çentik









Sensizistan

Ben, her gün biraz daha kayboluyorum, hemen her sokağını bildiğim bu şehirde… Kendimden oluyorum, kendim olmaya çalışırken! Yine de kolaydır aşmak, coğrafi sınırları, bir başka şehir tabelasına hoş bulduk demek kolaydır, basit formülleri vardır, pasaport gibi, vize gibi, “bir yere gitmeyin geliyoruz size” gibi.

Herhangi bir deneme sınavında, çok soru kaçırmam Coğrafya'dan... 

 
Mercimeğin Urfa'da, zeytinin Gemlik'te yetiştiğini bilirim ve yine bilirim, bir şair marifetiyle, aynı beldeye doğru denizi gördüğümde, çok şaşırmamam gerektiğini! 
 
Sahi, sen sever miydin, coğrafya derslerini? Dağların denize bakan yamaçları süsler miydi, defterini? Gitmek ister miydin bir gün, parmağını üzerine bastığın ülke başkentlerine? 
 
Elim alışıktır, ilkokuldaki "Türkiye" haritası denemelerinden, Hatay'ın kıvrımını çizmeye, lakin elim hiç çizilmemiştir, bahsi geçen kente komşu ülkenin, sınır tellerinde. 
 
Elin, ilk ne zaman çizildi? Biri ilk ne zaman kanattı, sol yanını. 
 
Ne çok zaman sensiz yaşanmış bu coğrafyada, hakkında bilmediğim, ne çok şey var. 
 
Bir gün böyle şeylerden konuşmalıyız senle, imbat rüzgarı göğsümüze vururken, bir sahil kasabasında ve mesai saatlerinin çok dışında, kaderin rollerimizi bu biçim yazmadığı bir yüzyılda belki, rüzgarın hep poyraz esmediği, bu yüzyılda belki…
 
Atatürk'ü bilirim, Zübeyde Hanım'ı da, ama muhtemel ki kaybolurum, bir Selanik sokağında... 
 
Hiç kaybolduğun oldu mu? Evden uzak bir yerleri merak edip... 
Hiç kaybolmak istediğin oldu mu, kimsenin seni bilmediği bir yerlere gidip?
 
 
Ben, her gün biraz daha kayboluyorum, hemen her sokağını bildiğim bu şehirde… 
 
Kendimden oluyorum, kendim olmaya çalışırken!
 
Yine de kolaydır aşmak, coğrafi sınırları, bir başka şehir tabelasına hoş bulduk demek kolaydır, basit formülleri vardır, pasaport gibi, vize gibi, “bir yere gitmeyin geliyoruz size” gibi.
 
Ama ya beşeri sınırlar, kolay mıdır?
 
Bazen çok ister insan, öte tarafta olmayı, bir başkasının kara sularında, kendi beşeri sınırlarını aşmayı, çok da geçe kalmadan ama akşamüstü, beş bilemedin altı sularında… Kim bilir belki de en çok bu tarafta olduğu için ister, o tarafta olmayı! Her adımımı attığım yerde, bir şekilde aşk var; sana da kendime de haksızlık etmek istemem, ama ben galiba seni sevdiğimden çok, yalnızlığımı sevmiyorum!
 
Yine de bazen kendinden geçmek istersin, ister gerçek de ister yanılsama ama kırmızının üzerinde çok belli olur, beyaz eller, geçemezsin. 
 
Herhangi bir deneme sınavında, çok soru kaçırırım, beşeri sınırlardan.
 
İç güzeliklerini içlerinde saklayamayan içi-dışı güzel, kimseler seviyorum…
 
O kadar çok yerin var ki bilmediğim!
 
Sanırım, tanıdığım yerlerini seviyorum coğrafyanın ve nasılsan öyle öğrenmek istiyorum bilmediğim kısımlarını da tek bir taşı yerinden kıpırdatmadan nasılsa öyle ve yazlarını merak etmiyorum yalnız, gücüm nereye yeterse, ekimlerini kasımlarını…
 
Beşeri sınırlardan konuşmalıyız senle bir gün, kırmızı çizgilerden, beyaz ellerden konuşmalıyız, ama şimdi değil, daha geniş zamanlarda…
 
Dört tarafı çöllerle çevrili, gündüzü seni, gecesi beni yakan yakan tek nüfuslu, yalnız bir ülke "Sensizistan" 
 
Muhtelif yorumlar var; geçen gün, bir İspanyol dergisi de beşinci seçmiş, en güzel şehirler arasında, ama bana kalırsa, yaşanacak memleket değil, sensiz İstanbul…
 

Editör / Yazar : Ümit Buget
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 30.03.2010 23:34:07

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
b5e9 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ümit Buget - Diğer 10 Yazısı

“14 Şubat, Habur ve El Arabası
Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?
'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!
“Tayyip Erdoğan'ın Yol Haritası
Bazen siz çok istediğinizde ve kafi derecede gayret gösterdiğinizde hayat topu önünüze yuvarlayıverir... Hagi'li bir takım, basiretsiz bir belediye başkanı, artık istediğinizi elde etmek için neye ihtiyacınız varsa!
Noel Amca!
İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca?
Yağmur yağsa, şimşek çaksa...
Meğer sözlerini “sırılsıklam" diye hatırlamaya çalıştığım melodi Teoman'ın “Paramparça"sının nakaratıymış.. Bu şarkının Ortaçgil versiyonu, sabahtan yatana kadar aynı şarkıyı dinleyen kulaklarımız için hoş bir mola olabilir diye düşündüm.
Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor...
Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Önce insanım ben!
Hem böyle yapınca ne Yılmaz Özdil gibi kendimi zorlayıp Gazze için bir şeyler yapmayı alaturka bulmam gerekiyor ne de insanlık dışı bir saldırıda yanıma Hitler'i alıp ne kadar İsrailli varsa topyekûn üstlerine saldırmam...
Sevgili Günlük!
“Ölmedikçe, yaşat umutları, Bir dala tutun her zaman. Eğer, hiç ağaç kalmamışşa, etrafta, Bir ağaç dik hatta” dedik, kendimize.
23 Nisan, 23 İnsan
Bir 23 Nisan'da daha; Başbakan olacak bir çocuk, bir başkası Cumhurbaşkanı, öteki Milli Eğitim bakanı, beriki bilmem nerenin belediye başkanı.
Bu Bir Nisan Yazısıdır!
Şanslıdır şair. Her aşk kayıp giderken avuçlarının arasından, birkaç şiiri unutur şairin cebinde. Mutlu biten bir aşkın beyaz atlı prensi olmayı yeğ tutar mıydı şair, dillerden hiç düşmeyen bir şiir yazmaya bilinmez, ama kârı şiirse şairin hiçbir aşk zarara uğratmaz onu.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası