çentik









Maçın Adı: Türkiye

2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.

2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu’muzu da ayrıca öpüyorum buradan. Bu yazıyı turnuva süresi boyunca hangi anda yazsam bilemedim. Başlamadan önce, grup maçları sonrasında, elendikten sonra vb. Ama kritik günler, maçlar bizi bekler. Bu durumda yazmadan duramadım. ABD ile oynamamızı kuvvetle muhtemel gördüğüm final maçı sonrasında bir yazı daha patlatacağım.

Artık izlemeyen yoktur diye tahmin ediyorum. Annemin bile Yunanistan maçında sevinç nidalarını duyduktan sonra. Hele artık çeyrek finale kaldığımızı da düşünürsek ve biletlerin çoktan tükendiğini… Öncelikle şu ana kadarki durum değerlendirmemiz, ardından da Çarşamba günkü rakibimiz Slovenya ile yapacağımız karşılaşmayla ilgili üç beş yorumcuk yapacağımdır.
 
1.Maç – Fildişi – 47-86 – Ömer Onan
Anterman maçı niteliğindeki bu maçımızın yıldızı 18 sayı (4/5 3’lük isabet oranı) ile eskilerden beri severek takip ettiğim Ömer Onan’dı bana sorarsanız. Fildişimizin kovuğunu bile doldurmadı bu rakiple oynamak.  47 sayı genelde onların isabetsiz atışlarından kaynaklandı. Misal  61 tane basket atmaya yeltenip bunların sadece 17 tanesini potadan geçirebilmek. Hidayet de takımımıza aynı konuda destek olmaya çalıştı 0/2 ikilik, 0/3 üçlük ile. Ama maçın en çok asist yapan oyuncusu olması belki bu yönünü telafi ettirir. 
 
2.Maç – Rusya – 65-56 – Hidayet Türkoğlu
Rusya, Kirilenko ve Khryapa’nın yokluğunda eski korkutuculuğundan uzaktı bizim için. Tamam maça çok iyi başlayamamış olabiliriz ama alan savunmasına geçtiğimiz anda çember Rusya’ya sıcak denizler kadar uzak oldu. Hidayet önceki maçı aratmayacak şekilde 7’de 0 ile başladı maça ama son çeyrekte dış kulvardan koptu geldi ve 14 sayı ile söktü aldı maçı. 
 
 
3.Maç – Yunanistan – 65-76 – Ersan İlyasova
Turnuva öncesinde Yunanistan grup liderliğinde en büyük rakibimiz ve daha önceki 26 sene boyunca bir yenememişlik varsa pek de şansımızın olmadığı rakibimiz. Ama bizimkiler öğrenmiş işi vesselam. Sen en başarılı guard rotasyonuna sahip takımı 65 sayıda tutabilecek savunmaya sahipsen o zaman grup 1.liği tabi senin olacak. Hele senin takımında Ersan İlyasova gibi bu takıma 26 sayı(6’da 6 3’lük) atan bir oyuncun varsa 11 sayı fark bile atarsın. Maçın yıldızını Ersan seçtim ama Ömer’in Spanoulis’i yaptığı savunma da tadından yenmezlerdendi. Zaten 2. yarıda rakibin 26 sayı atabilmesinin en önemli sebebini de bu olarak görüyorum desem iyice bilirkişi imajı veririm herhalde.Hele bir de Murat Murathanoğlu’nun (bence) aşırı milliyetçi ve hakem kararlarını fazlasıyla eleştiren tepkilerinden bahsedersem 4 sene sonra onun koltuğunda ben bile maç sunar hale gelebilirim belki.
 
4.Maç – Porto Riko – 79-77 – Semih Erden
Yunan’ı da yendik oh oh oh sesleriyle  başladığımız  maçta rehaveti maçın sonlarına doğru üzerimizden atmayı başarabildik. Özellile bu konuda pota altında Ramos ile kapışmayı oldukça iyi başaran Semih Erden’in payı da büyük. Ama takımı yalnız bırakmayan, moral motivasyon ne lazımsa onu veren seyirciyi de kutlamaktayım.
 
 
5.Maç – Çin – 87-40 – Oğuz Savaş (Barış Ermiş*)
Buna maç bile demek zordu açıkçası. Maçımızın adamı Oğuz Savaş. Kendisi 20 sayı atmış. Bunların 2’sinin üçlük olduğunu söyler ve Oğuz’un aslında pivot olduğunu söylersek daha anlamlı olur yaptıkları. Onun yanında Barış Ermiş’de gönlümün maç adamı oldu. Boyuna posuna bakmadan o bile smaç denedi. Varın Çin’in halini siz düşünün. Böylece grubu 1. bitirip Fransa’yı beklemeye başladık.
 
Eleme Turu – Fransa – 95-77 – Sinan Güler
Bizim için gerçekten önemli bir maçtı demeyeceğim, adından belli eleme maçı sonuçta nasıl önemsiz olsun. Rakip de Fransa olunca bir durup düşünüyor insan. Ama benim pek beğenip takdir ettiğim, hatta milli takımda en çok tuttuğum oyuncu olan sayın Sinan işi bizim için oldukça kolaylaştırdı, adamın nasıl bitmez bir enerjisi vardır kıskanırım.  Turnikeleri bitirici dokunuşlar oldu maçta.  Oyun kurucularımız da sağolsun savunmada sürekli baskıyı bırakmayarak zor atışlara mahkum ettiler. Ardından sana turnuvaya elveda sözleri, bana çeyrek finaller...
 
Çeyrek Final – Slovenya
Şimdilik elimizdeki bilgiler bunlar. Yarın akşam itibariyle skor ve maçın adamı bilgileri belirecek. Hem bizden hem onlardan bahsedeyim, yarın ona göre izlesiniz. Slovenya yükselen bir performansta son zamanlarda. Özellikle Hırvatistan maçında performansları benden bir “helal” aldı. Öncelikle savunmaları ise pamuk kıvamında, yumuşacık. Bu da bize iyi olur. Sert savunmaya devam edersek pek çok şey kolaylaşır. Ama sete set oyunda bizi çuvallatmaları kuvvetle muhtemel. Muhteşem oyun kurma yetisindeki üç guardından(Lakovic, Becirovic, Dragic) ikisini aynı anda oynatıyor olmaları bizim alan savunmasını sekteye uğratabilir. Saha görüşü ve oyun zekası takımın kilit noktası bu hep aklımızda olsun dilerim. Bizi anlatmaya gerek yok sanıyorum, bilen bilir bilmeyen de yarın izlesin öğrensin canım. Haydi bakalım rastgele...
 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Ekstrem Sporlar
Tarih : 07.09.2010 22:13:42

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
b0ee (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası