çentik









Sokrates

Tam Soktates’in bilgeliğinin zirve yaptığı ve onu şeyh yapmaya karar verdikleri sırada, Sokrates bir kez daha bombayı patlatmış: “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” Bu muhteşem(!) sözle, mütevazi bir imaj çizmekten ziyade, Sokrates’in yegane amacı kendi kişisel şovunu sergilemektir.

 
Konu felsefe oldu mu, hemen hemen herkesin aklına gelen ilk isim Sokrates’tir. Öyle popülerdir ki felsefeden hiç haz etmeyen, mümkün mertebe uzak duran ve konudan bihaber insanların bile hafızalarında yer etmiştir. Belki de Sokrates’in bu kuvvetli imajından kaynaklanıyor olsa gerek, filozof dendi mi zihnimizde, yalnızca beyaz bir örtü giymiş, ayakları kısmen çıplak ve genellikle pasaklı adamlar canlanır.
Sokrates, her ne kadar baş tacı edilen bir figür olsa da bir başka perspektiften durum hiç de öyle değildir. Kendisi, her şeyden önce, her filozof gibi epey boş vakti olan bir arkadaşımızdır. Hayatının henüz erken dönemlerinde bu vakit bolluğunu fark eden Sokrates, uzun bir süre kendini sıkıntıdan kurtaracak bir meşguliyet aramıştır. Uzun uzun düşünüp taşındıktan sonra bir çözüme varamamış ve nihayet “hazır bu kadar düşündüm, kaptırıver gitsin” diyerek felsefeye ilk adımlarını atmıştır. 
Bu kaptırıp gitme haline “felsefe” ismini veren Sokrates, önüne çıkan her şeyi didik didik incelemiş ve yerli yersiz fikir beyan etmiştir. Laf ebeliği konusunda ihtisas da yapmış olduğunu bildiğimiz Sokrates’in iki dakika susup köşede efendi efendi oturduğuna dair bir rivayet yoktur.
Uzun savaşların, türlü badirelerin ve sosyo-ekonomik problemlerin ardından, Atina Halkı’nın tam da hayattan keyif almaya başladığı bir sırada, Sokrates pis pis sırıtarak yanlarına yaklaşmış ve “sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez” deyivermiş.
Bir kısım Atinalı henüz “sorgulamak nedir, ne değildir” diye düşünmeye fırsat bulamadığından, Sokrates’i hiç dikkate almamış, “delidir ne yapsa yeridir” edalarıyla kendisini geçiştirivermiş. Öte yandan başka bir grup Atinalı bu sözden çok etkilenmiş ve hemen hayattan keyif almayı bırakarak sorgulama işine girmişler. Sorgulanmayan bir hayat yaşanmaya değer mi, değerse ne kadar değer, böyle bir hayatın şartı şurtu nedir, bunlar kaç başlık altında toplanır gibi abudik gubudik sorular sorarak hayatı kendilerine zindan etmişler. 
Sokrates’in öğrencisi olma gafletine düşen bu şanslı(!) grup Sokrates ne emrederse yapıyor, ne derse inanıyormuş. Tam Soktates’in bilgeliğinin zirve yaptığı ve onu şeyh yapmaya karar verdikleri sırada, Sokrates bir kez daha bombayı patlatmış: “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” Bu muhteşem(!) sözle, mütevazi bir imaj çizmekten ziyade, Sokrates’in yegane amacı kendi kişisel şovunu sergilemektir. Zira o sıralar kendisi henüz bilmiyor olsa gerek; “aşırı mütevazilik de kibirdir.”
 
 
 
Zaten Sokrates’in diyaloglarını okuyan birisi, egosunun büyüklüğünü rahatlıkla fark edebilir. Henüz güneşin ilk ışıklarıyla beraber kendisini sokaklara atan Sokrates, gözüne kestirdiği herkesi bir köşede durdurur ve hayata dair tuhaf  sorular sorar.  Hal hatır sormak gibi bir nezaketi bulunmayan Sokrates’in tek derdi karşısındakinin kara cahilliğini yüzüne vurmaktır. Bundan tarifi imkansız bir haz alır. Olur da karşısındaki hiç de kötü olmayan felsefi bir düşünceyle gelirse, Sokrates onun her lafını türlü laf oyunlarıyla çürütür, aşağılar, hayata küstürür ve evine gönderir.
Özetle, felsefe tarihinin mihenk taşlarından biri olan Sokrates, farklı bir pencereden bakıldığında hiç de sanıldığı gibi muazzam biri değildir. Tam aksine renksiz, soluk bir kişiliktir. Olur da tüm bu anlattıklarımdan sonra hala daha Sokrates figürü zihninizde canlanmadıysa, Şirinler’deki Gözlüklü karakterini gözünüzün önüne getirmeniz yeterlidir… 

Editör / Yazar : Ali Sekban
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 16.04.2010 16:35:57

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
b70a (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ali Sekban - Diğer 10 Yazısı

Bir Hikaye: Orman
Zamanla yaşamsal ihtiyaçlarımzı rahatlıkla karşılamaya başladık. Sanırım tam da bu sıralar ormana dair sorularımız artar oldu. Yoktan var olamazdık, bize can veren bir annemiz olmalıydı . İyi de neden bizi bu izbe yere bırakıp gitmişti?
Anarşizm
Anarşizm, doğru anlaşıldığında belki de insanlara en cazip gelen sistem. Fakat, sunduğu tüm bu güzelliklere rağmen anarşizm yalnızca bir ütopyadan ibaret. Çünkü ilk bakışta güzelliğiyle insanı büyüleyen bu sistem, kendi içinde sayısız çelişki barındırmakta…
Gitmek...
Gitmek.. Zincirlerin paramparça.. Yüzünde tatlı bir tebessüm, Dilinde “Ey Özgürlük
Sokrates
Tam Soktates’in bilgeliğinin zirve yaptığı ve onu şeyh yapmaya karar verdikleri sırada, Sokrates bir kez daha bombayı patlatmış: “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” Bu muhteşem(!) sözle, mütevazi bir imaj çizmekten ziyade, Sokrates’in yegane amacı kendi kişisel şovunu sergilemektir.
Ansiklopedilerin Faşist Yüzü
Lakin büyüdük ve hayat değişti. Değişirken bizleri de değiştirdi. Ya da değişen bizlerdik hayat hep aynı kaldı. Kendi değişimlerimizden sorumlu tuttuk hayatı…
Kadınlar Ne İster?
Güçlü olmak gayet yeterli bir meziyetti ve düz mantığın ötesine geçmeye hiç ihtiyaç yoktu. Nasıl ki bir mağazaya girip de gözüne ilişen ilk ceketi alıp çıktıysa, gözüne çarpan ilk güzelin peşinden koşmayı da adet edindi...
Spinoza, Din ve Tanrı
Tanrı planlardan ve amaçlardan bağımsız olduğu için, hiçbir şeyi insanı amaç edinerek ve onu merkeze koyarak yaratmamıştır. İnsanın değeri bitkilerden ve hayvanlardan çok da farklı değildir.
Sevgililer Günü
Sevgili bir ömre sığdırdığınız sayısız zevktir belki. Komplekslerinizi tatmin etmek için aradığınız farklı tatlardır. Yahut maceralarınıza yüklediğiniz eş anlamlar.
Kapitalizm
Toplumlar; demokrasi, hak ve özgürlük istedi. Kapitalizm hiç düşünmeden kabul etti. Ancak, tüm bunların sınırlarını daima kendi çizdi. Nerede nasıl kullanılacağına kendi karar verdi. İnsanlar itiraz dahi etmediler.
Kariyer Derdi
Çalışma temposu o kadar ağırdı ki bizi motive etmek için güzel bir neden sundular: “Hele bir okula gir rahat edeceksin, bu kadar sıkı çalışman gerekmeyecek!
Filozofa Sövgü
Kısır bir döngüde devriliyordu yaşamı. Yalnızlığı kinini, kini kibrini, kibri yalnızlığını körüklüyordu. Ve nihayet saçmalıyordu: “Felsefe, dünyayı Tanrı'nın gözünden görme çabasıdır.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası