çentik









Sportif Bir Köprü: Briç

Briç anlatması zor, oynaması daha da zor bir oyundur. En temel olarak 4 adet

Dünyanın en az sportif insanından en ekstrem olmayan sporu BRİÇ!!
 
Bu yazıda da göreceğiz ki briç(bridge) şimdiye kadar bildiğimiz köprülerden birazcık farklıdır. Bir kere kuşaklararası bir köprüdür. Herkesin ailesinde ya babası ya teyzesi ya amcası birileri mutlaka briç oynuyordur ve yeni jenerasyon briç'in adını mutlaka duymuştur. Ama asla nasıl bir oyun olduğunu bilmez. Briç'in tek olayı bir kağıt oyunu olması ve bu temelle batak ve king'le olan benzerliğidir. Kişi merakını yenmek adına bir briç kulübüne giderek işe başlar. Bir iki ders gider öğrenmeye, sonra zor gelir, batak'ına geri döner. Yok eğer sevdiyse bu SPORu bir daha da kolay kolay bırakmaz (briç'in neden bir spor olabileceğinin cevabını ileriki paragraflara bırakıyorum). Ama hayatı boyunca bir kumarcı yaftasıyla yaşamak zorundadır. Diğer yandan bricin kendine has dili vardır ve briç bilmeyen arkadaşlarınız arasında konuşurken size inanılmaz karizmatik bir hava katar.Genel oyuncu profili bu şekildedir.
 
Neden Briç?
 
Şimdi gelelim "briç nedir?"e... Briç kelimesi ingilizcede bridge adıyla bilinen oyunun (tamamen tembel işi olarak) okunuşunun türkçeye kazandırılmasıyla oluşmuştur. İngilizcede neden bridge adını aldığıyla ilgili olarak ise çeşitli efsaneler söz konusudur. Kimileri, 1856 Kırım savaşı sebebiyle İstanbul'da bulunan İngiliz askerlerinin Galata köprüsünün altındaki kahvelerde oynadığı bir oyun olduğu için bu adı aldığını söyler; kimileri ise, yine Galata'nın iki yakasında oturan ailelerin Galata köprüsünü kullanarak bu oyunu oynamak için bir araya gelmeleri sebebiyle bu adı aldığını iddia ederler. Üçüncü ve son açıklama ise akla en yatkın olandır; oyun sırasında partneriniz ile aranızda görünmez olarak varolan köprüyü temsilen bu isim kaçınılmazdır. 
 
Anlatılmaz, Oynanmaz!
 
Briç anlatması zor, oynaması daha da zor bir oyundur. En temel olarak 4 adet "briç bilen" oyuncuya ihtiyacınız vardır ki bu aslında oyunun en zor kısmıdır ve hep bir "Briç'e dördüncü aranıyor" durumu söz konusudur. Şayet şanslıysanız ve 4 tane briç oyuncusu bulabildiyseniz ikinci işiniz 52'lik bir oyun kağıdı destesi ve 4 tane bidding box bulmak olmalıdır. Her şey hazırsa oyunu anlatmaya başlayabilirim. Kare masamızda herkes bir yön ismiyle oturur ve karşılıklı oturan kişiler birbirinin partneri ya da ortağı olarak adlandırılır. Benim tavsiyem hem Türkçe olması sebebiyle hem ileride bolca yanlış anlaşılmaya yer vermemek için ortak denmesi (zira hem cinsiniz olan partneriniz için "partnerimden ayrıldım" şeklinde bir cümle kurduğunuzda garipseyen bakışlar olabiliyor). 


 


Şşt Çocuk Uyuyor!
 
Oyunumuz iki kısımdan oluşuyor:konuşmalar kısmı ve kart oyunu kısmı. Amacımız puanlar ve renklerin dağılımı çerçevesinde elimizdeki kartları partnerimize anlatabilmek ve onun kartlarıyla birlikte en uygun seviye ve renkteki kontratı belirlemek, oynamak ve kontratı yapmaktır. Fakat bunu gerçekleştirmek tabiki kolay olmayacaktır, çünkü KONUŞMAK YASAK!! Yani aslında konuşmak yasak değil sadece sözlü iletişim kurmak yasak. İşte burada devreye bidding box'larımız giriyor. Bunlardan yararlanarak oyuncular ellerini en iyi anlatacak konuşmaları yapmaya çalışırlar, tabi rakip de boş durmaz onların anlaşmalarını zorlaştırmaya ve kendi ellerini de birbirlerine anlatmaya çalışırlar. 

 


 
Bu şekilde iki takım(kuzey-güney takımı ve doğu-batı takımı) birbirleriyle yarışarak ihaleyi kazanmaya çalışır. En yüksek kontratı belirleyen taraf ihaleyi kazanır. Bu takimin bir oyuncusu dekleran, diğer bir oyuncusu "yer(dummy)" olur. Dummy kartlarını masaya açık olarak dizer ve artık tek görevi dekleranın istediği kartları vermektir. Herkes kartları kendi önüne atarak 13 eli oynarlar. Oyun sonunda doğu-batının iddia ettiği kontratı kaç fazla ya da az yaptığına bakılarak takımlara puanları yazılır. Oyun temel olarak bu düzende ilerlerken bir takım kurallara uyulması gerekir. Mesela, diğer kart oyunlarının aksine büyütmek ya da çakmak zorunlu değildir. Tek yapmanız gereken oynanan kağıdın cinsine uymaktır, büyük ya da küçük atmak sizin insiyatifinize kalmıştır. 
 
Kumar mı, Spor mu?
 
Gelelim Briç'in spor olması durumuna... Turnuva bricinde şans faktörünü sıfıra indirmek adına 52'lik kartlar "board" denilen her bölümünde 13 kart olan 4 bolmeli kutulara yerleştirilmiş olarak masalara dağıtılır. Her oyuncu kendi yön isminin yazılı olduğu kısımdan kartları alır ve oyun bittikten sonra kartları yine aynı göze koyarak bir sonraki masaya gönderilir. Böylece her masada aynı eller oynanır. İkili turnuvalarda "doğu-batı" ve "kuzey-güney"ler kendi aralarında sıralanır. Takım maçları ise ikişer masa arasında yapılan maçlar sonucunda puanlandırılır. Bir takımın iki oyuncusu bir masada kuzey-güney otururken takımın geri kalan iki oyuncusu diğer masada doğu-batı oturur. Böylece aynı kartlar için bir tarafta defans yaparken diğer masada kontratı yapmaya çalışan taraf olurlar. Kısacası "şanssızdık bize az puan geldi" ya da "kötü el geldi" deme şansınız yoktur çünkü diğer masada da rakibin diğer iki oyuncusuna bu "kötü" kartlar gelecektir. Turnuva bricinin bir diğer özel durumu da masalarda "perde" olmasıdır. Bunlar masaları köşegenindeki tahta duvarlar olarak düşünülebilir (gözünüzde canlandırmakta zorlandıysanız yandaki resimden yardım alabilirsiniz). Perdenin amacı iki ortak arasında illegal bilgi alışverişine engel olmaktır. Çünkü partnerinizin düşünüp düşünüp verdiği bir deklareyi görmek sizin için altın değerinde bir bilgi olabilir zaman zaman. 
 
Ve Mesaj Zamanı!
 
Verilecek sosyal mesajımız: Onlar kumar oynamıyor. Bu dünya çapında şampiyonaları, olimpiyatları yapılan ve ülkemizde de federasyonu bulunan bir spor. Satranç ne kadar damaya benziyorsa briç de o kadar batağa benziyor varın gerisini siz düşünün. 

 


 
Asuman Çakıroğlu
a_suu@hotmail.com

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Ekstrem Sporlar
Tarih : 11.05.2009 20:33:00

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

Ahmet Demirel yazdı
Seneye briç kurslarımıza senin bu yazını okutarak mı başlasak ki acaba=) güzel yazılarının devamı gelir umarım hızlı hızlı...


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
50e8 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası