çentik









Portakal Rengi Gün Işığı..

Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.

Şu dünyada en sinir olduğum şey birilerinin yerine onların iyiliğini düşünenler.. Misal devlet milletinin iyiliği için birilerine ceza veriyor, asıyor, kesiyor vs. ama o konuya girersem ar gelir osman aga ar gelir asuman'a chentick dar gelir. Misal bir diğer düşünceli tavır romantik ilişkilerdeki sen öyle istersin diye düşündüm cıvıklığı. “Bre zındık benim aklım yok mu” diyesi gelmiyor mu insanın? Neyse şimdilik bunu da halının altına süpürüyorum. Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”. 

İlk olarak söylemem gereken şu sanırım film isminin çağrıştırdığı o güzel şeylerin hiçbirini içermiyor. Bittiğinde yürekte bir burkulma, boğazda bir düğümlenme vuku buluyor. Vuruculuğu, oyunculuğu tavan yapmış filmlerden. Yani izledikten sonra o yumruyla nasıl yaşayacaksınız o sıkıntısı var filmin.
 
 
Kendine ve yüreğine güvenenleriniz için konuyu özetleyeyim.. Filmimiz İngiltere’deki bir sosyal hizmet görevlisinin karşısına çıkan ve ondan yardım isteyen bir kadın ile başlıyor. O kadın ve onun gibi daha nicelerinin (ki filmin sonunda tahmin ettiğinizden daha fazla olduğunu öğreniyorsunuz) hikayesi. İngiltere’de çeşitli uygunsuz(!) kişilerin çocukları bunlar. İyilikleri için ailelerinden ayrılan çocuklar. Ailelerinin öldüğü yalanıyla bir gemiye bindirilen ve dünyanın öbür ucuna, Avustralya’ya götürülen çocuklar. Ağaçlardan portakal toplayacakları, gün ışığının eksik olmayacağı hayalleriyle kandırılan çocuklar.Bir yetimhanede bir parça giysiyle etinden, sütünden, emeğinden ve kemiğinden faydalanılan çocuklar.”abi” dediklerinden gördükleri iyilikler karşısında ne hissettiklerini tahmin edemeyeceğimiz çocuklar. 
 
2.dünya savaşının insanlık ayıpları saymakla bitmez ya işte bu da onlardan biri. Kendi bildikleri doğrular üzerinden kararlar alıp küçücük çocukların hayatlarını çalma ayıbı. Çaldıktan sonra geçmişlerini onlara geri vermeye çalışan tek insanın yoluna taş koyma ayıbı. Yaptığı ayıbı ancak yıllar yıllar sonra kabullenebilme ayıbı. Bizim hala görmeyi bile denemediğimiz bir ayıp. 
 
Söyleyecek çok şey varken hiçbir şey söyleyememe hali. Yapacak çok şey varken hiçbir şey yapmama hali. Bunlardan sıyrılmak için belki +1 olmaya adım attırabilir bu film ümidindeyim. Kısacası ajandanıza “izle!” notunu atın derim.
 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Kültür & Sanat
Tarih : 04.09.2011 21:57:38

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
0b2f (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası