlatmak pek mümkün değil. Gidilmeli, görülmeli...
Ben, size Lisya'nın baş şehri Sardes'de geçen Kral Midas'ın efsanesinden bahsedeceğim. Biz, O'nu "Eşek Kulaklı Midas" diye de tanıyoruz.
Dionysos, Lidya'da gezintiye çıkar. Yanında satyrler*, bakkhantlar** ve arkadaşları vardır. Tmolos Dağı'na(günümüzde Bozdağ) çıkarlar. Yalnız yanlarında Silenos*** yoktur. O içtiği şarabın etkisiyle bir çeşme başında sızıp kalmıştır.
Köylüler, Silenos'u bulur ve kralları Midas'a götürürler. Kral Silenos'ı görünce Dionysos'un arkadaşı olduğunu hatırlar. Bir tanrının arkadaşını konuk edeceği için heyecanlanır. Silenos'u on gün boyunca sarayında ağırlar. Misafirinin şerefine ziyafetler, şenlikler düzenler. On birinci gün, Midas Silenos'u büyük bir ihtişamla Tmolos Dağı'na çıkararak arkadaşı Dionysos'a götürür. Şarap tanrısı, kralın bu misafirperverliğine karşılık kendisine bir lütufta bulunmak ister.
Tanrı "Dile benden ne dilersen" dediği zaman Midas "Dokunduğum er şey altın olsun" der. Kralın bu isteği kabul edilir. Midas neşeyle kendisine verilen bu vasfı denediğinde dokunduğu her şeyin altın olduğunu görür. Ağaç, taş, toprak, elma, sarayın kapısı gibi her şey altına dönüşmektedir.

Fakat, zenginlik sevdası, altın hırsı hiç de iyi bir şey değildir. Altın aşkı, birçok insan gibi Midas'ın da felaketi olur. Her dokunduğunu altın yapan kral kendisi için hazırlanan muhteşem sofraya oturduğunda, hangi yemeğe elini uzatsa altın olur. Dileği bir felakete dönüşür. Yaşadıkları karşısında şaşkına döner. Dünyanın en zengin adamıdır ama susuzluktan dili kurumuş, açlıktan ağzı kokmaya başlamıştır. Artık altını hor görmeye başlar. Ellerini göğe kaldırır, "Tanrılar acıyın halime; beni affedin. Evet, ben günahkarım. Ben altına taptım, başımın belasını buldum. Beni bu beladan kurtarın. Ey ulu tanrılar, tanrıların kalbi Hassatıri kendilerine yapılan candan yakarışları işitmezlik etmezler." der. Dionysos, Midas'ı bu beladan kurtarır, eski haline sokar ve "Altınla kirlenen vücudunu temizlemek için Paktolos Çayı'na(günümüzde SArt Çayı) girip yıkan!" diye bağırır. Kral, Paktolos Çayı'na girer ve yıkanır. O günden beri bu ırmağın kumları arasında altın kırıntıları görülmekte ve altını seven insanlar o nehrin kumlarında eşelenmektedir.
Sergide Paktolos Çayı'nın ve Lidyalı devlet memurlarının para basarkenki canlandırmalarını görebilirsiniz.
*Satyrler:Yunanlıların ikinci derecede gelen kır tanrılarına verdikleri ad.
**Bakkhantlar: Dionysos şenliklerinde tanrının yanında dolaşan kadınlar.
***Silenos: Satyrler ihtiyarlayınca Silenos adını alırlar. Dionysos’un arkadaşıdırlar.
http://www.ykykultur.com.tr/sergi/?yer=Vedat-Nedim-Tor
![]() |
Editör / Yazar :
Zahide Çakır Kategori : Tarih Tarih : 04.04.2010 14:04:56 Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.










