çentik









Spinoza, Din ve Tanrı

Tanrı planlardan ve amaçlardan bağımsız olduğu için, hiçbir şeyi insanı amaç edinerek ve onu merkeze koyarak yaratmamıştır. İnsanın değeri bitkilerden ve hayvanlardan çok da farklı değildir.

     

   Hazır “Spinoza” dersi sınavı için gecemi gündüzüme katmışken, kendisi ile ilgili bir makale yazarak, küçük de olsa felsefi bir chentick atmak istedim. Ayrıca Spinoza Felsefesi'nin sınırlarında dolaşarak- dolaşır gibi yaparak- sahte bir entel figürü olarak ortaya çıkma niyetinde de olabilirim. Gelin görün ki dört senelik felsefe lisansım boyunca adam gibi öğrenebildiğim bir tek filozof vardır (Kant), geriye kalan hepsi bir kulağımdan girip diğerinden çıkmıştır.

    Gerçi Felsefe bölümündeki kaç öğrencinin aklında kaç filozof kalmıştır, derslere hangi amaçla gelmişlerdir, okula geçerken mi uğramışlardır, bunların hepsi tartışmaya son derece açık konulardır. Kısaca Spinoza’ya dair bilgim, Spinoza ve felsefesi hakkındaki derin görüşlerimden değil, tamamen not kaygısıyla okuduğum bir kaç sayfa yazıdan ibarettir. Aşağıda Spinoza’nın felsefesine dair bulacağınız bilgiler az çok internetteki kaynakların gündelik dile çevirisidir.
 
    Her şeyden önce belirtmekte yarar var; Spinoza dediğimiz arkadaş aşmışın önde gidenidir. En azından bende böyle bir izlenim bırakmıştır. Çağının çok ötesinde düşünmüştür. Özellikle din ve tanrı konusundaki fikirleriyle literatüre çok farklı bir bakış getirmiştir. Spinoza’nın yaptığı şey geleneksel tanrı anlayışına karşı atılmış ciddi bir adımdır. Amacı tanrı hakkındaki (kendince) gerçekleri dile getirmektir.
       
    Geleneksel tanrı anlayışına göre, tanrı kendinden ayrı bir evren yaratmıştır. O evren tanrının bir parçası değildir. Tanrı o evrenin dışından bizi izlemektedir. Bu yaradılış, tanrının özgür iradesinin bir sonucudur. Eğer tanrı isteseydi evreni ve insanı yaratmayabilirdi. Bu yaradılış insan merkezlidir. Dünyada var olan her şey insan için tasarlanmıştır. Örneğin, hayvanlar ve bitkiler insanların besin kaynağıdır. Denizler, toprak, kayalar insanların hizmetine sunulmuştur.
 

  


    Spinoza’ya göre tanrı var olan tek varlıktır. O sonsuzdur. Sonsuz olduğu için var olan her şey onun bir parçasıdır, onun içindedir. Tanrının varlığı, sonsuz olduğu için her yere uzanır. Var olan her şey onun varlığının bir uzantısıdır. Her şey, onun varlığının ZORUNLU bir sonucudur. Yani şöyle bir durum/ihtimal düşünülemez: Tanrı diğer varlıkları yaratmadı.

    Tanrı sonsuz sayıda özelliğe sahip olduğu için, özelliklerinden biri diğer varlıklara can vermek olacaktır. Aksi, yani vermemesi gibi bir durum mümkün değildir. Yani Spinoza, tanrının evreni özgür iradesi ile yaratmadığını savunur. Tam bu noktada Spinoza’nın görüşü klasik din anlayışı ile çelişir. Yukarıda belirttiğim gibi, klasik din anlayışına göre, tanrı dileseydi evreni ve diğer varlıkları yaratmayabilirdi. Oysa Spinoza, böyle bir şeyin mümkün olamayacağını, bunun tanrının niteliklerine ters düşeceğini iddia eder. Spinoza’ya göre, eğer bir tanrı varsa, mutlaka diğer varlıklar da olmak zorundadır. Çünkü bu tanrının varlığının doğal ve zorunlu sonucudur.

    Tanrının bir özgür iradesi olmadığından hareketle, tanrının planlardan ve amaçlardan da bağımsız olduğuna gelir Spinoza. Evrende olup biten her şey tanrının varlığının zorunlu sonucudur, tanrının bir plan yaptığı, amaç edindiği ve bu plan-amaca göre hareket ettiği yoktur. Tanrı planlardan ve amaçlardan bağımsız olduğu için, hiçbir şeyi insanı amaç edinerek ve onu merkeze koyarak yaratmamıştır. İnsanın değeri bitkilerden ve hayvanlardan çok da farklı değildir. Bu da Spinoza’nın felsefesiyle klasik din anlayışının çeliştiği ikinci noktadır.

    Spinoza’nın bu felsefesi panteizm’e (panteizm= tanrı her yerdedir ve her şey onun bir parçasıdır) benzetilebilir. Fakat Spinoza, her ne kadar tanrı kelimesini pek çok defa kullansa da, tanrıyı doğa/evren ile eş tutmuştur. Bunda şaşılacak pek bir şey olmasa gerek, zira “tanrı her yerdedir” demek, üstüne “tanrının bir özgür iradesi yoktur”u eklemek bizi bu sonuca götürür. O nedenle Spinoza’nın tanrı tanımı ile panteistlerin tanımı farklı gibi gözükmektedir. Hatta Spinoza’nın ateist olduğu bile iddia edilebilir. Gerçek olan tek şey, Spinoza’nın görüşlerinin çok radikal oluşudur. Öyle radikaldir ki hem ateist çevrelerden hem dindar çevrelerden tepkiler alabilmiştir.


 

Editör / Yazar : Ali Sekban
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 19.02.2010 12:10:37

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

alev yazdı
Yazınızdan öğrendim ki ben Spinozacıymışım...


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
eef2 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ali Sekban - Diğer 10 Yazısı

Bir Hikaye: Orman
Zamanla yaşamsal ihtiyaçlarımzı rahatlıkla karşılamaya başladık. Sanırım tam da bu sıralar ormana dair sorularımız artar oldu. Yoktan var olamazdık, bize can veren bir annemiz olmalıydı . İyi de neden bizi bu izbe yere bırakıp gitmişti?
Anarşizm
Anarşizm, doğru anlaşıldığında belki de insanlara en cazip gelen sistem. Fakat, sunduğu tüm bu güzelliklere rağmen anarşizm yalnızca bir ütopyadan ibaret. Çünkü ilk bakışta güzelliğiyle insanı büyüleyen bu sistem, kendi içinde sayısız çelişki barındırmakta…
Gitmek...
Gitmek.. Zincirlerin paramparça.. Yüzünde tatlı bir tebessüm, Dilinde “Ey Özgürlük
Sokrates
Tam Soktates’in bilgeliğinin zirve yaptığı ve onu şeyh yapmaya karar verdikleri sırada, Sokrates bir kez daha bombayı patlatmış: “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” Bu muhteşem(!) sözle, mütevazi bir imaj çizmekten ziyade, Sokrates’in yegane amacı kendi kişisel şovunu sergilemektir.
Ansiklopedilerin Faşist Yüzü
Lakin büyüdük ve hayat değişti. Değişirken bizleri de değiştirdi. Ya da değişen bizlerdik hayat hep aynı kaldı. Kendi değişimlerimizden sorumlu tuttuk hayatı…
Kadınlar Ne İster?
Güçlü olmak gayet yeterli bir meziyetti ve düz mantığın ötesine geçmeye hiç ihtiyaç yoktu. Nasıl ki bir mağazaya girip de gözüne ilişen ilk ceketi alıp çıktıysa, gözüne çarpan ilk güzelin peşinden koşmayı da adet edindi...
Spinoza, Din ve Tanrı
Tanrı planlardan ve amaçlardan bağımsız olduğu için, hiçbir şeyi insanı amaç edinerek ve onu merkeze koyarak yaratmamıştır. İnsanın değeri bitkilerden ve hayvanlardan çok da farklı değildir.
Sevgililer Günü
Sevgili bir ömre sığdırdığınız sayısız zevktir belki. Komplekslerinizi tatmin etmek için aradığınız farklı tatlardır. Yahut maceralarınıza yüklediğiniz eş anlamlar.
Kapitalizm
Toplumlar; demokrasi, hak ve özgürlük istedi. Kapitalizm hiç düşünmeden kabul etti. Ancak, tüm bunların sınırlarını daima kendi çizdi. Nerede nasıl kullanılacağına kendi karar verdi. İnsanlar itiraz dahi etmediler.
Kariyer Derdi
Çalışma temposu o kadar ağırdı ki bizi motive etmek için güzel bir neden sundular: “Hele bir okula gir rahat edeceksin, bu kadar sıkı çalışman gerekmeyecek!
Filozofa Sövgü
Kısır bir döngüde devriliyordu yaşamı. Yalnızlığı kinini, kini kibrini, kibri yalnızlığını körüklüyordu. Ve nihayet saçmalıyordu: “Felsefe, dünyayı Tanrı'nın gözünden görme çabasıdır.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası