çentik









Sporun Oscar'ı : Laureus

Yok ben onları da yapamam diyorsanız, işte ülkem şartlarında birkaç alternatif: koşu yerine üst geçidi kullanmayıp E-5'ten koşarak karşıya geçmek, engelli koşu yerine yağmurun yarattığı gölcüklerin üzerinden atlamak, boks yerine öndeki aracın şoförünü dövmek, bayraklı koşu yerine kapkaçla çantayı kaptırmak gibi gibi çoğaltmak mümkün

Sporun Oscar'ı sayılan Laureus spor ödülleri bu sene ekonomik kriz engeline takıldı. Her sene birbirinden ünlü ve başarılı pek çok sporcunun katılımıyla gerçekleştirilen ödül törenlerini zamana yaymaya karar vermişler. Bir dizi sunum eşliğinde mayıs ve haziran aylarında ödüller sahiplerini bulmaya başladı, geriye aslında bizim başlığımızı en çok ilgilendiren ‘aksiyon sporcusuödülü kaldı.

Önce bir tanımak lazım; kim bu ödülü verir, neyin nesi, kimin fesidir, babası ne iş yapar. Laureus  ilk olarak 1999 yılında Daimler ve Richmont hamiliğinde ve Mercedes-Benz, IWC Schaffhausen ve Vodafone'un katkılarıyla kuruldu. İlk ödül töreni 25 Mayıs 2000'de Monte Carlo'da gerçekleşti. Geçen sene ise St.Petersburg'da Putin'in katıldığı törende ödüller sahiplerini bulmuştu.

Ünlü spor yazarları, eleştirmenleri ve yayımcılarının da içinde olduğu bir seçici kurul öncelikle 5 kategoride 6'şar aday belirliyor, ki bunlar yılın erkek sporcusu, yılın kadın sporcusu, yılın takımı, yılın çıkışı ve yılın geri dönüşü. Ayrıca yılın engelli sporcusu ve yılın aksiyon sporcusu dallarındaki seçmeleri de bu konuda uzman jüri heyeti yapıyor. Ardından Laureus bünyesindeki spor akademisinin de üyesi olan 46 ünlü sporcuyu kapsayan jüri belirlenen adaylar arasından yapılan gizli oylamalarla kazananları belirler. Bu gizliliği ve tarafsızlığı o kadar ciddiye alıyorlar ki kontrolü ünlü bir denetim firmasına yaptırıyorlar- Türkçe karşılığı Ayşe Özgün'ün Danone'ye ya da Uğur Dündar'ın yumurtaya onay vermesi.

Onayımızı aldığımıza göre bakalım bu ödülü kazanmak için neler yapmak gerekiyormuş?

Yılın Kadın Sporcusu - Yelena İsinbayeva

Sırıkla 5.05'e atlayan tek kadın olmak, 26 yaşında 26 tane dünya rekoru kırmak, 9 tane dünya şampiyonluğu kazanmak, vb.
 


Yılın Erkek Sporcusu - Usain Bolt

100 metreyi 9.69 saniyede, 200 metreyi 19.30 saniyede, 4x100 metre bayrak koşunu 37.10 saniyede dünya rekoru kırarak koşmak, gelmiş geçmiş en hızlı adam unvanını almak, bir de bunları sadece 4 sene önce geçirdiğiniz sakatlıklara rağmen yapmak, vb.

Yılın Engelli Sporcusu - Daniel Dias

16 yaşında yüzmeyi öğrenmeye başlayıp, 2 ayda 4 stili birden öğrenip, 20 yaşına geldiğinde ise Beijing'e gidip  4 altın, 4 gümüş ve 1 bronz ödül alıp eve dönmek, bir senede 8 yarışta 8 altın madalya kazanmak, bu sırada iki kolunuz ve bir bacağınızdaki sakatlığı unutmak, vb.
 


Yılın En İyi Çıkış Yapan Sporcusu - Rebecca Adlington

Olimpiyatlardan sadece birkaç ay önce cevherinizin farkedilmesini kafaya takmadan gidip yüzmek, üstüne 48 yıldır bayanlar yüzmede şampiyonluk nedir unutan ülkenize bir değil iki tane altın madalya ile dönmek (400 ve 800 metre serbest), 19 yaşında en son doğduğunuz yıl kırılan bir rekoru kırmak, vb...
 


Yılın En İyi Geri Dönüş Yapan Sporcusu - Vitali Klitschko

En yüksek nakavt oranına(%92) sahip olmak, ringin dışında bir de akademik hayatta başarı kazanıp doktoranızı almak, boksa geri döndüğünüzde pekçok kereler dünya şampiyonu olmak, olamasanız bile doktor tavsiyesi ile teknik nakavt alarak maçtan çekilmek zorunda kalmak, vb.

Yılın En İyi Takımı - Çin Olimpiyat Takımı

51 altın, 21 gümüş, 28 bronz madalya almak, jimnastik, dalma, masa tenisi gibi dallarda neredeyse bütün madalyaları almak, bunun yanında okçuluk, eskrim, kürek gibi eskiden çok iddialı olmadığınız dallarda da önemli dereceler kazanmak...

Diyelim bunları yapamıyorsunuz, o zaman eski yılların kazananlarından Lance Amstrong, Rodge Federer, Tiger Woods, Juan Pablo Montoya, Serena Williams olmayı denemek yapılabilecekler listesinin alternatifleri arasında.

Yok ben onları da yapamam diyorsanız, işte ülkem şartlarında birkaç alternatif: koşu yerine üst geçidi kullanmayıp E-5'ten koşarak karşıya geçmek, engelli koşu yerine yağmurun yarattığı gölcüklerin üzerinden atlamak, boks yerine öndeki aracın şoförünü dövmek, bayraklı koşu yerine kapkaçla çantayı kaptırmak gibi gibi çoğaltmak mümkün. Yani anlayacağınız şansımız yüksek. Ben seneye bir türlü yaranamadığım insanlar için, ağzımla kuş tutma dalında ödülü almakiçin savaşıyor olacağım mesela!
 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Ekstrem Sporlar
Tarih : 03.07.2009 00:32:34

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
22e4 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası