çentik









Öyle Bir Geçer Zaman ki: Erkin Koray

1961 yapımı "Gibson" gitarını banka kasasında muhafaza eden, kızı Damla yı okula göndermeyip eğitimini evde tamamlamasını tercih eden, birçok şehir efsanesine konuk olmuş ( özellikle John lennon ile olanlar) ve hayattaki bir çok zorluğu görmüş, geçirmiş bir üstat Erkin Koray....

 
 
Türk müziğine baktığımızda nesilden nesile geçmeye başarmış, halen her yaştan insan tarafından şarkıları bilinip, söylenen ve halen hayatta olup bu kadar sevilen, sayılan yegane insanlardan Erkin Koray. (Hatta itiraf etmeliyim aklıma ilk gelen isim.)
 
Şarkısında dediği gibi zaman öyle bir geçiyor ki müzik kültürü, anlayışı, tarzı herşey değişiyor. Kulaklarımız bozuk soundlara, kötü seslere ve saçma şarkı sözlerine maruz kalıyor. Kimimiz bunları seviyor, kimimizse "ahh nerede o eski şarkılar" diye hayıflanıyor, ama bunların hepsinde bir de Erkin Koray var ki, o herkese hitap ediyor. Müzikten anlayan, anlamayan herkese... Biz onu Rock müziğin babası olarak tanıyoruz ama aslında el atmadığı müzik tarzı kalmamış; arabeskden, türk sanat müziğine, halk müziğinden, alternatife hatta son olarak reggae bile... her telden diyebiliceğimiz bir müzisyen o.
 
İşte bu herkese uygun müzik yapma işi kolay olmadığından bu çizgiyi her daim koruyabilmiş, halkın bu kadar sahiplenip "Baba" diye hitap ettiği, elektro bağlamayı icat etmiş, henüz Türkiye de çok yaygın olmaması ve yadırganma olasılığına rağmen erkekte uzun saç ve topuklu ayakkabı modasını getirmiş.. Bizi rock müzik ve elektro gitarla tanıştırmış, yabancı otoriteler tarafından "Hendrix" ile eşdeğer tutulmuş, 1961 yapımı "Gibson" gitarını banka kasasında muhafaza eden, kızı Damla yı okula göndermeyip eğitimini evde tamamlamasını tercih eden, birçok şehir efsanesine konuk olmuş ( özellikle John lennon ile olanlar) ve hayattaki bir çok zorluğu görmüş, geçirmiş bir üstat Erkin Koray. Umarım Türk müziği onsuz kalmaz, çünkü ona çok ihtiyaç var.
 
 
 
HAYATI :
 
24 Haziran 1941 tarihinde İstanbul'da doğdu. Küçük yaşlarda, piyano öğretmeni olan annesi Vecihe Koray'dan piyano öğrendi, daha sonra gitar çalmaya başladı. İstanbul Alman Lisesi'nde eğitim gördüğü 50'li yılların ikinci yarısında , arkadaşları ile kurduğu amatör topluluk olan Erkin Koray ve Ritimcileri ile dönemin güncel parçalarını çalmaya başladı. Lise eğitiminin ardından 60'lı yılların başına dek çalışmalarını yarı amatör yarı profesyonel olarak sürdürdü.
1959 yılında ilk grubu Erkin Koray Ve Ritimcileri'ni kurdu. 1962 yılında çeşitli müzikli mekanlarda programlar yaptığı sıralarda aldığı bir teklif ile bir yüzünde Bir Eylül Akşamı, diğer yüzünde It's So Long adlı İngilizce parça bulunan ilk 45'liğini yaptı. Erkin Koray 1963-1965 yılları arasında çeşitli orduevi ve askeri gazinolarında gitar çalarak askerlik hizmetini yaptı.
Terhisi sonrasında bir süre Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde dolaşan Erkin Koray Türkiye'ye dönüşünden sonra 1966 yılında, Hürriyet Gazetesi tarafından yapılan Altın Mikrofon yarışmasına katıldı. Bu yarışmadan umduğu sonucu alamayınca çeşitli müzikli mekanlarda çalışmaya devam etti.
 
1967 yılında Erkin Koray Dörtlüsü adlı grubu kurdu. Aynı yıl basılan, bir yüzünde Kızları da Alın Askere, diğer yüzünde Aşk Oyunu adlı parçalar bulunan 45'liği ile önemli başarı kazandı. Özellikle Kızları da Alın Askere parçası Erkin Koray'ın geniş kitleler tarafından tanınmasında önemli rol oynamıştır.
 
Bu ilk önemli başarıyı , 60'lı yılların sonlarına dek ardı ardına gelen ; Anma Arkadaş, Hop Hop Gelsin, Sana Bir Şeyler Olmuş, Seni Her Gördüğümde gibi hepsi büyük beğeni toplayan parçalar takip etmiştir.
 
1969 yılında kurduğu Yeraltı Dörtlüsü adlı grubu ile çalışmalarına devam eden Koray, 70'li yılların başlarına gelindiğinde Türkiye'de oldukça geniş bir dinleyici kitlesine sahiptir ve kendine özgü müzik çizgisi belirginleşmiş durumdadır.

1971'de Erkin Koray Süper Grup'u, 1972'de Ter'i ve 1973'te Stop! Erkin Koray gruplarını kuran Koray , 1970-1974 yılları arasında Türkiye müzik listelerinde üst sıralarda yer alan klasikleşmiş birçok esere imza atmıştır. İlahi Morluk, Aşka İnanmıyorum, Mesafeler, Züleyha, Silinmeyen Hatıralar, Şaşkın, Fesuphanallah bu dönem eserlerindendir.
 
Erkin Koray 1974-1984 yılları arasında kısa sürelerle Türkiye'ye gelişleri dışında Almanya'da yaşadı. Hakkında pek fazla bilgi olmayan bu dönemde ; Estarabim, Arap Saçı gibi çok bilinen eserleri yayımladı. Bu dönemde The Great Error adlı grubu kurdu ve grupla pek başarılı olmayan bir Avrupa turnesi yaptı. Koray 1977 yılında kurduğu Erkin Koray Tutkusu adlı gruptan sonra, kısa süreli beraberlikler dışında başka grup kurmamıştır.
 
1982'de ki Benden Sana, 1983'teki İllaki ve 1985'teki Ceylan albümleriyle sanatçı eski hitlerine yeni şarkılar eklemiş ve bu yeni şarkılardan Öyle Bir Geçer, Ceylan ve Deli Kadın olumlu etkiler göstermiştir.
 
Türkiye'ye kesin dönüşünün ardından kendisi için pek verimli geçmeyen 1985-1990 yılları arasında belki en çok bilinen çalışması olan Çöpçüler ile büyük bir çıkış yaptı. Bu dönemin diğer bir önemli ve özgün eserlerinden biri de Gaddar'dır. 1990 - 1993 yıllarında, genelde Öyle Bir Geçer, Arapsaçı, Fesupanallah, Şaşkın, Sevince ve Yalnızlar Rıhtımı vb. hitleri içeren bir toplama albüm serisi ve bir de Best Of piyasaya sürdü.
 
Erkin Koray'ın hayatı genellikle ekonomik sıkıntılarla geçmiştir. Yaptığı çıkışlar, son derece popüler olan çalışmaları onu maddi açıdan rahatlatmaya yetmemiştir. Müziği kendine yaşam biçimi olarak seçmiş olan Koray ve dönemdaşı birçok özgün sanatçı, o dönemlerde belirsiz olan telif hakları, sınırlı çalışma olanakları, sağlıksız bir yapıya sahip olan müzik piyasası ve müzik dinleyicisinin düşük alım gücü gibi nedenlerle bu sıkıntılardan kurtulamamışlardır. Bunlardan bazıları küserek müziği bırakmışlar ve daha iyi maddi koşullar elde edebilecekleri işler ile uğraşmışlardır.

Erkin Koray telif hakları en çok ihlal edilmiş sanatçıları
mızdan biri olmuştur. Bu nedenlerle nerede ise hiçbir zaman arzu ettiği yapımları gerçekleştirecek parasal kaynak bulamamıştır.
 
Yenilikçi, sentezci, deneyci bir müzik çizgisi olan Erkin Koray; sıradışı şarkı sözleri, kendine özgü vokal biçemi, uzun saçları, özgün kıyafetleri ve bunun gibi daha birçok nedenle dönemin yayın tekeli olan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu TRT tarafından dışlanmıştır.

Eserlerinin nerede ise tamamı yakın zamanlara kadar, TRT denetimi tarafından yayımlanmaya uygun görülmemiştir. Bu durum ülkemizde özel yayın kuruluşlarının ortaya çıkışına kadar süregelmiş ve Koray'ın dinleyici kitlesinin sınırlı kalmasına yol açmıştır.
 
Anılan maddi sıkıntılar, sanatçıyı tek bir sentezleyici eşliğinde kaydedilen Çukulatam Benim (1987) gibi düşük bütçeli yapımlara zorlamıştır. 1989 yılında yaptığı Hay Yam Yam'ın ardından anlamlı bir isimle Tamam Artık albümünü yayımladı.

Bu çalışmasının ardından bir sessizlik ve küskünlük dönemine giren sanatçı, Tek Başına Konser adlı konser kayıtlarından oluşan dışında albüm çalışmalarına ara verdi.
 
1996 yılına kadar süren bu sessizlik, iddialı ve görece yüksek bütçeli Gün Ola Harman Ola albümü ile bozulmuştur. Büyük satış başarısı göstermeyen ancak eleştirmenlerce olumlu eleştiriler alan bu çalışmayı 1999 yılında yayımlanan Devlerin Nefesi adlı son albümü takip etmiştir.
 
Erkin Koray’ın hayatı hazırlanırken wikipedia’dan faydalanılmıştır…
 
 

Editör / Yazar : Duygu Koç
Kategori : Kültür & Sanat
Tarih : 18.10.2009 17:04:00

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

begüm eda şahin yazdı
duygucum ,"Erkin baba" ile beraber kuralımı çiğnetttin en sonunda bana.Harika olmuş yazın,ellerine sağlıkk!!!

bahar ergül yazdı
cankuşum süper olmuş:) söylemiştim sana erkin koray süper olucak diye. Bir erkin koray hayranı olarak seni tebrik ediyorum canım benim :) Haydi bakalım devamını bekliyoruz


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
736d (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Duygu Koç - Diğer 10 Yazısı

En Sadık Dost: Hachi
Şöyle hüngür sümük ağlatacak bir film olsa da izlesem diye bakınıyordum. Sonra daha önce adını duyduğum ama izlemeyi ertelediğim bir film geldi aklıma; Hachiko: A Dog's Story ya da ikinci adıyla Hachi: A Dog's Tale...
İstanbul 2010 Avrupa Konser Başkenti
İstanbul için konser vakti! Size tavsiyem bu yıl ki planlarınızı konserlere göre ayarlanamanız sonra kaçırdığınıza üzülebilirsiniz..
Asi Ruh: Alexander McQueen
Hep moda adına yaptığı güzel şeyler, çılgın ve aykırı gösterileriyle adından bahsettiren Mcqueen bu defa herkesi üzen bir haber oldu
Değişime Aç mısınız? : Food Inc. (Gıda Ltd.)
Geçtiğimiz haftalarda !F Bağımsız Filmler Festivalinde, sinemada, GDO'su bol patlamış mısırları yiyen insanlar eşliğinde izleme şansı buldum Food Inc'i ( Gıda Ltd.). Belgesel olarak adlandırılmış ama gösterdiği acımasız gerçeklerle, izlediğim en korkunç ve ürkütücü filmlerden birisi oldu diyebilirim.
Rezervasyonsuz Gezgin : Anthony Bourdain
Best-Seller olan 'Mutfak sırları' kitabının yazarı ve No Reservations programının sunucu Anthony Bourdain, hayatını kısaca şöyle anlatıyor;
Şarkılar Ölümsüzdür: Lhasa De Sela
Her ölüm erkendir biliyorum; ama bazıları çok erken oluyor.. Lhasa de Sela güzel sesiyle paylaşacak daha çok şarkı varken, 37 yaşında göğüs kanserine yenik düştü...
GaGa Ooh-La-La
Hiç yabancı müzik dinlemeseniz bile; tv de zapping yaparken, radyo frekanslarını karıştırırken ya da bir ödül törenini izlerken bir şekilde karşımıza çıkması en muhtemel isim olan Lady Gaga; kısa sürede şöhrete kavuşan ama daha şimdiden müzik piyasasındaki yerini sağlama alan müzisyenlerden oldu...
Anormal İşler (Par)anormal gişe: Paranormal Activity
...Film yönetmen Steven Spielberg'un eline geçiyor. Spielberg, filmin DVD'sini alıp evine gidiyor izlemek için ve sonraki gün filmi bir çöp poşeti içine koyup Dreamworks'e geri getiriyor; bu film “Lanetli
Öyle Bir Geçer Zaman ki: Erkin Koray
1961 yapımı "Gibson" gitarını banka kasasında muhafaza eden, kızı Damla yı okula göndermeyip eğitimini evde tamamlamasını tercih eden, birçok şehir efsanesine konuk olmuş ( özellikle John lennon ile olanlar) ve hayattaki bir çok zorluğu görmüş, geçirmiş bir üstat Erkin Koray....
İDSO Sezonu Açıyor!
İstanbul'un müzik yaşamında önemli bir yeri olan ve besteci Cemal Reşit Rey'in yönetiminde 1945 yılında kurulan, temelleri ise 1827'de Donizetti Paşa'nın kurduğu Mızika-i Humayun orkestrasına dayanan İstanbul Belediyesi Şehir Orkestrası, 1972 yılında Kültür Bakanlığı'na bağlanarak İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası adını aldı.
Prima Donna: Rufus Wainwright
“Opera benim en büyük tutkum. Bana umut veren ve karanlık dönemlerimde bana yol gösteren hep opera oldu. Eşcinselliğimi açıklarken, uyUşturucudan kurtulmaya çalışırken hatta 30 yaşıma girerken. Hepsi karanlık dönemlerdi. Operaya gitmek, o öyküleri dinlemek hep ilham vermiştir bana





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası