çentik









Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler!

Bağırdı cüce, sesini duyurabilmek için prensese. O da biliyordu, hikayeyi değiştirmenin güçlüğünü, bu hikayede mutlu olacakların isimleri, evvelden belliydi.

Masal yazarları, mutlu sonla biten hikayelere bayılırlar. Biz masalın sonunda prensle prensesin evlenip, mutlu oldukları bilgisine ulaşırız. Yan karakterlerin istikbali ya da haletiruhiyeleri hakkında fikir sahibi değilizdir. Belki de cücelerden biri prensesi çok sevmiştir, prensten bile çok. Ve prenses gittikten sonra bunalıma girerek, pasiflora kullanmaya başlamıştır. Bundan haberdar etmez bizi masallar.

Prenses ve prens evlenmişler, cüceler de mutlu mesut hayatlarına devam etmişlerdir... Son.
İşte böyle bir masalın perde arkasındayız: "PAMUK Prenses ve YEDİ Cüceler"

Gurbetten, nicedir görmediğimiz bir akramızın gelişiydi aşk... Heyecanlı, hesapsız, tutkulu, birdenbire, kapının önünde...

Bu sefer de cücenin kapısındaydı aşk, seviyordu prensesi. Ne Prens, ne Grimm Kardeşler, ne de onların masalı ilgilendiriyordu cüceyi...

Bağırdı cüce, sesini duyurabilmek için prensese. O da biliyordu, hikayeyi değiştirmenin güçlüğünü, bu hikayede mutlu olacakların isimleri, evvelden belliydi.

Bağırdı, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bağırdı; Prensesin onu duymayacağını bile bile...

Peki ama niye? Duymayacağını bile bile, niye bağırdı cüce?

Bir umuttu işte. Belki, duyar diye!

Gurbetten, nicedir görmediğimiz bir akramızın gelişiydi aşk... O akrabanın, izni bitiyor bir gün... Geldiği gibi, ansızın kalkıp gidiveriyor...

Geldiği gibi, aniden kalkıp gitti prenses.

Cüce serpti tüm sularını, Alman plakalı, Mercedes arabanın üzerine...

Gitsin, ama çabuk gelsin diye... Aynıyla gelmeyecekti prenses.

Başka biri siluyetinde BELKİ, aynıyla gelecekti aşk, kim bilir!

Aşk kimdir, kim bilir!

Aşk, bir akıl çelmesidir, kim bilir!

Maşrapaya damlayan, gözyaşlarını sildi ve şöyle seslendi, gidenin ardından:

"Sen, güzeldi. Ve şimdi sensizlik de..."

Prenses bir daha hiç uğramadı, cücenin diyarına.

Cüceden de haber alınamadı bir daha...

Anlatıcının giderayak okuduğu şiir anlattı cücenin halini:

"Çaresiz unutucam yüzünü,
Yayaş yavaş geçecek, yıllar üzerimden.
Sen, yeni limanlara açılacaksın.
Yeni sevdalar, kuracaksın kendine...
Bir gün belki, ben geleceğim aklına
İyi adamdı diyeceksin,
Seviyordu beni.
Lakin biraz sıkıcı mıydı?

Evet, sevilmek sıkıcıdır bazen.
Hele sevmiyorsan, seni seveni.
Az da olsa titremiyorsa için,
Onu gördüğünde,
Sevilmek sıkıcı iştir.

Ve sevmek ,
Seni sevmeyeni sevmek,
Her Allah’ın günü,
Yorucu iştir.
Onu her gördüğünde,
İnandırıp kendini hayellere,
Onun da seni sevdiğini düşünmek,
Bir yere kadar, keyifli iştir.

Lakin, gün gelip de,
Gözünü açtığında gerçeklere,
Yani uyandığında, pamuk prenses masalından.
Ve onun gözünde,
Prens değil de ,
Cücelerden biri olduğununu gördüğünde.
Anlarsın ki;
Sevilmeden sevmek
Yıkıcı iştir.
Prenses bulur da prensini,
Günün birinde.
Unutur da cüceyi,
Cüce olmak,
Yıkıcı iştir."


Başka bir hikayenin Prensi mi oldu Cüce, yoksa bıraktı mı bu işleri? Hiç bilinemedi...

Editör / Yazar : Ümit Buget
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 12.06.2009 14:11:35

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

yudum dilek yazdı
çoooook güzel olmuşş bugeett :DD

Bahadır Korkmaz yazdı
10 numara olmuş... adam yapmış.. takdire değer yapmış bir de.. tebrikler...


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
0de4 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ümit Buget - Diğer 10 Yazısı

“14 Şubat, Habur ve El Arabası
Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?
'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!
“Tayyip Erdoğan'ın Yol Haritası
Bazen siz çok istediğinizde ve kafi derecede gayret gösterdiğinizde hayat topu önünüze yuvarlayıverir... Hagi'li bir takım, basiretsiz bir belediye başkanı, artık istediğinizi elde etmek için neye ihtiyacınız varsa!
Noel Amca!
İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca?
Yağmur yağsa, şimşek çaksa...
Meğer sözlerini “sırılsıklam" diye hatırlamaya çalıştığım melodi Teoman'ın “Paramparça"sının nakaratıymış.. Bu şarkının Ortaçgil versiyonu, sabahtan yatana kadar aynı şarkıyı dinleyen kulaklarımız için hoş bir mola olabilir diye düşündüm.
Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor...
Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Önce insanım ben!
Hem böyle yapınca ne Yılmaz Özdil gibi kendimi zorlayıp Gazze için bir şeyler yapmayı alaturka bulmam gerekiyor ne de insanlık dışı bir saldırıda yanıma Hitler'i alıp ne kadar İsrailli varsa topyekûn üstlerine saldırmam...
Sevgili Günlük!
“Ölmedikçe, yaşat umutları, Bir dala tutun her zaman. Eğer, hiç ağaç kalmamışşa, etrafta, Bir ağaç dik hatta” dedik, kendimize.
23 Nisan, 23 İnsan
Bir 23 Nisan'da daha; Başbakan olacak bir çocuk, bir başkası Cumhurbaşkanı, öteki Milli Eğitim bakanı, beriki bilmem nerenin belediye başkanı.
Bu Bir Nisan Yazısıdır!
Şanslıdır şair. Her aşk kayıp giderken avuçlarının arasından, birkaç şiiri unutur şairin cebinde. Mutlu biten bir aşkın beyaz atlı prensi olmayı yeğ tutar mıydı şair, dillerden hiç düşmeyen bir şiir yazmaya bilinmez, ama kârı şiirse şairin hiçbir aşk zarara uğratmaz onu.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası