çentik









Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!

Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.

 

 

Dün keyifli bir gündü. Biraz alışveriş yaptık. Beş aylık bir askerlik macerasının ardından elli gün boyunca oniki saat ve iznsiz çalışmak beni epey yormuştu.. Bu süreç içinde gündemden de uzak kaldım. Komutanlık saatlerinde, komşu ülkelerin kendi ülkelerinin iyiliklerini istemelerini sorgulayan “Neden Hedef Türkiye?” adlı belgeselin ufkumu çok genişlettiğini söyleyemeyeceğim. Adı geçen komutan müteakip günlerin birinde beylik tabancasını temizlerken silahı bana doğrultup şakayla karışık “Sen geçen akşam ne diyordun?” deyince, bazı fikirlerimi kendime saklamam gerektiği gibi bir hisse kapıldım... 

Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu. Vakti zamanında, bisküvi ihtiyacı her hasıl olduğunda “Tutku” yediğimi hatırlıyorum, üç yıl falan sürmüştü.. ama biz sadece bunu yapabiliriz; Ramazan şerbetiyle birayı aynı sepette buluşturabiliriz yani.. Çok affedersiniz de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yeniden yapılandırılmasında benden ne gibi bir katkı bekleniyor olabilir? Özür dilerim de “Memur cezalarını yargı denetimine” de ben açacaksam, siyasilerin bu işleri “yürütme”sinden bahsedilebilir mi?

Siz elinizde sepetle kasaya doğru ilerlerken market görevlisi elindeki birkaç ürünü daha atıyor sepetinize.. Şerbete “evet” dediyseniz diş macununa da “evet” diyecekseniz, kireç sökücüye de... Hayır derseniz şerbet de yok.. O marketin önünden geçilir mi bir daha? Şaka gibi değil mi? Ama değil işte...

Eve dönüşte sucuğu bir güzel kızartıp hemencecik yedik... Şu birkaç günde kadroya gerekli takviyeleri yapmazsak Sahur mönüsünün yıldızı “Tahsildaroğlu beyaz peynir” olacak..

Eve döndüğümüzde Osmanlı şerbetleri tarifleri araştırdım netten. Hedefim “Demirhindi şerbeti” yapmak.. ama biz ancak bunu yapabiliriz! Şerbet yapabiliriz... Siyasilerin, askerlerin çorba yaptığını şerbete çeviremeyiz..

44’ümüzde hammalık yapıp ölürken bir yaz günü, “sıcak günler” sözleşmemiş dışında kaldığı için sırf.. Sınıflarımız tatilde olduğu için... Din Kültürü’nü kalanlara bırakıp, bir ahlâk dersi verebiliriz sadece.. 

Kan kusup “Kızılcık şerbeti” içtik diyebiliriz en fazla yani... ama daha fazlasını yapamayız...

*‘Yaptıklarından utanmıyor musun?’ dedi Tanrı..
-Çok utanıyorum, dedi adam..
Tanrı: -Utanıyorsan sorun yok, çıkabilirsin..
Adam şaşkınlıkla: - Cehennem dedikleri bu kadar mı?
Tanrı: Utanmayı biliyorsan, bu kadar..’

Siyaset verebileceğimizden çok daha fazlasını istiyor bizden... Ben şerbet yapmayı öğrenirken belki onlar da utanmayı öğrenirler.. Aksi takdirde ben şerbet gibi bir şey içmeye onlar da ülke gibi bir şeyi yönetmeye devam edecekler...


*Hikâye Nihat Genç’in “DÜZMEK İSTEYENLER SIRT ÜSTÜ YATIRAMIYORLAR BİZİ” yazısından alınmıştır...

Editör / Yazar : Ümit Buget
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 23.08.2010 17:02:56

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
f6b8 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ümit Buget - Diğer 10 Yazısı

“14 Şubat, Habur ve El Arabası
Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?
'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!
“Tayyip Erdoğan'ın Yol Haritası
Bazen siz çok istediğinizde ve kafi derecede gayret gösterdiğinizde hayat topu önünüze yuvarlayıverir... Hagi'li bir takım, basiretsiz bir belediye başkanı, artık istediğinizi elde etmek için neye ihtiyacınız varsa!
Noel Amca!
İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca?
Yağmur yağsa, şimşek çaksa...
Meğer sözlerini “sırılsıklam" diye hatırlamaya çalıştığım melodi Teoman'ın “Paramparça"sının nakaratıymış.. Bu şarkının Ortaçgil versiyonu, sabahtan yatana kadar aynı şarkıyı dinleyen kulaklarımız için hoş bir mola olabilir diye düşündüm.
Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor...
Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Önce insanım ben!
Hem böyle yapınca ne Yılmaz Özdil gibi kendimi zorlayıp Gazze için bir şeyler yapmayı alaturka bulmam gerekiyor ne de insanlık dışı bir saldırıda yanıma Hitler'i alıp ne kadar İsrailli varsa topyekûn üstlerine saldırmam...
Sevgili Günlük!
“Ölmedikçe, yaşat umutları, Bir dala tutun her zaman. Eğer, hiç ağaç kalmamışşa, etrafta, Bir ağaç dik hatta” dedik, kendimize.
23 Nisan, 23 İnsan
Bir 23 Nisan'da daha; Başbakan olacak bir çocuk, bir başkası Cumhurbaşkanı, öteki Milli Eğitim bakanı, beriki bilmem nerenin belediye başkanı.
Bu Bir Nisan Yazısıdır!
Şanslıdır şair. Her aşk kayıp giderken avuçlarının arasından, birkaç şiiri unutur şairin cebinde. Mutlu biten bir aşkın beyaz atlı prensi olmayı yeğ tutar mıydı şair, dillerden hiç düşmeyen bir şiir yazmaya bilinmez, ama kârı şiirse şairin hiçbir aşk zarara uğratmaz onu.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası