çentik









Modern Zamanlar: İnsan Ve Makine Karşı Karşıya!

1930'lu yıllardaki Büyük Ekonomik Buhran sırasında makineleşmenin de etkisi ile bozulan ekonomik ve toplumsal koşulları, artan işsizlik sorununu dile getiren bu film Charlie Chaplin'in ilk kez 1914 yılında yarattığı Küçük serseri (Şarlo) tiplemesine dayanan son filmdir.

 

IMDB Puan: 8.4/10 (29.641 oy)
Süre: 90 dk
Yönetmen: Charles Chaplin
Tür: Drama, Romantik
Ülke: ABD
Dil: İngilizce
Ödüller: 2 ödül & 5 adaylık
Oyuncular: Charles Chaplin, Paulette Goddard
 
Modern Zamanlar 1936 ABD yapımı romantik komedi filmi. Özgün adı Modern Times olan film daha önceki gösterimlerinde Asri Zamanlar adıyla da gösterilmiştir.
 
Amerikan Film Enstitüsü (AFI)'nin "tüm zamanların en iyi filmleri" arasında 78. sırada gösterdiği "Asri Zamanlar", Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından da kültürel ve tarihi olarak önemli filmler arasına sokularak Ulusal Arşiv’de muhafaza edilmesine karar verilmiştir.
 
Filmin yapımcısı, senaryo yazarı, yönetmeni ve başrol oyuncusu Charles Chaplin. Ayrıca filmin müzikleri de Charles Chaplin'e ait. Filmin diğer başrol oyuncusu ise Paulette Goddard. Chaplin, aralarındaki yaş farkına rağmen çekimler bittikten sonra rol arkadaşı Goddard ile evlenmiştir ve bu Chaplin'in 3. evliliğidir.

  

Paulette Goddard
 
1930'lu yıllardaki Büyük Ekonomik Buhran sırasında makineleşmenin de etkisi ile bozulan ekonomik ve toplumsal koşulları, artan işsizlik sorununu dile getiren bu film Charlie Chaplin'in ilk kez 1914 yılında yarattığı Küçük serseri (Şarlo) tiplemesine dayanan son filmdir. Chaplin, "Modern  Zamanlar"'ı o dönem için rekor sayılabilecek bir sürede 10 ayda çekmiş ve kurgu öncesi 100 km uzunluğunda negatif film harcamıştır. Chaplin'in Komünizm propagandası yaptığı ileri sürüldüğü için film ABD'de gişede pek başarılı olamamıştır. 1,5 milyon dolar maliyetli film ancak 1 milyon dolar hasılat yapabilmiştir. Aynı nedenden ötürü film Almanya ve İtalya'da da yasaklanmış ancak diğer Avrupa ülkelerinde ise çok büyük başarı kazanmıştır.
 
Film her ne kadar Almanya’da yasak olsa da, Charlie Chaplin’in çok büyük bir hayranı olan Hitler merakına yenilmiş ve özel bir sinemada filmi peş peşe iki kez izlemiştir. Charlie Chaplin, aynı gün doğduğu Hitler‘in filmden sonra ne düşündüğünü bilmek için her şeyini vereceğini söylediği bile konuşulmaktadır. Ayrıca SS Nazi Subayları’nın gittiği sinemada bir muhalif  makinistin odasına girerek bu filmi Nazi Subaylarına izlettirmiştir. Sinirlenen subaylar eylemciye ateş etmiştir.
 
Filmdeki karakterler ve simgeler değiştirilmiştir. Gamalı haç yerine iki tane çarpı ;Adolf Hitler yerine Adenoid Hynkel; İtalya faşizmin başladığı yer olduğu için Bacteria ve Almanya ise Tomania olarak değiştirilmiştir.
 
Her ne kadar filmde bazı ses ve müzik efektleri kullanılmış da olsa bu sessiz bir filmdir ve aynı zamanda Chaplin'in çevirdiği son sessiz filmdir.
 
Film, ağıllarına doğru hızla ilerleyen bir koyun sürüsünün üstten görüntüsüyle başlıyor. Bu görüntünün akabinde, metro istasyonundan çalıştıkları fabrikaya doğru koşuşturan işçilerin görüntüsü beliyor ekranda. Bu iki görüntünün ortak özelliği sürüklenen koyunlarla ne yaptığının farkında olmayan işçilerin bilinçsizliğidir.
 
Saatin altı olmasıyla birlikte işbaşı yaparak görev yerlerine gelen işçiler, diğer bir yanda ise gazetenin bulmaca ve karikatürleriyle  zaman harcayan  “Büyük Birader” (Big Brother) genel müdür karşımız çıkıyor . Genel müdür önündeki televizyonu açıyor ve kanalları tek dolaşarak fabrikanın her bölümünü kontrol ediyor. Çok geçmeden de uyarılarına başlıyor: “Bölüm-5 hızlan!” Hiç şüphesiz işçiler arasında en çok uyarılan, modern çağın demir çarkları arasında kaybolan asi ruhlu Charlie Chaplin oluyor. Çünkü var olan düzeni, iş akışını bozan, beceriksiz biri. İşçiler, bantlardan akan ve aslında hiçbir işçinin tam olarak ne yaptığını bilmediği garip bir üretim şeklinde çalışmaktadır. Büyük makineler arasında kaybolan işçiler , üretim sürecinin devamı için , makinelerin birer parçası haline dönüşmüştür. Çünkü uzmanlaşma söz konusudur ve aslında hiç kimse tam olarak ne yaptığını, neyi ürettiğini de bilmemektedir. Büyük dev çarkların arasında sıkışan Chaplin çarkın bir parçası konumuna düşmüş görünür. Chaplin’in dişliler ve çarklar tarafından yutularak bunlar arasındaki yolculuğunun fotoğrafı  pek çoğumuzun hafızasına kazınmıştır.
 
 
 
 
 
Melon şapkası, kocaman ayakkabıları, sarkık pantolonu, dar ceketi, elinden bırakmadığı bastonu, bıyıkları, paytak yürüyüşü, centilmenliği, merhameti, yardımseverliği ve  iyilikseverliği Charlie Chaplin sessiz sinemanın sembolü haline gelmiştir. Sessizliğin yanında, Chaplin ile özdeşleşen sakar, başına buyruk, hayalci, serseri, laf dinlemez ve gözü pek tutum ve davranışlar, aslında modern iş yaşamının dayattığı ve aşırı ölçülü tutuma bir anlamda başkaldırı  ifadesi de  taşımaktadır.

 
Filmin konusuna gelince bir fabrikada montaj hattında monoton bir işte ve  aşırı yoğun bir tempoda çalıştırılan bir işçi (Charles Chaplin) tempoya ayak uyduramaz ve zamanla ruhsal çöküntüye uğrar. Monoton vida sıkma işinden alınarak deneysel bir 'otomatik yemek yedirme makinesi’nde kobay olarak kullanılır. Bir dizi şanssız olay sonucunda patronları onun delirmiş olduğuna karar vererek bir akıl hastanesine gönderirler. Buradan çıktığında da tesadüfen elinde salladığı kırmızı bir bayraktan ötürü komünist bir kışkırtıcı zannedilerek bu sefer  de hapishaneye gönderilir. İşçilerin peşine takıldığı sahnede onlardan arta kalan bayrağı salladığı sahnenin  orijinalinde "kızıl" olduğuna dair bir efsane yer almaktadır. Burada  Chaplin toplu bir firarı engellediği için ödül olarak serbest bırakılır.
 
Modern Zamanlar, yaşamın çalışmak haline geldiği, insanın makinenin parçası haline getirildiği bir dönemin eleştirisitir. Uzmanlaşmaya dayalı fordist üretimde hayatı tekdüzeleşen ve kendi hayatına yabancılaşan insanın bunalımını anlatmaktadır.
 
 
 
 
Modern Zamanlar, ilk başta ‘sınıf mücadelesi’ temasıyla sınırlı kalması ve aşırı politik  bir dil kullandığı  nedeniyle  eleştirilmiştir.  Dolayısıyla film,Chaplin’in “Şehir Işıkları” ( City Lights ), “Altına Hücum” ( Golden Rush ) ve “ Büyük Diktatör” ( The Great Dictator ) gibi filmlerinin gölgesinde kalmıştır. Ancak  daha sonraları pek çok sinema eleştirmeni tarafından,  önemli bir film olarak görülmüştür.

Charlie Chaplin'in sanayi devrimine en ağır eleştiride bulunduğu bu filminde teknoloji karşısında tutunabileceği bazı  değerlerin olabileceğini ve gerekliliğini hatırlatır. Bunlar da cesaret, umut ve direnmedir. Zira, bunun en güzel örneğini film içinde sokakta babası grev sırasında öldürülen genç kızla (Paulette Goddard) tanıştıktan sonra onun arkadaşı ve koruyucusu olan Chaplin’in yetimhane yetkililerinin kaçmak zorunda kalmaları sonucu bütün olanlardan yılan genç kız moralsiz bir şekilde "Bunca zahmete değer mi?" demesi üzerine ünlü repliğini yinelemesiyle görebiliyoruz: "Gülümse, umudunu kaybetme, başaracağız" Filmin tema müziğinin adı da “Smile “dır ve bu replik sinema tarihine ara yazısı ile verilmiş son replik olarak geçmiştir.
 
 
Tüm Şarlo filmlerinde olduğu gibi film son sahnesinde ikili, Kaliforniya otoyolunda yeni maceralara doğru giderlerken görülmektedir.
 

Editör / Yazar : Begüm Eda Şahin
Kategori : Kültür & Sanat
Tarih : 03.07.2009 03:09:34

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
c55b (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Begüm Eda Şahin - Diğer 10 Yazısı

Batumi
Ben giderim Batum'a da……
TEMAS'a Geçtik
Her biri kendilerine ait 11 şarkıdan oluşan ilk albümleri 'HAYATA DOKUN' ile Türk Rock Müziğine aranılan taze kanı getireceğine inandığımız yepyeni bir grup ile tanıştırıyoruz sizleri: “TEMAS
Minnie: Audrey Hepburn
En iyi film kategorisinde de olmak üzere toplam 3 dalda Oscar'a aday ve bu seneki If Bağımsız Film festivali'nde (11-21 Şubat) ödüllü filmlerden oluşan hit filmler kapsamında da yer alacak olan filmle ilgili bakın festivalin resmi web sitesinde neler söylenmiş:
Once
Once'ı bu kadar özel yapan nedir ya? Filme hakim olan samimiyet ve içtenlik belki de….
Baharı özleyenler için: "Güz Kumpanyası"
Grup üyeleri de kumpanyalarını da paylaşıma dayandırıyor ve bakın nasıl tarif ediyorlar yaptıkları müziği: “Bizi insan yapan bir kaç duygunun türdeşliği! bu dengeyi “bu topraklardan" fışkırıvermiş, buraların deneyiminden süzülmüş makamlarda, ezgilerde koklamak. Bu kokunun peşinde, bir esrikliktir, alıp başını gitmek.
Ayın Filmi: 'Çingeneler Zamanı'
Kusturica'ya göre, zengin-fakir, Doğu-Batı gibi zıt dünyaların çelişkisini konu alan hikaye, bugün her zamankinden daha geçerlidir. Kusturica, filminde gerçekliğin dayanılmaz ağırlığını gerçeküstüyle dengelemiştir ve nasıl bir zamana tanıklık ettiğimizi anlatmıştır. Bu anlattığı, 'Çingeneler Zamanı'dır...
Filmekimi programı belli oldu…
İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 17-25 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Filmekimi bu yıl iki sinemaya ve iki hafta sonunu içerecek şekilde dokuz güne genişliyor.
Ayın Filmi: Yine Düştük Yollara
“Hüznün sayısız tonu, bir çok yüzü vardır; çiçekler, kuşlar, rüzgarlar gibi. Ben bazı yakın arkadaşlarım aracılığıyla, hüznü, sevgi ve kederi anlatmaya çalıştım; her ne kadar bazıları tarafından anlaşılmaz ve inanılmaz bulunsa da
Bana bir masal anlat Miyazaki...
Miyazaki'nin uçsuz bucaksız dünyasının kapısını aralayarak bu filmi mutlaka izleyin! Çünkü içinde ne ararsanızc: “masumiyet, aşk, korku, kan, domuza dönüşen anne ve baba, arkadaşlık...Her şey “ var. Aynı zamanda zıtlıkların birbirinin içinde nasıl barındığını da görebiliyoruz filmin içinde.
Modern Zamanlar: İnsan Ve Makine Karşı Karşıya!
1930'lu yıllardaki Büyük Ekonomik Buhran sırasında makineleşmenin de etkisi ile bozulan ekonomik ve toplumsal koşulları, artan işsizlik sorununu dile getiren bu film Charlie Chaplin'in ilk kez 1914 yılında yarattığı Küçük serseri (Şarlo) tiplemesine dayanan son filmdir.
Bırakın Kanımıza Girsinler!





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası