çentik









Şimdi Okullu Olsak!

Dini, devlet işlerinden ayırabilen bir terim değil de bunu yapabilen halk yaratabilsek, her “Allah

Hazır mevsim de müsaitken, ilk zil çalsa yeniden ve sınıflarımıza koşsak, unutsak tüm bildiklerimizi, yeni baştan öğrensek her şeyi...

O güzel çocuklar olsak yine ve bu sefer böyle büyümesek...

Kendimize ve karşımızdakine saygıyı öğrensek ilkin, Ali topu atmadan ve Işık ılık süt içmeden, laik ya da dindar olmadan, laik ve dindar olmadan, budist ya da ateist de olmadan, tümünden evvel...

İlkokul öğretmeni yeteneğini çok önceden keşfetse ve asker olmayıp ressam olsa mesala Kenan Evren, o tuvaline fırça darbeleri indirirken biz de darbelerimizi asgariye indirsek!

Dini, devlet işlerinden ayırabilen bir terim değil de bunu yapabilen halk yaratabilsek, her “Allah” diyene “eyvallah” demeyen, cumhur kitleleri, şekilci olmayan cumhuriyetler yaratabilsek, öğrendiğimiz kelimeleri cümle içinde kullanmadan... Birinde gördüğümüz bir vaziyeti “cümle” için de kullanmadan!

Beden eğitimi öğretmeni “her topa” kafa soktuğunu görse de futbolcu olmaya ikna etse mesela, Erdoğanlardan Yılmaz olmayanını!

Her şeyin en iyisini bildiğini sanan bir futbolcu, her şeyin en iyisini bildiğini sanan bir başbakana tercih edilir zannımca...

Barış harekatlarımız başkalarının savaş nedenleri olmasa, mutlak bir “sulh” bulabilsek, Oya okula koşmadan, Ömer mısır sevmeden, iş işten geçmeden ...

Söz versek kendimize, “adam” olmaya, birilerinin adamı olmamaya, birilerine adam olmayı öğretmemeye, adamlığın tarifini, kendimiz üzerinden yapmamaya, ant içsek...

Sonra, bize enseyi bu kadar karatmaya mahal olamadığı umudunu verecek, siyasiler, gazeteciler, öğretmenler yetiştirsek yeniden.

Adnan Kahveciler, Abdi İpekçiler, Uğur Mumcular.. Kolestrolden, kalp yetmezliğinden ölen aydınlarımız olsa...

Ve öyle güzel becersek ki bunu, yıllar sonra hiç kimsenin yazısında bir Sabancı kuruluşunu hatırlatacak kadar “sa” olmaSA.

Şimdi, zil çalSA ve AB’den başlayıp yeniden çalışsak tüm alfabeyi, tümden çocuk, tümden çabuk olsak...

Ali topu atmadan, Emel eve gelmeden, atı alan Üsküdar'ı geçmeden önce...

Editör / Yazar : Ümit Buget
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 13.09.2009 20:38:40

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

sami çalışkan yazdı
bunların hepsi olsaydı herhalde ozaman da kıyamet kopar ülke yine yokolurdu


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
af00 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ümit Buget - Diğer 10 Yazısı

“14 Şubat, Habur ve El Arabası
Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?
'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!
“Tayyip Erdoğan'ın Yol Haritası
Bazen siz çok istediğinizde ve kafi derecede gayret gösterdiğinizde hayat topu önünüze yuvarlayıverir... Hagi'li bir takım, basiretsiz bir belediye başkanı, artık istediğinizi elde etmek için neye ihtiyacınız varsa!
Noel Amca!
İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca?
Yağmur yağsa, şimşek çaksa...
Meğer sözlerini “sırılsıklam" diye hatırlamaya çalıştığım melodi Teoman'ın “Paramparça"sının nakaratıymış.. Bu şarkının Ortaçgil versiyonu, sabahtan yatana kadar aynı şarkıyı dinleyen kulaklarımız için hoş bir mola olabilir diye düşündüm.
Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor...
Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Önce insanım ben!
Hem böyle yapınca ne Yılmaz Özdil gibi kendimi zorlayıp Gazze için bir şeyler yapmayı alaturka bulmam gerekiyor ne de insanlık dışı bir saldırıda yanıma Hitler'i alıp ne kadar İsrailli varsa topyekûn üstlerine saldırmam...
Sevgili Günlük!
“Ölmedikçe, yaşat umutları, Bir dala tutun her zaman. Eğer, hiç ağaç kalmamışşa, etrafta, Bir ağaç dik hatta” dedik, kendimize.
23 Nisan, 23 İnsan
Bir 23 Nisan'da daha; Başbakan olacak bir çocuk, bir başkası Cumhurbaşkanı, öteki Milli Eğitim bakanı, beriki bilmem nerenin belediye başkanı.
Bu Bir Nisan Yazısıdır!
Şanslıdır şair. Her aşk kayıp giderken avuçlarının arasından, birkaç şiiri unutur şairin cebinde. Mutlu biten bir aşkın beyaz atlı prensi olmayı yeğ tutar mıydı şair, dillerden hiç düşmeyen bir şiir yazmaya bilinmez, ama kârı şiirse şairin hiçbir aşk zarara uğratmaz onu.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası